Rojava’da düzenlenen DAİŞ konulu forumda katılımcılar DAİŞ çetelerinin mutlaka uluslararası bir mahkemede yargılanması ve AKP gibi ortaklarından da hesap sorulması gerektiğini ifade etti.
Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi (Navenda Rojava a Lêkolînên Stratejîk - NRLS) tarafından organize edilen uluslararası DAİŞ forumunda DAİŞ çetelerine verilen uluslararası destek, bunun doğurduğu hukuki sonuçlar ve bundan sonra yapılacak yargılamalar ve alınacak tedbirlerin esası konuşuldu.
Berivan Xalid: DAİŞ’in yargılanması öncelikli talebimiz
Forumda konuşan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Berîvan Xalid, Kuzey ve Doğu Suriye’de verilen büyük bedeller sayesinde DAİŞ’in karadaki varlığına son verildiğini kaydetti. Düzenlenen formun da bunun bir ürünü olduğuna dikkat çeken Xalid, DAİŞ tehlikesinin devam ettiğini ve uluslararası kamuoyunun bölgeye yönelik desteğinin devam etmesi gerektiğini kaydetti. ”DAİŞ’in burada yargılaması, öncelikli talebimizdir” diyen Xalid, tüm güçlerin yeni bir strateji ile DAİŞ’e karşı mücadeleyi sürdürmesi gerektiğini kaydetti.
Muslim: DAİŞ cezasız bırakılmamalı
Fırat Bölgesi Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Enwer Müslim ise verdikleri mücadelenin sadece Suriye halkları için olmadığını ve tüm dünya için verilmiş bir mücadele olduğuna dikkat çekti. Yakalanan DAİŞ üyelerinin Suriye’de yargılanması gerektiğine vurguda bulunan Muslim, DAİŞ ve benzeri yapıların bir daha dünya halklarının başına musallat olmaması için cezasız kalmamalarını istediklerini söyledi.
Hecî: DAİŞ uluslararası pazarlık konusu olmamalı
Muslim’in konuşmasının ardından Şengal Meclisi Eşbaşkanı Hisen Hecî’nin foruma gönderdiği mektup okundu. Êzidîlerin yaşadığı soykırımda Kuzey ve Doğu Suriye Yönetimi dışında kimsenin kendilerine destek elini uzatmadığını dile getiren Hecî de ”DAİŞ meselesi uluslararası bir pazarlık konusu olmamalı. DAİŞ’e karşı bedel ödeyerek onu yenilgiye uğratan güçlerin rolü yargılama aşamasında da esas olmalıdır” dedi.
QSD DAİŞ’in bitirilmesinde ana role sahip
Forumada söz alan eski ABD kongre üyesi Thomas Alexander Garrett da Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) DAİŞ‘in bitirilmesinde büyük rol sahibi olduğunu ifade ederek, QSD’nin insan haklarını savunmak amacıyla kurulduğunu söyledi. Suriye rejimiyle siyaset yapmalarının zor olduğunu belirten Garett, ”Kuzey ve Doğu Suriye’de DAİŞ‘e karşı mücadelede büyük bir emek verildi. Bu konuları yönetimimize ulaştırmak için bir mektup kaleme alacağımı belirtmek isterim” diye konuştu.
Franceschi: DAİŞ tehlikesi devam ediyor
Garrett’in ardından konuşan Fransız yazar Patrice Franceschi de DAİŞ’in karadaki varlığını son bulmasının DAİŞ‘in bittiği anlamına gelmediğini vurguladı. ”QSD güçleri, DAİŞ’i yenilgiye uğratmada önemli bir rol sahibi oldu. Ama DAİŞ tehlikesi hala devam ediyor. Bundan sonra da DAİŞ’e karşı mücadelenin yeni formlarda devam etmesi gerektiğini fikrimi sizlerle paylaşmak istiyorum” diye belirtti.
DAİŞ katliamlarına ilişkin sunum
Suudi Arabistan özel kuvvetleri eski komutanı Seed Bin Omer de DAİŞ’in amaçlarına ulaşmak için kullandığı özel yöntemlere ilişkin bir sunum yaptı.
