Perşembenin gelişi çarşambadan belli olurmuş. Şengal’e karşı bu kadar düşmanca söylemin sonucunun saldırı olacağı da belliydi. Nitekim KDP güçleri 3 Mart günü Şengal Direniş Birlikleri(YBŞ)’ne ait mevzilere saldırıda bulundu. Daha doğrusu AKP ile KDP’nin ortak eğitip beslediği ve adına “Roj Peşmergeleri” denen çete grupları saldırdı. 

Şimdi zaman zaman çatışma yaşandığı bilgileri geliyor ve sonucun nereye gideceği pek bilinmiyor. Herkes tarafından, söz konusu saldırının KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’nin bir haftada iki kez Kürt düşmanı Binali Yıldırım ile görüşmesi ardından gerçekleşmiş olmasına dikkat çekiliyor. Zaten taraflar da artık bunu gizlemiyorlar, “Birlikte hareket ettiklerini” açıkça söylüyorlar.

Saldırı üzerine yapılan ağırlıklı yorum, mevcut saldırının, 3 Ağustos 2014 DAİŞ saldırısının ve soykırımının bir devamı olduğu şeklindedir. 3 Ağustos 2014’te saldıran DAİŞ’in kaçırtamadığı Êzîdî Kürtleri, şimdi saldırarak KDP Şengal’den kaçırtmak istemektedir. İşin ilginç tarafı, her iki saldırı da AKP’nin yönlendirmesi temelinde olmaktadır. 3 Ağustos 2014’te DAİŞ’i Şengal’e saldırtan da AKP idi, şimdi KDP’yi saldırtan da AKP oluyor.

KDP’yi bir yana bırakalım, peki AKP’nin ve TC Devletinin Şengal’de ne işi bulunuyor? Başur ve Rojava’ya dönük saldırıyı “Sınır güvenliği için” diyerek maskeliyor. Peki Şengal’in Türkiye ile herhangi bir sınırı da yok! Belli ki AKP ve TC bir kez daha suçüstü yakalanmış bulunuyor. Yani Şengal’e yönelik düşmanlığı, burada yaşayanların Kürt ve Êzîdî olması nedeniyle yapıyor. Bu temelde AKP ve TC’nin ne kadar Kürt düşmanı ve soykırımcı olduğu gerçeği bir kez daha açığa çıkıyor. Ve sormak gerekiyor: Acaba şimdiye kadarki 73 Êzîdî fermanını da AKP soylular mı çıkarmış bulunuyor?

Belki hafif bulunacak ama, biz yine de yazalım. Mesud Barzani Ankara’dan döndükten kısa bir süre sonra mevcut saldırının olması, söz konusu saldırının Ankara’da planlandığını açıkça gösteriyor. Yani KDP’yi Şengal’e AKP saldırtmış bulunuyor. Peki ama niçin? Temel neden olarak Kürt ve Êzîdî düşmanı olduğunu belirttik. Ancak neden şimdiye kadar değil de, şimdi saldırı? Bunun nedeni de Türkiye’deki 16 Nisan referandumu ve Tayyip Erdoğan’ın başkan olma istemidir. Zaten Barzani’nin Ankara’da ağırlanmasının bir nedeni de buydu. Şimdi Şengal saldırısının bir nedeni de bu oluyor. Minbic ve Rakka’ya yönelik tahrikleri de aynı amacı güdüyor. Yani bütün bunların hepsi 16 Nisan’da referandumu kazanıp başkan olabilmek içindir. Yani adam başkan olabilmek için her şeyi yapabiliyor, dünyayı bile yakabiliyor! Pes doğrusu! Zamanında Oktay Ekşi ne güzel de tespit etmiş!

Şimdi KDP’ye gelelim ve işbirlikçiliğin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu görelim. Peki bu kadar AKP ve TC’ye bağımlı olan bir güç, nasıl olacak da “Bağımsız devlet” ilan edecek? Bu haliyle söz konusu “Bağımsızlık” ancak TC’nin sömürgesi olma anlamına gelmez mi? Burada da takke düşüyor ve kel görünüyor!

Önemli bir gözlem, KDP basını söz konusu olayı utangaç bir tavır ile veriyor. TV’lerde konuşanların çoğunun başı öne eğik ve tek bir sözü tekrarlıyorlar: PKK Şengal’den çıksın! Belli ki söylediklerine kendileri de inanmadıkları için toplumun yüzüne bakamıyorlar.

