
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı olan Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın kişisel gmail, yahoo ve İCloud hesaplarını ele geçiren RedHack, @RedHackers97 adresinden gözaltılar ve ele geçirdiği bilgilere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Başta ben MaNYaK olmak üzere 12 dar kadro ve onlarca destek ekibi ile birlikte görevinin başındadır. Hiçbir üyemiz yakalanmamıştır. Bu yaptıklarımızın bir bedeli var bunu çok iyi biliyoruz! Bu bedeli ödemekten de korkmuyoruz! Ancak savaşı bizimle yapmanız gerekiyor! Bugün akşam itibariyle tüm ekibimizle iletişim içinde ve eksiksiz olarak mücadelede olduklarını tespit etmiş bulunduğumuzu açıklayabiliriz” denildi.
Albayrak’ın hesaplarının ele geçirilmesi ardından başlatılan operasyonlarda gözaltına alınanların sayısı 5’e yükseldi. Operasyon kapsamında Taylan Kulaçoğlu İstanbul’da, Uğur Cihan Okutulmuş Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yeşil Mahalle’deki evinden, Ekin Baykal Ordu’da, Abidin Çelik ise Muğla’da gözaltına alınmıştı. Taşkın Yasak adlı yurttaş ise Amed’de gözaltına alındı.
Nöbetleri sonlandıralım çünkü...
Albayrak’a gönderilen AKP Genel Merkezi tarafından hazırlandığı anlaşılan “Demokrasi Nöbetleri’nin tespit ve analizleri” başlıklı raporda, 15 Temmuz girişimi sonrası “algı” oluşturmak amacıyla başlatılan ve neredeyse Türk medyası tarafından ortak canlı yayınlarla sunulan “Demokrasi Mitingleri”nin aslında göründüğü gibi olmadığı anlaşılıyor.
Albayrak’a “Genel Bakış” başlığıyla gönderilen bilgi notundan bazı bölümler şöyle: “Sayın Bakanım gününüz güzel olsun. Ben bir yandan Genel merkez ayağından da sizi bilgilendirmek istiyorum çünkü bir takım şeyler ordaki çembere takılıp Sn Cumhurbaşkanı’mıza kadar gidemiyor. Bu analizi geçen akşam hazırladık Başbakan’a verilmek üzere.
Teşkilatlarımız ve kendi saha gözlemlerimizle beraber genel resmi çekerek, gözlem ve analizlerimiz sonucu meydanların olası yeni krizlere gebe olduğunu fark etmiş durumdayız. Bu bilgiler ışığında tarafınıza olası sonuçları aşağıda açıkça ifade etmiş bulunmaktayız.
‘Demokrasi nöbetinin sosyolojik analizi’
1) Meydanların zayıflamaya başlamış olması, ilk haftadaki motivasyonun bozulmuş olması.
2) Meydanlarda aynı yüzlerin konuşur ve aynı şeylerin konuşulur olması.
3) Konuşacak insan bulunmayınca rastgele insanların konuşturulur olması.
4) Kendini kamufle eden bir takım paralelcilerin meydanlarda bir araya gelip fısıltı yoluyla insanları olumsuz etkilemeye çalışması.
5) Bazı meydanlarda işin magazinsel bir havaya dönüşmüş olması.
6) Bazı bakanlık temsilcilerinin neredeyse meydanlarda yoklama alırcasına işi showa dönüştürmesi.
7) Bazı şehirlerde trafiğin aksaması nedeniyle hayatı olumsuz etkilemesi.
8) Meydanlarda kendi içimizdeki insanların rol çalma yarışlarının başlaması ve bundan dolayı iç çatışma ve kırılganlığa sebep olması.
9) İşten çıkarılma ve açığa alınmalardaki bazı haksızlıklarda oluşabilecek gizli küskünler grubunun oluşması ihtimali.
10) Oluşacak küskünler grubunun birleşerek provokatif yönlendirmelerle yeni kitle hareketlerine girişme ihtimali. (Açlık eylemleri, grevler ve şiddete dayılı girişimler vs.)
