
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ “HDP, dara düşenlerin Hızır’ıdır” demiştir. Kürtlerde zor zamanlarda “Ya Star” denildiği de bilinmektedir. Anlaşılıyor ki Mezopotamya’nın ilk Hızır’ı Star’dır. İnancı ve mezhebi ne olursa olsun, insanlar zora düştüklerinde kendilerine yardımcı olunması çağrısı yaparlar. Bu, bazen Allah olur, bazen Hızır gibi bir kült olur. Özellikle Alevilerde zorda kalındı mı “Ya Hızır sen yetiş” denir. Bu açıdan Figen Yüksekdağ’ın “HDP, dara düşenlerin Hızır’ıdır” demesi tam da HDP’nin ideolojik ve siyasi duruşunu ifade etmektedir. Gerçekten de HDP tüm ezilenlerin ve ötekileştirilenlerin partisidir. Tüm darda kalanların partisidir. HDP’nin gerçek demokratik karakteri de bundan ileri gelmektedir.
Bugün sadece bireyler değil, tüm Ortadoğu halkları Hızır’ını aramaktadır; “Yetiş ya Hızır” demektedirler. Hızır, tabii ki hak, adalet, eşitlik ve vicdanı temsil etmektedir. Zaten Hızır zalimlerin değil, yoksulların, haksızlığa uğrayanların yarı, yardımcısı ve yoldaşıdır. Hızır’ın yar ve yardımcı oldukları dara düşenlerdir. İnsanlar ve toplumlar da haksızlık, zulüm ve sömürü karşısında dara düşerler. Bugün gerçekten de tüm Ortadoğu’da, tabii ki de Türkiye’de toplumlar fazlasıyla dara düşmüşlerdir. Yar ve yardımcı olacak yol göstericiye ihtiyaç duymaktadırlar. İşte HDP’nin zihniyeti ve programı tam da böyle bir konumdadır. Figen Yüksekdağ bu nedenle HDP’nin bu zor koşullarda neşet etmesini Hızır’a benzetmiştir.
HDP birlikte yaşam projesini sunuyor
HDP, demokratik ulus projesini savunmaktadır. Aslında bu proje kapitalizm öncesi halkların ve toplulukların ahlak ve vicdana dayalı bir arada yaşanmasını demokratik temelde güncellemektedir. Vicdan ve ahlak, yasalardan, kanunlardan daha güçlüdür. İnsanlar bin yıllardır ahlak ve vicdana dayalı olarak yaşamlarını düzenlemişlerdir. Birey ve topluluklar ahlak ve vicdana dayanarak birbirleriyle ilişki kurmuşlardır. Bundan daha güçlü düzen kurucu değerler olamaz. Bu nedenle bir zamanlar bir Yunan filozofu “Türkülerin gücü yasa yapıcıların gücünden daha fazladır” demiştir. İşte HDP demokratik ulus projesiyle aslında ahlak ve vicdanın içerildiği birlikte yaşam projesini ortaya koymaktadır. İnsanlar ve toplumlar barış ve huzur içinde birlikte yaşamaya o kadar hasret kalmışlardır ki! Çünkü adaletsizlikler ve haksızlıklar ne barış ve huzur bırakmıştır ne de ahlak ve vicdan! Öyle ki, haksızlık, adaletsizlik, zulüm ve baskı o kadar normal ve meşru hale getirilmiştir ki, insanlar ve toplumlar buna isyan ederek “Adalet yoksa barış da yok” diyerek slogan atar olmuşlardır. Günümüzün en fazla duyulan sözlerden biri de budur.
HDP bu ortamda neşet etmiştir. Hak ve adaleti sağlayarak, ahlak ve vicdanı temel ölçü haline getirerek insanların ve toplumların huzur içinde yaşayacağı yeni bir dünyayı yaratacaktır; daha doğrusu var olan ahlakı, vicdanı ayaklandırarak, hak ve adaleti sağlayarak, barış ve huzur içinde birlikte yaşamayı hakim kılacaktır.
HDP dara düşürülenlerin umudu
Figen Yüksekdağ iyi bir tanımlama yapmıştır. Tüm HDP’liler nasıl bir misyonla yüklü olduklarını bu tanımlamayla görmelidirler. Dara düşenlerin Hızır’ı olacak biçimde çalışmalıdırlar. Ahlak ve vicdan sahibi birey olarak yaşamak, böyle bir birey ve toplumu temsil edecek karakterde yaşamak ve çalışmak gerekmektedir. Figen Yüksekdağ bir ölçü ve düzey ortaya koymuştur. Artık bunun gerisine düşülemez. HDP, dara düşenlerin Hızır’ıysa –ki öyledir- o zaman HDP’ye oy verecek her kes de bu kültür ve gayretle çalışmalıdır. HDP’nin güçlenmesi ve dara düşenlerin Hızır’ı rolünü oynaması için gece gündüz demeden çalışmalıdırlar.
Bugün Türkiye’nin dara düşenleri Kürtler, Aleviler, Süryaniler, Êzîdîler, emekçiler, kadınlar ve gençlerdir. Çerkezler, Araplar, Romanlar ve ötekileştirilmiş tüm etnik ve inanç toplulukları bugün dara düşenler ve düşürülenlerdir. Hak, adalet, vicdan, inanç ve ahlak değerleriyle milyonları etkileyen İslam dini ve kültürü de bugün egemen sınıfların, dini devlet otoritersine araç edenlerin politikaları nedeniyle dara düşürülmüştür. IŞİD’in ve 1990’lı yıllarda Hizbulkontra’nın yaptıkları İslam inancı ve kültürünü dara düşürmek değil de nedir? İslam’ın da bu illetlerden kurtulması gerekmektedir.