Şimdi PKK’nin Şengal’den çıkması meselesine gelelim. Farzedelim ki PKK Şengal’den çıkacak olsa bile, peki ama buna kim karar verecek? KDP mi karar verecek? KDP mi PKK’yi Şengal’e davet etti ki, şimdi de çıkmasını istiyor? PKK Şengal’e gittiğinde Şengal’de KDP’nin olmadığını herkes biliyor. Yani KDP Şengal’e PKK’den sonra ve PKK’nin izniyle girdi. Yine PKK’nin Şengal’e gidişinin DAİŞ’in geliştirdiği Êzîdî soykırımını önlemek üzere olduğunu da herkes biliyor. O süreçte BM’den Irak Başbakanına kadar herkesin PKK’ye teşekkür ettiği hala kulaklarda canlı olarak duyuluyor. Bundan önceki yazıda da belirtmiştik: Hatta Mesud Barzani’nin kendisi bile bizzat Maxmur’a giderek PKK gerillalarına teşekkür etmiş bulunuyor.

O halde sormazlar mı: Bu ne perhiz, ne lahana turşusu? Bazı KDP’liler diyorlar ki, PKK’nin işi bitmiştir, şimdi Şengal’den çıkıp gitsin! Yani böylece PKK’nin Şengal’de çok önemli bir iş gerçekleştirmiş olduğunu kendileri de kabul etmiş oluyorlar. Fakat bu sefer de PKK’nin işini kendileri belirliyorlar. Sanki PKK Yönetimi olmuşlar! 

Nereden bakılırsa bakılsın, KDP’nin yaptığı açık bir tutarsızlık ve Türklere dayanarak Kürtleri Kürdistan’dan çıkarma çabasıdır. Hem de bunu Ulusal Kongre tartışmalarının yoğunlaştığı ve Kürtlerin birliğe çok fazla ihtiyaç duyduğu bir ortamda yapıyor. Kürt soykırımcısı Türk’e dayanarak özgürlükçü Kürt’ü Kürdistan’dan çıkarmaya çalışıyor. Bir de bunu PKK’nin görüşme ve diyalog yöntemiyle sorunları çözmek için yoğun çaba harcadığı bir ortamda yapıyor. 

Belli ki KDP’nin bu yaptıklarının hiçbir izahı bulunmuyor. Bu tutumun başarı kazanma şansı da bulunmuyor. Zaten bunun için Kürtlerden ve demokratik güçlerden çok yoğun bir biçimde tepki alıyor. Dahası DAİŞ saldırısında olduğu gibi, bu sefer Êzîdî Kürtler de topraklarını bırakıp kaçmıyor. Êzîdî örgütleri ve toplumu büyük ölçüde tepki gösteriyor. Hatta silah alıp mevziye koşan yaşlı kadınlar bile var. 

Kuşkusuz PKK gerillaları Şengal’in Êzîdî Kürtlerini bu biçimde saldırıya açık bırakıp gidemezler. Onlar tarihi bir görev üstlenmişlerdir, canları pahasına da olsa bu görevi yerine getirmek, yani Êzîdî Kürtlüğü savunmak zorundadırlar. Yine örgütlenmiş bulunan Şengal Direniş Birliklerinin de sonuna kadar Şengal’i savunma görevi vardır. Tüm bu güçlerin tutumunun AKP-KDP ortak saldırılarına karşı da direniş olacağı açığa çıkmış durumdadır. Nasıl ki DAİŞ saldırısına karşı direniş destek gördüyse, şimdi AKP-KDP saldırısına karşı direniş de benzer desteği görecektir.

KDP Yönetimi, AKP’nin ve TC’nin aklına uyarak yeni bir serüvene yuvarlanmamalıdır. Onların aklı olsa kendilerine kullanır ve Kürt düşmanı faşist MHP’nin peşine düşmezlerdi. O halde KDP gerçeği görüp söz konusu tutumdan vazgeçmelidir. Hep soykırım kıskacında yaşamış olan Êzîdî Kürtlüğün kendi demokratik özerk yönetimini oluşturma ve kendi kendini yönetme hakkını tanımalıdır. Adı gibi demokrat olmanın temel gereği budur. Bu da PKK ile çatışmayı değil, tersine birlikte çalışmayı gerektirir. Acaba mevcut KDP Yönetimi yanlıştan dönerek böyle demokratik bir tutumu gösterebilecek midir? Bu sorunun cevabını da önümüzdeki günlerde öğreneceğiz!