11) Meydanlarda kurulan platformlarda bu işi yöneten ekiplerin yeterli argümanları olmadığı için uzun süreli kürsüyü kontrol etme zorlukları yaşanmasının meydandaki insanların olumsuz algılarının oluşması.
‘Güvenlik konusu’
1) Meydanlarda kontrolün ve güvenliğin - işin doğası gereği - sağlanamamış olması ve meydanlardaki topluluklar terör eylemlerine açık hedef haline gelmiştir.
2) Doğu ve Güneydoğuda HDP ve HÜDA-PAR’ın alternatif toplantılar yapmaya başlamış olması.
3) Son günlerde Doğu ve Güneydoğu’da terör olaylarının artması.
4) Doğu ve Güneydoğuda PKK ve Hizbullah tehlikesinin baş göstermesi.
5) Kontrolsüz bildiri ve materyallerin dağıtımlarının yapılması ve kontrolün sağlanamaması. (Zina haramdır. Faiz haramdır. Hakimiyet Allah’ındır. gibi)
‘Öneriler’
1) Demokrasi nöbetlerinin devam etmesi, tehlikenin de devam ettiği algısını güçlendirmektedir. Bunun oluşturduğu tedirginliğin ortadan kalkması ve sosyal hayatın normale dönmesi için demokrasi nöbetlerinin bitiş tarihinin belirtilmesi gerekmektedir.
2) Meydanlardaki nöbetlerde yüksek katılım yakalanmışken; nöbetlerin bu yoğunlukta sonlandırılması siyasi itibar açısından önemli etki oluşturacaktır.
3) Katılımcıların iş gücü verimliliği göz önünde bulundurularak piyasa hareketine etkisi de düşünülerek demokrasi nöbetlerine devam edilip edilmeyeceği kararlaştırılmalıdır.”
Nakit lazım sayın Bakanım!
Türkiye ekonomisinin kamuoyuna yansıtıldığı gibi güçlü olmadığı, çok zor günlerde geçtiği iktidarın kendi iç yazışmalarına da yansıdı. İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, MOBİLSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkın’ın 22 Eylül 2016’da ‘keremalkin@superonline.com’ adresinden Bakan Berat Albayrak’a arz ettiği mailde, içerisinde bulunulan durum ve olası riskler aktarılıyor.
‘Alarko ve Vestel bayileri iflasta’
Prof. Dr. Kerem Alkın, Bakan Albayrak’a gönderdiği ‘Kıymetli Bakanım’ diye yılıştığı mailinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda alınan kararlar önemli ve isabetli bulduğunu belirterek, daha yapılması gerekenler olduğunu sıralayıp reel piyasanın durumuna dikkat çekiyor.
Mailinde “Alarko ve Vestel gibi şirketlerden, bayilere yönelik olarak, 25-30 yıllık bayilerin iflaslarına dair değerlendirmeler duyuyoruz” diyen Prof.Dr. Alkın, “Konunun özü, halen piyasadaki nakit sıkıntısı çekiyor. Bugün, aldığım bir duyum, örnek, kombi işi yapan bir firma, bir mimardan tahsilat yapmış; söz konusu hesabı olan bankaya para yattığı anda, banka, ilgili kombi işi yapan firmanın kendisine olan kredi borcunun bir kısmını bu yatan para ile kapatmış. Adam, ‘benim şimdi diğer ödemelerim ne olacak’ diyormuş. Bankaların, bilhassa KOBİ’lere kullandırdıkları kredilerin tahsilatına yönelik, imzalattıkları kredi sözleşmelerindeki maddeleri kullanıp, bu tür hareketler yapmaları, reel sektördeki keyifsizliği ciddi manada attırıyor” diyor.
Prof. Alkın bu tablodan kurtulmak için mailin devamında şu önerilerde bulunuyor: “Değerli Bakanım, piyasadaki nakit sıkıntısına yönelik önerim, Kamu’nun, özel sektörden aldığı mal ve hizmetlerin bedelinden başlayıp, vergi iadesine, teşviklere kadar, özel sektöre ödemeyi taahhüt ettiği borçlarının anlamlı bir bölümünü bu dönemde ödeyerek, piyasada bir nakit rahatlaması sağlamasıdır. Mehmet Şimşek Bakan ve Naci Ağbal Bakan’ın, merkezi yönetim bütçe performansını kuvvetli gösterip, Moody’s ve Fitch’in ‘yatırım yapılabilir’ derecelendirme notunu korumaları için, mali disiplin ve benzeri başlıklardan üzerlerinde baskı kurmaya çalışmasını ve bu arayışın bir sonucu olarak, EKK toplantısı sonrası, kamu harcamalarında da daha özenli ve tasarruflu davranılacağı noktasındaki mesajları anlıyorum.
