Mezopotamya Brodcasting Müdürü İmdat Yılmaz, Kopenhag Eyalet Mahkemesi'nin Nuçe TV, MMC ve Roj TV'nin lisansının iptali ve toplam 10 milyon Kron para cezasına çarptırılması yönündeki karara itiraz edeceklerini açıkladı. Yüksek Mahkeme'ye pazartesi günü itirazda bulunacaklarını belirten Yılmaz, "Öyle hemen pes etme gibi bir durumumuz yok" dedi.

Mezopotamya Brodcasting Müdürü İmdat Yılmaz, Kopenhag Eyalet Mahkemesi'nin kararından sonra izleyecekleri yol hakkında açıklamalarda bulundu. Önlerinde iki itiraz yolunun bulunduğuna dikkat çeken Yılmaz, şunları söyledi: "Danimarka'da Yüksek Mahkeme'ye itiraz yoluna giderken diğer ülkelere göre daha farklı bir prosedür var. Bu konuda iki yol var:
l Verilen bir para cezasıysa bu cezayı ödedikten sonra Yüksek Mahkeme'ye gitmek,
l Yüksek Mahkeme'ye başvurup kesin karara kadar verilen cezanın ertelenmesini talep etmektir.
Eğer Yüksek Mahkeme bunu kabul ederse, o zaman televizyonun cezası ertelenecek ve televizyon karar çıkana kadar kapanmayacak. Böyle bir taleple Pazartesi günü başvurumuzu yapacağız. Bunun kabul edilmesi bizim beklentimizdir. Tabii bu talebimiz kabul edilmeyebilir de. O zaman da geriye şöyle bir yol kalıyor. Para cezasını ödeyeceksin, televizyonu kapatacaksın bundan sonra itiraz yoluna gideceksin. Onun da zaten bizim için bir anlamı kalmıyor."

Medya nasıl karşılıyor?

Yılmaz, Kopenhag Eyalet Mahkemesi'nin kararı karşısında bir kısım medyanın temkinli, bir kısmının da tepkili yaklaştığını belirtti. Yılmaz, şöyle özetledi: "Yaklaşım şu: Roj TV'nin yayını basın yasasından değil, terör yasasından kaynağını alıyor. Bu da bizi pek ilgilendirmiyor. Genelde böyle bir hava var. Bu tutumu daha çok devlet kanalları ve muhafazakar medya sergiliyor. Ancak biraz daha basın ve ifade özgürlüğünü ortaya çıkaran medya ise bu kararın doğru olmadığını belirtiyor. Bu medyaya göre Roj TV ve diğer Kürt televizyonlarına böylesi bir cezanın verilmesi ileride başkalarının da başını ağrıtabilir. Bu kendi kendini sansürleme, yine Kürtlere ilişkin haberleri vermemeyi de gündeme getirebilir. Bu tür düşünceleri dile getiren yazılar da medyada yer alıyor. Böyle tartışmalar da var."
İmdat Yılmaz, ayrıca Kopenhag Eyalet Mahkemesi'nin, Danimarka Radyo Televizyon Üst Kurulu ve medya yasasını ekarte ettiği yönünde tartışmaların da olduğunu dile getirdi. Yılmaz, "Mahkeme terör yasasına dayanarak böyle bir karar alıyor. Aksi taktirde yayın durdurma gibi bir hakları yok. Yine medya alanında uzman gazeteci ve profesörler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin maddesinin bu kararla ihlal edildiğini dile getiriyorlar. Diyebilirim ki, bu karar karşısında bizim açımızdan yüzde 60 olumlu, yüzde 40 olumsuz bir tablo karşımızda var" şeklinde konuştu.  
Basın dışında çeşitli çevrelerin bu karar karşısında tepkilerine ilişkin sorumuza ise İmdat Yılmaz, özellikle sol kesimlerin dün olduğu gibi bugün de kendi yanlarında olduğunun altını çizdi. Yılmaz, şunları ekledi: "Bu kesimler bizlere 'Eğer Roj TV bu yasayı çiğnemiş ve bundan dolayı da kapanıyorsa, biz de bu yasayı çiğneyeceğiz. Böyle kampanyalar başlatıldı. Kampanya çerçevesinde PKK ile ilgili, Kürt sorunu ile ilgili yazılar yazılacak. Bu konuda yine sosyal medya da bir karşı çıkış var."

