
Cezaevindeki baskı ve ihlalleri Meclis’e taşıyan HDP, "Tutuklu ve hükümlülere yönelik işlenen suçların bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz" dedi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, OHAL kararı ile birlikte cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair Meclis Genel Kurulu'nda konuştu. OHAL'in ilk cezaevlerinde uygulanmaya başladığını belirten Beştaş, şuan cezaevlerinde askeri içtima dayatmalarının yaşandığını, birçok tutsağın da işkenceye maruz kaldığını aktardı. Beştaş, "12 Eylül'de de tutuklulara, hükümlülere askeri içtima dayatılıyordu. Tutuklular duvar dibine yüzleri dönük bir şekilde geçmeye zorlanıyor cezaevlerinde. Yani, bu da darbe dönemlerinin tipik uygulamalarından biri. Bir darbe bastırıldı ama başka bir darbe bütün hızıyla kol geziyor" dedi.
12 Eylül’ün ruhu
Bektaş, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı:
* Telefon görüşme hakkı on beş günde bire düşürüldü.
* Üçüncü görüşçü yazma hakkı kaldırıldı, sadece birinci derecede yakınlar görüştürülebiliyor.
* Savunma hakkı ve avukat görüştürülmesi zapturapt altına alındı.
* Darbecilere yer bulunamadığı için, cezaevleri tıklım tıklım olduğu için sevk ve sürgünler işkenceler eşliğinde bütün Türkiye genelinde devam etmektedir.
* Gazete, dergi, kitap, televizyon sınırlaması bütün hızıyla devam ettiriliyor. Belirli televizyon kanalları rehberlerden çıkarıldı.
* Birçok temizlik aracına el konuluyor, kantinlerden alışveriş sınırlanıyor ve keyfi disiplin cezaları bütün hızıyla devam ettiriliyor. Örneğin, sokağa çıkma yasaklarının olduğu illerde ki Şırnak bunlardan biridir. Hala ailelerin 45 derece sıcak altında cezaevine girişinde beklediklerini ve alınmadıklarını da biliyoruz.
2 kişilik hücreye 20 kişi
Darbe girişimi sonrasında Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi'nde yaşanan sorunlara değinen Bektaş, "Beşer altışarlı gruplar halinde 2 kişilik, 3 kişilik koğuşlara sıkıştırıldıkları, bazen bu sayının diğer cezaevlerinde 15-20'yi bulduğu da bize gelen bilgiler arasında" bilgilerini paylaştı.
Avukat görüş odasına kamera
Malatya E Tipi Cezaevi'nde avukat görüş odasına kamera ve ses kayıt cihazının yerleştirildiği bilgisini de aktaran Bektaş, şöyle devam etti: "Yine, Bakırköy L Tipi Cezaevi'nde avukatların bile darp edildiği ve gece yarısı bir tarlaya bırakıldığı bir Türkiye'de yaşıyoruz. Sincan F Tipi Cezaevi'nde ve daha birçok cezaevinde çok ciddi sürgün ve sevklerde yine aynı muameleler, işkenceler ve baskılar bütün hızıyla devam ediyor. Adana Karataş Kapalı Cezaevi'nde 33 siyasi kadın tutsak baskıyla Tarsus'a nakledildi."
Suç işlemeye son verin
Tutsakların yaşam alanlarının daraltıldığına vurgu yapan Bektaş, şunları söyledi: "Devletin denetimi ve gözetiminde yaşamından, sağlığından, her türlü ihtiyaçlarından sorumlu olduğu alanda en büyük baskı ve işkence yöntemleri uygulanıyor. Bunun, Anayasa'nın 121 ve 122. maddeleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle biz, bu uygulamaların, tutuklu ve hükümlülere yönelik insanlığa karşı suçların bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz."