‘Kamu ödeme yapsın’
Bununla birlikte, 2-3 milyar TL düzeyinde, Kamu’dan alacaklı konumundaki özel sektöre yapılacak bir ödemenin, piyasadaki nakit dönüşü anlamında, belirli bir rahatlatıcı etkisi olacağını düşünmekteyim; eğer ki, bankalar, hemen bu kaynağı kredileri kapatmak için kullanmaya kalkmazlar ise. Ayrıca, tüketici kredilerinin vadesi uzamakla birlikte, bu krediler üzerindeki Banka ve Sigorta Muamele Vergisi ve Kaynak Kullanım Destekleme Fonu, BSMV ve KKDF’yi belirli bir dönem için azaltacak veya sıfırlayacak bir çözüm önerisini de paylaşmak isterim.
Başbakanlık nezdinde ve EKK’da, ekonomiyle doğrudan bağlantılı kimi bakanlarda bile, bilhassa KOBİ‘leri vuran nakit ve tahsilat sıkıntısı ile ilgili yeterli algı olmadığı endişesindeyim.”
Büyükler küçükleri yemek istiyor
Prof. Alkın, mailinde büyük sermaye gruplarının, borçlu bulunan küçük ve orta ölçekli şirketlerin iflasını istediğini, bunun normal olduğunu kaydederek, şöyle sürdürüyor: “Ama, 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin atlatıldığı, siyaset ve ekonomide artçı etkilerinin bertaraf edilmeye çalışıldığı bir konjonktürde, bu sivri akıllı arkadaşların dedikleri gibi, KOBİ’lerin bir kısmının iflas etmesine göz yummak, telafisi zor sosyo-ekonomik ve politik sonuçlar getirir. Bu nedenle, 1-2 yıl sonra, yeniden sıkışacak, çünkü, iş yapma kültürlerinde sorun olan KOBİ’ler için, belki iflas etmeleri kaçınılmaz bir sondur; Ama, Türkiye tarihinin en zor siyasi travmalarından birisini yaşadıktan hemen sonra, KOBİ‘lerin iflasına göz yummanın başka toplumsal sonuçları da olur. Bu nedenle, bilhassa piyasadaki bu nakit sıkıntısına hassasiyet gösterilmesi hususundaki endişemi paylaşmak istedim. Saygılarımla.”
Bu ve diğer mailleri ile Alkın’ın haftada en az birkaç kez düzenli olarak ekonomiye dair görüş ve önerilerini Bakan Albayrak’a arz ettiği anlaşılıyor.
Ahmet Özal: Beni de beni de!
Eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal tarafından gönderilen ilginç bir e-posta da deşifre oldu
E-posta mesajında Ahmet Özal, kayyum atamalarında işlerin nasıl yürüdüğünü çözmüş görünüyor. Buna göre Ahmet Özal damat Berat Albayrak’a attığı mailde el konulan ve kapatılan Ankara Özel Turgut Özal Üniversitesi’ne kayyum olarak atanmak istiyor. Ahmet Özal’ın yazdığı rica e-postasının ilgili bölümünde şu ifadeler var: ‘’Turgut Özal Üniversitesi’ne mutlaka bir kayyım atanacaktır. Eğer Sn Cumhurbaşkanı uygun görür ise, Özal Üniversitesi’ni temizlemek ve babamın adını o cemaat ile bir arada anılmasını ortadan kaldırmayı, benim yapmam, Sn Cumhurbaşkanını da mutlu edeceğini düşünüyorum. Bu konuyu Sn Cumhurbaşkanına iletip onunda bu meseledeki olurunu ve desteğini almama yardımcı olursanız çok mutlu olurum.’’