Bin Omer DAİŞ toplu katliam, bombalı intihar eylemleri olan vahşice öldürme yöntemlerini sosyal medya ve diğer araçlar üzerinden yayarak toplumun psikolojisinin kırmaya çalıştı. Bu tür insanlık dışı uygulamalarla toplumu etkisi altına almaya çalıştı. Fakat en kötü şey ise, DAİŞ’e karşı çıkan herkesi dinden çıktığını söyleyerek İslamiyet karşıtı ilan edip öldürmeleriydi” dedi.
Gazeteci Zana Omer de sunumunda Türk devleti ve DAİŞ arasındaki ilişkiye dikkat çekerek şöyle konuştu: “Türkiye, Osmanlı hayallerini gerçekleştirmek için Suriye ve Irak’ta DAİŞ çetelerini kullanmıştır.”Omer, Türk devletinin sınırlarını DAİŞ çetelerinin Suriye’ye geçişi açtığını da sözlerine ekledi.
DAİŞ Türkiye adına demokratik projeleri hedefledi
YPJ komutanlarından Tolhildan Ehmed de Suriye’deki halk hareketlerini, bu hareketlerin gerçek amacından sapmasında ve Türkiye’nin rolü, Rojava’daki üçüncü çizgi konularını ele aldı. Tolhildan Ehmed, DAİŞ çetelerinin Kürt bölgelerine yönelik saldırılarında Türkiye’nin desteğini aldığını, böylece bölgedeki demokratik projeleri ortadan kaldırmayı amaçladığını dile getirdi.
Türkiye bütün kaynaklarını DAİŞ hizmetine sundu
Gazeteci Fehim Taştekin de Türk devletinin, Kürt halkına darbe vurmak amacıyla DAİŞ çetelerinin Suriye topraklarına girmesini kolaylaştırdığını; Türkiye’nin istihbarat, lojistik ve askeri tüm kaynaklarını çetelerin hizmetine soktuğunu belirtti.
”Erdoğan, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt demokrasisinin, Suriye krizinin çözümü olacağından ve bunun Ortadoğu’ya yayılmasından korkuyor” diyen Taştekin, Türk devletinin Efrîn, İdlib, Cerablus ve Ezaz’da desteklediği El Nusra ve Ehrar El Şam’ın DAİŞ çetelerinden farklı olmadığını belirtti.
DAİŞ zihniyetinin bitirilmesi gerektiğini dile getiren Taştekin, “Çünkü bu zihniyet, Türkiye’de büyük oranda yayılmış durumdadır. Bu zihniyet, sadece Suriye için değil, Türkiye için de tehlike oluşturuyor” dedi.
YPG Sözcüsü Nûrî Mehmûd ise YPG/YPJ ve QSD güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’de teröre karşı nasıl durduysa bölgenin istikrarı ve güvenliğini koruyacağını belirtti. Koşulların askeri destekten öteye siyasi desteği gerektirdiğini de sözlerine ekleyen Mehmûd, DAİŞ çetelerinin dönme ihtimaline dikkat çekti.
Mehmûd şöyle devam etti: ”DAİŞ çetelerinin geri dönmesi ihtimali halen de var. Bölgede DAİŞ‘in ideolojisi daha da var. Bu zihniyet ve ideoloji tüm dünya için tehlike oluşturuyor. Askeri olarak mücadele bu tehlikenin kalkmasında yeterli olmuyor. Bu tehlikenin ortadan kalkması için askeri ve siyasi tarafların bir olması ve bu durumun kalkması için bir planlama çıkarması gerekiyor. Böylece bölgede huzur ve istikrar daimi hale gelir.”
ANHA
D’Alema: DAİŞ uluslararası mahkemede yargılanmalı
Skype aracılığıyla foruma katılan eski İtalya Başbakanı Massimo D’Alema “DAİŞ mağdurlarına ve QSD, YPG-YPJ güçlerine gönülden bağlılığımı belirtiyorum” diyerek başladığı konuşmasında şunları dile getirdi: ”DAİŞ terörüne karşı mücadele bitmemiştir. DAİŞ yargılanmalı ve uluslararası toplum konu hakkında üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Çetelerin yargılanması için oluşturulacak uluslararası mahkemeye yönelik desteğimi belirtiyorum. Suriye için huzur ve barış istiyoruz.”