YRKE'den tepki

Bu arada "Kürt halkının haber alma hakkının mahkeme kararıyla gaspedilmesi" olarak nitelendiren Kürdistan Gazeteciler Birliği (YRKE),  herkesi televizyonlarla dayanışmaya çağırdı.
Kürdistan Gazeteciler Birliği'nin yazılı açıklamasında, kararın basın özgürlüğü ve temel özgürlükler açısından kabul edilemez olduğuna vurguda bulunuldu. Açıklamada şu hususlar dile getirildi: "Mahkemenin utanç verici bu kararının ardından Kürt halkının kültürel zenginliğini yansıtan müzik kanalı MMC ile yine Kürt halkının sesi ve soluğu olan Nuçe ve Roj   televizyonlarının kapanması kaçınılmaz hale geldi. Yayın hayatına başladıkları günden bu yana Türk devleti ve hükümetinin tehditlerine ve ekonomik-siyasi şantajlarına dayalı baskı politikalarına göğüs geren, basın onuru ve özgürlüğünden taviz vermeyen bu televizyonlarının uluslararası siyasal hesapların bir sonucu olarak lisanslarının iptal edilmesi Kürt halkının haber alma hakkına indirilmiş bir darbe anlamına geliyor. Lisans kurumlarının şimdiye kadar yayınlarında 'suç' teşkil eden herhangi bir öğeye rastlamadıkları bu televizyonların hukuk maskesi altında siyasal bir kararla kapatıldığı aşikardır."
YRKE, herkesi MMC, Nuçe TV ve Roj TV şahsında basın özgürlüğü ve temel hak ve özgürlüklere sahip çıkmaya, adı geçen televizyon kanallarıyla dayanışma içinde olmaya çağırdı.



ÖGC: Basın özgürlüğüne darbe

Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC), Nûçe TV, MMC ve Roj TV hakkında verilen yayın lisansı iptali kararı ve para cezasının Danimarka yargısının demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçeceğini belirtti. Açıklamada, "Bu karar her şeyden önce basın özgürlüğüne vurulan bir darbedir. Halkların sesi olan televizyonları kapatma kararının, demokratik çözüm sürecinde alınması oldukça manidardır. Kürt halkının kimliğine, kültürüne, varlığına karşı alınmış saygısızca bir karardır. Danimarka'yı bu kararın temyiz sürecinde düzeltmeye, başta Avrupa'da yaşayanlar olmak üzere, basının özgürlüğüne inanan halkları özgür basın geleneğini sahiplenmeye çağırıyoruz" denildi.

HDK: Hangi pazarlığın sonucu

Halkların Demokrasi Kongresi (HDK) Amed Meclisi, Kopenhag Mahkemesi'nin verdiği kararla Kürt halkının kendi anadilinde haber alma özgürlüğünün engellendiğini belirtti. HDK, “Lisansların iptal edilmesi özgür basına ve Kürt halkının özgür haber alma hakkına vurulan büyük bir darbedir. Demokrasi ve basın özgürlüğü açısından parmakla gösterilen bir ülkenin hangi kirli pazarlık ve karşılıklı anlaşmalarla bu hukuksuz kararı alıp basın özgürlüğüne bu darbeyi vurduğunu ilerleyen zamanlarda hep birlikte göreceğiz” denildi.

ESP: Altından kalkılacak

ESP Kuzey Kürdistan il ve ilçe örgütleri de Danimarka'ya tepki göstererek, "Kürt sorununda barış ve çözümden bahsedilirken böyle bir karara imza atılması, sürecin kimin tarafından sabote edildiğinin de göstergesidir. Kendine demokratik ülke diyerek özgürlükleri savunduğunu iddia eden Danimarka’nın bu kirli pazarlığın bir parçasını olmasını halklarımızın vicdanına bırakıyoruz" dedi. Halkın "gerçek ve doğru habere" ulaşmasının engellenemeyeceği belirtilen açıklamada, "Halk kendi araçlarını yeniden yaratmaktan da geri durmayacaktır. Bu ilk saldırı değil, halkımız bu saldırının da altından kalkacaktır" ifadelerine yer verildi. 




Oslo ve Hamburg'ta protesto

Norveç'in başkenti Oslo ve Almanya'nın Hamburg kentinde Lice saldırısı protesto edildi.
Oslo'daki Norveç Kürt Gençleri (ungkurd) basın açıklamasıyla Medeni Yıldırım'ın Lice'de askerler tarafından katledilişini protesto etti. Ungkurd'ten Maksut Can'ın Norveççe okuduğu basın açıklamasında Lice'de yaşanan olay hakkında bilgi verildi. Olayın gelişiminin yanında Türkiye ve Kürdistan'daki son gelişmelerin de anlatıldığı basın açıklamasının ardından, Danimarka'nın Kürt televizyonlarını kapatma kararı da kınandı.
Hamburg'ta ise Kürt gençleri ve YXK Hamburg biriminin organize ettiği eylem, Türk Konsolosluğu önünde yapıldı. Antifaşist ATESH grubunun da destek verdiği oturma eyleminde konuşan YXK temsilcisi, Paris'te üç Kürt kadının katledilmesi, Lice saldırısı ve son olarak Danimarka hükümetinin Kürt medyasına yönelik aldığı kararların birbiriyle bağlantılı ve tesadüf olmadığını belirterek "Ne zaman barıştan ve çözümden yana adımlar atılıyorsa arkasında mutlaka ortamı provoke edici yaklaşımlar gelişiyor. AKP'nin pratikleri bize gerçek anlamda bir barış planı olmadığını gösteriyor" dedi.