İmralı modeli yayılıyor
Tutuklu Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUAD) avukatlarından Şule Recepoğlu ise OHAL'le birlikte Marmara bölgesinde yaşanan hak ihlalleri hakkında bilgi verdi. Darbe girişimi öncesi cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, keyfi uygulama ve baskıları hatırlatan Recepoğlu, OHAL ile birlikte bu hak ihalelerinin üst boyutlara ulaştığını ve tüm cezaevlerine yayıldığını söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde 5 Nisan 2015 tarihinde başlatılan ağırlaştırmış tecrit koşullarının tüm cezaevlerinde uygulanmaya çalışıldığını ifade eden Recepoğlu, "Sayın Öcalan'a uygulanan tecritten sonra, tüm cezaevlerinde aslında İmralı'ya benzer uygulama getirtilmek isteniyordu. Peyder pey bazı cezaevlerinde pratikleri görünüyordu. Bugün darbe girişimi gerekçe gösterilerek bu daha da yaygınlaştırıldı. Bunu da toplum güvenliği ve kamu düzeni adı altında yeniden kısıtlamalar getirilmeye çalışarak yapıyorlar" dedi.
Marmara Bölgesi
Recepoğlu’nun verdiği bilgilere göre OHAL sonrası Marmara Bölgesi’nde karşılaşılan diğer hak ihlalleri şöyle:
* Askerler gözetleme kulelerinden tutsaklara taş atıyor. Küfür ve hakaret ediyor.
* Mahkemelere ve hastanelere sevki olan tutsaklar x-ray cihazlarından geçildikten sonra askerlerin cep araması tarzında taciz gibi provokasyonlarıyla karşı karşıya kalıyor.
* Darp ediliyor, süngerli odalara atılıp, hücre cezası alıyor.
* 3 kişilik hücrelerde 7 kişi kalıyor.
* Sevkler sırasında çıplak arama dayatması yapılıyor.
* Ring araçlarında orantısız güç kullanılıyor
Çukurova Bölgesi
Tarsus C Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi, Adana Kürkçüler F ve E Tipi Kapalı Cezaevleri, Osmaniye T1 ve T2 Kapalı Cezaevleri, Antalya L Tipi ve Alanya L Tİpi Kapalı cezaevlerinin de bulunduğu Çukurova'da bölgesinde incelemelerde bulanan insan hakları savunucuları ve avukatlar ise ihlalleri şöyle sıraladı:
* 7 kişilik koğuşta 26 kişi kalıyor. Birçok tutsak yerde yatmak zorunda kalıyor.
* Tutsaklar diğer koşulardakileri arkadaşlarıyla görüştürülmüyor.
* Tutsakların koğuşları kameralarla izleniyor. Bu uygulamaya tepki gösteren tutsaklara ise disiplin cezaları uygulanıyor.
* Hasta tutsaklar revire çıkarılmıyor, tedavileri yapılmıyor.
* Avukat müvekkil görüşmeleri kameralarla kayıt altına alınıyor.
15 vardiya arama yapılıyor
Kırıklar 2 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan tutsaklarla görüşen ÇHD Cezaevi Komisyonu avukatlarından Av. Semih Taşcan da şu ihlallerden bahsetti:
* Hergün 3-4 vardiya ile yapılan koğuş aramaları 15 vardiyaya çıkarılmış ve tutsaklar taciz ediliyor.
* Tutsaklara 3 günde birer saat sıcak su veriliyor.
* Tüm sosyal aktiviteler iptal edilmiş. Mektup ve kitaplara el konuluyor.
* Aşırı sıcaklara rağmen onlarca tutsağın bulunduğu koğuşa sadece sanayi tipi (döner başlıklı olmayan-sabit) vantilatör verilmiş.
Kitap ve gazete yasağı
Öte yandan, Gebze Cezaevi'nde Aram Yayınları'na ait çok sayıda kitaba "toplatma kararı var" denilerek el konulurken, Silivri 9 No'lu Cezaevi'ne sürgün edilen DHKPC'li tutsaklara, Özgür Gündem, Cumhuriyet, Birgün ve Evrensel gazetelerinin "Bu gazeteler yasak" denilerek verilmediği ortaya çıktı.
Ailelere görüş işkencesi
Şırnak T Tipi Cezaevi'nde bulunan tutsaklarla kentteki abluka nedeniyle 5 aydır görüş yapılamıyor. Yakınlarıyla görüşmek için sabahın erken saatinde yola düşen aileler kentin girişinde polisin keyfi engeline takıldı. Saatler sonra cezaevine varabilen ailelere, "geç kaldınız" denilerek görüşe izin verilmedi. Engellemeye rağmen çocuklarıyla görüşme isteyen aileler, girdikleri cezaevi salonuna zorla çıkartıldılar.
HABER MERKEZİ