DAİŞ’in panzehiri demokratik ulus felsefesidir
Foruma yazılı mesaj gönderen Kürt siyasetçi Hatip Dicle ise DAİŞ zihniyetinin bölge halkları için Muaviye ile Yezit zihniyetinin güncellenmiş hali olduğunu belirterek, ”Günümüzde de DAİŞ’e en büyük desteği Türkiye ve Katar verdi. Türkiye Osmanlıcılık hayalleriyle DAİŞ‘i bir aparat olarak kullanmak istedi. Türkiye’nin bölgeye yönelik emelleri ve işgalleri son bulmadan DAİŞ‘in son bulmasından söz edilemez. Diğer yandan DAİŞ’in yaratmak istediği karanlık ve tekçi zihniyetin panzehri ise Önder Apo’nun ortaya koyduğu ve Kuzey-Doğu Suriye’de mayasını bulan demokratik ulus felsefesidir” diye kaydetti.
Êzidî kadınlar DAİŞ’in yargılanmalarına katılacak
Qamışlo’nun Amude ilçesinde gerçekleştirilen DAİŞ konulu forumda yer alan YJŞ’li Heza Şengal, DAİŞ’in yargılanacağı mahkemede Êzidî kadınlar olarak yer almak istediklerini belirtti.
Şengal’de 2014 yılında DAİŞ’in zulmü altında esir kalan ve buradan kaçınca da YJŞ saflarına katılan Suad Murad, (Heza Şengal) gelinen noktayı ve yaşadıklarını anlattı.
2014 yılında Şengal’e yönelik katliamda Êzidî kadınların DAİŞ çetelerinin eline geçtiği dönemde esir düşen kadınlardan biri olduğunu hatırlatarak konuşmasına başlayan Heza Şengal, ”Ailemden 25 kişi DAİŞ çetelerinin eline geçmiştir. Bizi önce Irak’ta hapis tuttular ve sonra Suriye’ye getirdiler. Yine Suriye’de de kadın, çocuk, yaşlı hepimizi hapse attılar. Belli bir zamandan sonra anneleri bizden ayırdılar ve kalan genç kadınları her defasında biri gelip beğenip kendisi için satın alıyordu.
Beni de biri hizmetçi olarak aldı. Bizler onlara köle gibi hizmet ediyorduk. Sonrasında bütün Êzidî kadınlarını bir yerde topladılar. Orayı Êzidî kadınları ve kızlarının pazarı haline getirdiler. DAİŞ bizlere çok zulüm ediyor, bizi dövüyor, işkence ediyorlardı. DAİŞ’in bütün silahlarıyla her türlü kötülüğü yapıyorlardı. Êzidî çocukları, kadınları hepsi orada işkence gördü. Çocuklar annelerinden koparıldı, Raqqa onların merkeziydi, orada bizler alınıp, satılıyorduk. Binlerce Êzidî kadınının pazarlarda Daim Meydanı’nda satılmasından sonra, yüzlercesi işkence görüyor, alınıp satılıyor diye intihar etti” diye konuştu.
YPJ ve YJŞ kadınlara umut oldu
DAİŞ zulmüne karşı intihar eden kadınlardan birinin de kendisi olduğunu vurgulayan Heza Şengal, ”Üç defa intihar ettim. Bizler intihar ettiğimizde de sırf tekrar başkasına satabilmek için bize müdahale ediyorlardı. Ben de artık kendi gücüme güvendim ve bir aile aracılığıyla YPG, YPJ, QSD tarafından özgürleştirildim. Özgürleştikten sonra Şengal’e geçtim, Şengal üzerinde gerçekleştirilen 74 fermanda da kimse sahip çıkmamıştı. Ama son fermanda bizlere sahip çıkan Önder Apo’nun fikir ve felsefesi oldu” diye belirtti. ANHA