Bugün Ortadoğu’da ve Türkiye’de toplumlar o kadar dara düşürülmüştür ki, yer-gök “Ya Hızır, sen yetiş“ sesleriyle inlemektedir. Bırakın toplumları, dağlar, taşlar, toprak ve tüm doğa “Yetiş ya Hızır” diyerek çağrı yapmaktadır. Bu nedenle HDP’nin varlığı çok önemlidir. Bugün Türkiye’de tek temiz soluk ve umut HDP’dir. Herhalde bugün HDP olmasaydı Türkiye üzerinde kara bulutlar dolaşacaktı. Umutsuzluk Türkiye toplumunun üzerine karabasan gibi çökecekti. Bugün HDP’nin gündem olması ve Hızır gibi yetişen olarak görülmesi HDP’nin karanlıkta bir kıvılcım olmasından dolayıdır. 7 Haziran’da bu kıvılcım tutuştuğunda tüm Türkiye aydınlığa uyanacaktır.
HDP, dara düşenlerin Hızır’ıdır. Zaten Hızır da dara düşülmeden yetişmez. Türkiye halkları dara düştüğü için HDP bugün tarih sahnesindedir. Hızır gibi Türkiye siyasetine müdahale olarak var olmuştur. Türkiye’deki siyasi anlayış artık bu topluma yük haline gelmiştir. Türkiye yaşanamaz bir ülke haline getirilmiştir. AKP bugün toplumu çürüten, yok eden kapitalist modernitenin en büyük temsilcisi ve savunucusu haline gelmiştir. Türkiye’de hak ve adalet kalmamıştır. Manevi uygarlık, maddiyatçılık karşısında yıkılmıştır, ötelenmiştir. Öyle ki, AKP hükümeti ne kadar duble yollar yaptığıyla övünmektedir. Aslında AKP hükümeti döneminde toplum köleler gibi karın tokluğuna çalıştırılarak o yollar yapılmıştır. Bu yolların yapılmasıyla İlkçağda Firavunların yaptırdığı piramitler, farklı dönemlerdeki aynı zihniyet ve politikaların ürünüdürler.
Soykırımcı zihniyete dur denilmeli
Türkiye adalet, hak, hukukta dünyanın kaçıncı sırasındadır? Gelir adaletsizliğinde nerededir? Demokratik kültür ve toplumların haklarını tanımada nerededir? Bu tür değerlerde en sonlarda seyrederken, şu kadar yol yaptık demek, bir zamanlar şahların, kralların, sultanların şu kadar saray yaptırdım, şu kadar büyük kaleler yaptırdım, surlar yaptırdım demesi gibi bir şeydir. Kürtler üzerinde hala kültürel soykırım politikasında ısrar ediyor; Alevileri asimile etmek ve inanç soykırımına uğratmak istiyor; Çerkezler, Araplar dahil tüm toplulukları Türkleştirmede ısrar ediyor ama şu kadar yol yapmakla övünüyor! Yüz yıldır farklı toplulukları eritmek ve tek millet yaratmak istiyor, ama yol yapmakla övünüyor. Öyle ki, daha birkaç gün önce Ahmet Davutoğlu “Halklar yok, tek millet var” diyerek aynı faşist zihniyeti sürdürmektedir. Bu faşist söylemi bugün dünyada hiçbir diktatör dillendirmemektedir; ama Türkiye’de rahatlıkla söylenmektedir. Bu gerçek bile HDP’nin demokratik modernite, demokratik ulus ve demokratik özerklik anlayışını bir Hızır yetişmesi haline getirmektedir. Bu soykırımcı zihniyete dur denmesi, dara düşenlerin Hızır’ı olmaktır.
Türkiye’de kırk yıldır süren savaşa demokratikleşme temelinde bir çözüm aranmaktadır. Bunun için PKK ateşkes yapıyor, üç yıldır bir çatışmasızlığı sürdürüyor. İmralı’da Kürt Halk Önderi demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için büyük çaba gösteriyor, projeler üretiyor. Hükümet 28 Şubat’ta Dolmabahçe’de olduğu gibi HDP ile birlikte çözüme yol haritası olacak açıklamalar yapıyor. Ama derdi demokratikleşme ve çözüm olmayan, çatışmasızlığı sadece iktidarda kalmak için kullanan AKP’nin şefi Tayyip Erdoğan, İmralı’daki görüşmeler sonucu ortaya çıkan mutabakatları da reddediyor, elinin tersiyle itiyor. Türkiye toplumunda oluşmuş demokratikleşme ve çözüm umudunu kırıyor.
İşte demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüne karşı olan bu uğursuz müdahale toplumların daraltılması ve umutsuzluğa düşürülmesine karşı HDP Hızır gibi yetişecek bir anlayışa ve duruşa sahiptir.
HDP Türkiye’de demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü tıkatan zihniyete karşı bir Hızır müdahalesi olmaktadır. HDP Hızır gibi yetişmiştir. Artık Türkiye halkları HDP’ye sarılmalı, Hızır’ın yar ve yardımcı olmasıyla yaşatılan tüm darlıktan kurtarılmalıdır.
7 Haziran, Hızır’ın yetişeceği, yar ve yardımcı olacağı bir gün olacaktır.