Danimarka, gelecek hafta erken genel seçimler için sandık başına gidiyor. Seçimler öncesinde yapılan son anketlere göre, seçmenlerin çoğunluğu 15 Eylül’de oylarını Sosyal Demokrat Partisi’ne vererek, ülkeyi on yıldır yöneten merkez sağ koalisyonunu bitirecek. Ancak yeni hükümet, yabancıları sevindirecek kararlara imza atmayacak. Zira Sosyal Demokratlar’ın lideri ve büyük olasılıkla başbakan seçilecek Thorning-Schmidt, yabancılar politikasındaki sert çizgiyi koruyacağını her fırsatta dile getiriyor. Bugüne kadar yabancılar politikasını öne çıkaran partilerin seçimlerde zaferle çıkması üzerine Sosyal Demokrat Partisi de halen yürürlükte olan yabancılar yasasını değiştirip halkın tepkisini çekmek istemiyor. Ülke medyası da şimdiden Sosyal Demokratlar’a yabancılar yasasının değiştirilmemesi talebinde bulunuyor. Böylelikle erken seçimlerin ardından hükümette değişiklik beklense de, sağ popülist çizginin değişmeyeceği tahmin ediliyor.

Irkçılık devam ediyor

Seçimlerde yenilgiyle çıkması beklenen sağcı partiler ise propagandalarını yabancı karşıtlığı üzerine kurmaya devam ediyor. Son olarak Danimarka Halk Partisi’nin sözcüsü Sören Espersen, Danimarka’da vatandaşlığa geçiş için kan bağının şart koşulması gerektiğini söyledi. Espersen, Norveç’te yayımlanan Verdens Gang gazetesine yaptığı açıklamada, en azından anne veya babanın gerçek Danimarkalı olması gerektiğini belirtti. Kjaersgaard da, Müslüman göçmenlerin “sahip olduğu uygarlığın düzeyinin düşük” olduğunu, “sadece enayilerin İslamiyet’ten korkmayacağını” öne sürdü.
Danimarka’da ırkçı politikanın öne çıkması Avrupa medyasının dikkatini çekiyor. İsviçre’de yayımlanan Aftonbladet gazetesi, Danimarka’daki bu durumun sorumlusu olarak Danimarka Halk Partisi’ni gösterdi. Gazetede geçen perşembe günü yayımlanan yorumda, “Danimarka Halk Partisi bir çok açıdan Avrupa’nın en başarılı aşırı sağcı partisi... Bu parti toplumu Danimarka’ya bakışı büyük ölçüde değiştirdi” ifadeleri yer aldı.


 KOPENHAG