Geçmişte OHAL’i kaldırmakla övünen iktidarın 24 Temmuz’da Kürtlere karşı başlattığı savaş, hem darbe ile karşı karşıya kalmasına, hem de kaldırmakla övündüğü OHAL’i tekrar devreye sokmasına zemin hazırladı. 

Avukat Ercan Kanar, darbe girişimini ve bu girişimi gerekçe yaparak alınan OHAL kararının insan hak ve özgürlüklerini nasıl etkileyeceğini değerlendirdi. Kanar, “Türkiye’de de 27 Mayıs darbesi de dahil olmak üzere tüm darbeler ve darbe girişimleri halklara, özgürlükler mücadelesine zarar vermiştir. Mevcut darbe girişimi de esas olarak AKP iktidarına yaramıştır. AKP iktidarının monolitik polis rejimini daha da güçlendirmiştir” dedi. 


Her türlü hukuk dışılık

AKP iktidarının darbe girişimini bastırma adına her türlü hukuk dışı yöntemleri kullandığını kaydeden Kanar, en basit hukuk kurallarının dahi rafa kaldırıldığını, işkenceli sorgulama yöntemlerinin gündeme geldiğini, kamuda abartılı keyfi tasfiyelerin yaşandığını ve toplumu kamplaştırmaya çalışan politikaların devreye sokulduğunu söyledi. Kanar, “Kendi beslediği, yarattığı, uzun yıllar birlikte yürüdükleri gücü tasfiye adına torba gözaltılar ve fırsattan istifade kendisine muhalif olan tüm kesimleri tasfiye etmek istemektedir” diye konuştu. 


Tek şef dönemi

Darbe ve OHAL sürecine özellikle son beş yılda iktidarın giderek artan bir şekilde, zaten hiçbir zaman tam uygulanmamış olan kuvvetler ayrılığı ilkelerinin kırıntılarını da ortadan kaldıran tek şefe bağlı monolitik, totaliter yasa ve uygulamaları ile gelindiğini belirten Kanar, şunları söyledi:

* Kürt sorununda savaşın tekrar derinleşmesi, 

* temel hak ve özgürlüklerin giderek hızla özünün yok edilerek budanması, 

* polis rejimi tahkim edilirken bir yandan da Kürdistan’da işlenen insanlığa karşı suçlarda cezasızlık sağlamak için askeri vesayetin tekrar hortlatılması, 

* İŞİD ve El Nusra gibi kökten dinci örgütlere dolaysız, dolaylı destek politikalarının kurumlaşması, 

* Hanefi-Sünni anlayışına dayalı yaşam tarzının topluma dayatılması, 

* Azerbaycan tipi faşizan başkanlık anlayışında ısrar edilmesi, 

* yolsuzlukların ve partizanlıkların ayyuka çıkması,

* AKP’nin omuz vermesiyle Gülen cemaati başta olmak üzere İslami tüm mezheplerin alabildiğine her açıdan örgütlenmesinin teşvik edilmesi, 

* tüm komşularla düşmanlık politikası yürütülmesi, 

* hayali ve bilim dışı Osmanlıcılık hülyaları hep bu süreci tetiklemiştir.” 


Despotluk had safhada

Kanar, Türkiye’de şu ana kadar gerçekleşen darbelerden bu darbe girişiminin ayrışan yanlarına da değinerek, şöyle devam etti: “Bu darbe sürecini öncekilerden ayıran özellikler; 

* mevcut burjuva hukukunun kırıntılarının dahi cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde delik deşik olması, 

* keyfiliğin ve despotluğun had safhaya çıkması, 

* uluslararası alanda yalnızlaşmanın tavan yapması, 

* güvenlik adına toplumun her kesiminin güvensizlik koşullarına boyun eğdirilmesi, 

* sekülerliğin kırıntılarının da giderek ortadan kaldırılması,

* Kürt sorununda son 75 yılın en büyük insanlığa karşı suç halinde devlet suçunun işlenmesi, 

* hiçbir karşı darbe girişim sürecinde iktidarca bu kadar geniş çaplı toplu tasfiye uygulaması söz konusu olmamıştır,

* diğer süreçlerden farklı olarak darbe içinde darbe yapılmış, iktidar sivil bir darbeyi gerçekleştirmiştir.” 


