Bugün Türkiye’de özgür irade adına hiç bir şeyin kalmaması için yemin edilmiştir. Bunun için naralar atılmaktadır.
Bu durum en iyi bir şekilde AKP’nin 22 Mayıs günü gerçekleştirdiği kongrede görüldü. Seçimle işbaşına gelmiş, hem de kendi deyimleriyle yüzde 49,5’luk oy ile Türkiye başbakanı olan bir kişi, kendi rızası dışında, azledenlerin de tek bir gerekçe göstermeden -üstelik çok başarılı gördükleri- başbakanlarını ekarte ederek, görevden aldılar. Bunca kaide ve kuralın ayaklar altına alınmasına rağmen tek ses çıkmadığı gibi, ses çıkaranlar başbakanı bizatihi görevden alanlar oldu. Görevden alınan bir sürü özür ile birlikte ne kadar da kendisini görevden azledene bağlı olduğunu, bozuk bir plak gibi tekrarlayıp duran üstelik bir başbakan var. Azledilenin yerine gelen ise azledene, "Yolumuzu yolumuz, tek liderimiz sensin" diyerek methiyeler dizdi. Bunlar yetmedi bir de kongrede bulunanlar azledenin gönderdiği mesajı ayakta izleyerek, kimisi de ağlayarak dinledi.
Özcesi, eşine ender rastlanılan bir dalkavukluk, yağdanlık, yağcılık, tırşçıkçılık derken ne kadar böyle söylem varsa hepsine denk bir davranışı hepimiz gördük.
Bugün sözün tam manasıyla dalkavukluk artık tam toplumsal bir karakter olmaya doğru giderken, korkarız ki bu gidiş tüm topluma sirayet eder.
Dalkavuk: "Kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse" oluyor. Böyle davranış gösteren kişi ve kişilere ise dalkavukçu deniliyor. Masallarda ise bu tür kişiliklerin: "Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse"ler olarak tanımlanıyor.
Özcesi çıkarcı, çıkarı için yalakalık yapan, korkak, iradesi olmayan, iradesine başkaları tarafından ipotek konulan, konulmuş olan, bunun için kendisi de olamayan tiptir dalkavuk. Kürtçede bu tiplere amiyane deyimle "tırşıkçı" denilir. Daha edebi bir söylemle şoloz da diyebiliriz.
Belirttiğimiz gibi özelde AKP ve Saray ile birlikte Türkiye’de sistemin yeni sahiplerine yalakalıkta sınır tanımayan bir yarışın olduğunu da görüyoruz. Bu tip kişilikler yani dalkavukçuluk yapanlar, ahlaki olarak çökmüş olan tiplerdir.
Bir birey kendisi olamamışsa, ya da birey olmasına izin verilmemişse böyle tiplerin her şeyi ama her şeyi yapacakları aklı çalışan her kişi tarafından tespit edilebilir. Kendisi olamayanlar tüm insanlık değerlerini satabilirler. Asalak yaşamları için o korkak ruhları için her şeyi pazarlayabilirler. Yalakalıktan tutalım da kraldan daha kralcı kesilmelerine kadar böyle onursuzluk diyebileceğimiz davranışlar içine girebilirler. Aslında bu tip yaklaşımlara davranış demekten ziyade davranış bozukluluğu demek daha doğru olur.
Zamanında, "Bu sistem, suç üreten bir sistemdir" denilmişti. Nedeni ise basittir. Bu sistem iktidarcı bir sistemdir. İktidar güç demektir. İktidar bu bağlamda sadece ve sadece boyun eğmeyi ve boğun eğdirmeyi bilen bir sistemdir. Güç üzerine kuruludur. İktidarcı yapıların genlerinde hep birilerini kişiliksizleştirerek kendilerine eklemleme vardır. Bir uzvu haline getirme vardır. Dediğimiz gibi iktidarın doğası böyledir. Bunu beğeniriz ya da beğenmeyiz, bir yerde iktidar varsa orada kişiliksizleştirme kesin vardır. Burada onursuzlaştırma kesin vardır. Burada insanların iradelerine ipotek konulduğu için kendisi olamama yani dalkavukluk mutlaka vardır.
Şimdi Türkiye’de çok ileri düzeyde bir dalkavukluğun yaşandığını görmeyen kesinlikle ya kördür ya da hakikaten dalkavuktur. İktidarın tepesindeki adam her mikrofonu ağzına götürür götürmez veriyor, veriştiriyor. Şimdi ise ağzından sadece kan sözleri akıyor. Bir siyasetçinin deyişiyle "dişleri de kanlıdır."
İktidarların en tehlikeli olanı ise sonrada görmelerde ortaya çıkanıdır. Öyle ki iktidar olanaklarına ezelden beri kullanma imkanı bulamayanlar birden bire böyle bir iktidar imkanı gördüklerinde ilk işleri geçmişin tüm ezilmişliklerini insanlara ödeterek egolarını tatmin etme halleridir. Türkiye’de bu böyle midir değil midir ayrı bir tartışma konusudur. Ancak iktidar geni taşıyan, iktidarın imkanlarını ellerinden bulunduranların sadece ve sadece uydu kişilikler istedikleri açıktır. Uyduruk kelimesi bunun için iyi bir kelimedir. Yine uydurukluğun bir ötesi olan dalkavuklukta bu bağlamda iyi bir isimlendirmedir.
Evet, Türkiye’de yeni iktidar odakları iktidar sistemine dokunmadılar. Yeni iktidar odakları sadece ve sadece iktidarı ele geçirerek yeni iktidarın nimetlerinden yararlanıyorlar. Böyle olunca iktidara gelenler yeni de olsalar yapacakları ve yaratacakları sadece ve sadece dalkavuk yaratmaktır. Kaldı ki bu yeni yetmeler en az 14 yıldır bu iktidarcı sistemin tüm nimetlerinden yararlanmaktadırlar.
Bunun için sorun sadece yeni iktidarlarla uğraşma ve bunlara karşı mücadele etmenin çok ötesinde tüm iktidar odaklarına karşı gerekli olan bir mücadelenin yürütülmesidir.
Bu bir gerçek olurken, diğer bir gerçek ise yeni yetmeler artık Türkiye’nin tümüne oynar oldular. Bundandır ki tam itaat istemektedirler. Tam diktatörlük, tam diz çöktürmeyi ya da diz çökmüşleri ister. Diz çökenlerin ise halkın tabiriyle dalkavuk olacakları açıktır. Dalkavukçuluğun ise gelişen ve kurumlaşan faşizmde moda haline geleceği ise bir kehanet değildir.
Yeni Türkiye’de, milliyetçi-dinci faşist diktatör ve diktatörlükle birlikte topluca gelişen dalkavukluk bu sisteme kan ve can verenlerin tümüne hayırlı olsun!