OHAL cankurtaran simidi

Kanar, OHAL’in ise gerçek demokrasilerin söz konusu olmadığı, temel sorunlarını çözememiş, hak ve özgürlüklerin teminatının kalıcı olmadığı; kişi ve toplum özgürlüğünü devlet güvenliğine feda eden, monist, militarist, milliyetçi ve şoven rejimlerde egemenlerin cankurtaran simitlerinden biri olduğunu söyledi. Kanar, “Keyfi gözaltılar, adil olmayan yargılamalar, yasamanın ve anayasal denetimin by-pass edildiği OHAL kararnameleri, yürütmenin kadiri mutlak hale geldiği, temel hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı, en az toplum en çok baskıcı devlet anlayışı akla gelmelidir” dedi. 


KHK yöntemi Nazi mirasıdır

Mevcut OHAL ile sadece darbe girişimcilerinin değil tüm muhalefetin ezilmeye çalışılacağını vurgulayan Kanar, her zaman olduğu gibi yine başta Kürt halkı ve sol muhalefet üzerinde artacağını söyledi. Kanar, şöyle devam etti: “Yasama organı by-pass edilince, gerek şekil gerekse esas açısından dahi anayasal yargı denetimine tabi olmayan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) keyfiyetiyle toplum yönetilecektir. Yani Nazi hukukunun teorisyeni Carl Schmidt’in ‘Egemen odur ki, kararnamelerle yönetendir’ anlayışı pratiğe egemen olacaktır. OHAL altında toplumsal barış olmaz. Hak ve özgürlüklerin esamesi okunmaz. OHAL rejimi bir anlamda özgürlüklere karşı saldırı rejimidir. OHAL’in olduğu yerde demokrasiden bahsedilemez.” 


Toplumu dizayn için

Türk Başbakan’ın ‘Normal hayata dönülmüş, kalkışma süreci tamamen bastırılmıştır’ dediğini hatırlatan Kanar, “Peki, neden ilan ediliyor?” sorusunu şöyle yanıtladı: “AKP toplumu tekçi, militer ve monolitik tarzda Azerbaycan tipi bir faşizan başkanlık sistemi için dizayn etmek istiyor. Yani darbe içinde darbe yapıyor. Kuvvetler ayrılığının kırıntılarının dahi olmadığı şefe bağlı bir totaliter rejim yaratmak istiyor.” 


DİHA/İSTANBUL






Polise ağır silah


Hükümet, polisi ağır silahlarla donatıyor. Darbede hava kuvvetlerinin kullanılması üzerine polise, hava ve kara tehditlerinde etkili olan SARP Silah Sistemi siparişi verildi. 

Darbe girişiminde özelikle hava kuvvetlerinin kullanılmasının ardından harekete geçen hükümet, kendisine en büyük desteği veren polise ordularda kullanılan ağır silah siparişi verdi. Aselsan ile Otokar arasında “İç Güvenlik Kuvvetlerinin (polisin görev alanı)” ihtiyacı kapsamında, SARP uzaktan komutalı silah sistemi tedarikine yönelik sözleşme imzalandı.


İki gün önce imzalandı

Aselsan’dan yapılan açıklamada, “Otokar ile “İç Güvenlik Kuvvetlerinin’ ihtiyacı kapsamında, SARP uzaktan komutalı silah sistemi tedarikine yönelik olarak 20 Temmuz Çarşamba günü, toplam bedeli 35 milyon 640 bin Euro tutarında bir sözleşme imzalandı. Sözleşme kapsamında teslimatlar 2017 ilk çeyreğinde tamamlanacaktır” bilgilerine yer verildi.


Karadan müdahale sistemi

SARP Uzaktan Komutalı Stabilize Silah Sistemi, taktik kara araçlarında ve sabit tesislerde hava ve kara tehditlerine ve asimetrik tehditlere karşı kullanılmaktadır. Harekat ihtiyacına uygun olarak sisteme, farklı silahlar takılabilmektedir. Gece ve gündüz gözetleme, hedef tespit ve takip imkânı sağlayan SARP Sistemi, gelişmiş uzaktan komuta yetenekleri ile kullanıcı personelin güvenliğini en üst seviyeye taşımaktadır.