27 Mayıs 1961, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbeleri ve 28 Şubat post-modern darbesinin ardından Cuma gecesi Türkiye tarihinin 5. darbesi TSK içerisindeki bir grup tarafından yapıldı. Öcalan, çözüm sürecinin başladığı günden bu yana Kürt sorunu çözülmediği takdirde darbe mekaniğinin devreye gireceği konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu.

Öcalan, 23 Şubat 2013’te İmralı’da yapılan görüşmede şu tespitini paylaşmıştı: “Bir darbe var, fakat derinliğini tam fark edemiyorum. MİT’i düşürselerdi Türkiye’de tüm kaleler düşmüş olacaktı… AKP’nin çıkışları yanlıştır. Son bir buçuk yılda büyük bir savaşa yüklendiler. Nihai tasfiye operasyonları yaptılar. Sayın Başbakan’ı buna inandıran ekip, 2011’de ‘PKK’yi bitireceğiz’ dedi. On bin kişiyi (KCK Operasyonları) içeriye aldılar. Bu güç MİT’e de darbe planladı. Ben hemen devreye girdim, bu bir darbedir dedim. Ergenekon’dan farkı yok. MİT’e darbe yapılınca Başbakan sıranın kendisine geldiğini gördü. Başbakan vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı. (Durdu, yeniden söze başladı) Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ‘un tutuklanması da budur. O gücün yaptığına Cevat Öneş ‘darbe’ dedi. Bu yüzden ben devreye girdim, yardımcı olayım dedim…”

9 Kasım 2013 tarihinde yapılan görüşmede ise Öcalan, çözüm sürecine ilişkin şu tespitlerde bulunmuştu: “AKP demokratik ilkeyle hem darbeden korunur hem de demokratikleşmeye katkı sağlar. (…) Demokrasiyi korumak demek Başbakan’ı da korumak demektir. Başbakan’ın demokratik işleyişe ihtiyacı var. Demokrasiyi yerleştiremezsek hepsi Menderesleşir. Darbeleri önleyemez… Onu tek şey kurtarır. Demokratik ilkeyi işletmesi gerekir...”

Öcalan’ın geri çekilme özeleştirisi verdiği 29 Kasım 2014 tarihli görüşmeye dair HDP heyetinin 30 Kasım yaptığı açıklamada ise darbe mekaniğine dair şu uyarılarda bulunulmuştu: “Tarafların belirtilen hususlarda süreci doğru, ciddi ve kararlı yürütmesi halinde, en fazla 4-5 ay içinde tüm Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecek büyük demokratik çözümün sağlanabileceğini vurgulayan Öcalan, bu ciddiyet ve kararlılığın gösterilmemesi durumunda, bölgesel kaosun derinleşeceği ve darbe mekaniğinin sonuç alabileceği uyarısını yapmıştır” denildi. 


Mekaniği önlemenin yolu

HDP Ankara Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi: “Sayın Öcalan bunun yanında bir değerlendirme daha yaptı: ‘Darbe mekaniğinin önleminin yolu radikal bir demokratikleşme hamlesidir’ Hükümet vaktiyle girdiği karşılıklı rızaya dayanan cemaat ilişkisinden demokrasi adına değil kendi hegemonik alanının genişletmek adına feragat etti. Böyle olduğu için bir demokratikleşme hamlesi yerine tekçi, hegemonik kendini dayatan bir yaklaşım belirledi. Bu yaklaşımı meşru göstermek için de devletin 100 yıllık ezberine sığındı. Kürt düşmanlığında birçok kesimi bir araya getirdi.”


Ordu mercek altına alınmalı 

“Gelinen darbe girişimi her halükarda lanetlenmeli, mahkûm edilmeli ve ordu gibi kurumda denetim dışı neredeyse bir darbeyi gerçekleştirebilecek hâkimiyet alanı tesis edebilme gerçekliği göz önüne alınarak, geriye doğru ordunun bütün fiil ve eylemleri mercek altına alınmalıdır” diyen Önder, şöyle devam etti: “Bunlar faili meçhullerden, halkın üzerine ateş açmaktan Roboskî‘den ayrı ele alınamaz. Bir demokrasi bloğu inşa etmenin ne kadar hayati olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır.”


Öcalan’ın tespiti somutlaştı

MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, Öcalan’ın ‘darbe mekaniği’ uyarısının günümüzde ete kemiğe büründüğüne dikkat çekti. Öneş, “Türkiye demokratikleşme sürecine devamlılık kazandırmadan, Türkiye demokrasisine nitelik kazandırmadığımız süre içerisinde iç politikadaki çatışmanın gerek söylemde gerek uygulamada Türkiye halklarını kamplaştırdığı, saflaştırdığı bir süreçte daima Öcalan’ın da ifade ettiği gibi darbe süreçleri canlılığı korur ve fırsatını ararlar. Böyle bir süreci ortadan kaldırmamız gerekir. Türkler, Kürtler birlikte hareket ederek Türkiye demokrasisine canlılık kazandırabilirler” şeklinde konuştu. 


Tekrar müzakereyle çözüm

Özellikle yürütülen savaşın tasvip edilemeyeceğini de dile getiren Öneş, “Güneydoğu’da meydana gelen çatışmalar orada bulunan insanlarımıza zarar verdi. Ortadoğu’daki gelişmeler ve IŞİD dikkate alındığında Türkiye tüm halklarıyla tehdit altına girdiği bir terör sarmalı içerisine girdi. Türkiye dinamikleri bir demokratik çözümü dayatıyor. Evet, gecikmeler ve engeller oldu. Bu darbe teşebbüsünden sonra Türkiye’nin demokratikleşmesi meselesi birinci öncelikli bir meseledir. Tekrar müzakere süreçleriyle bir çözüm yoluna gidilmesi kaçınılmazdır” ifadelerinde bulundu. 




Savaş zemin hazırladı


HDP Grup Başkanvekili ve İmrahı Heyeti üyelerinden İdris Baluken, 7 Haziran sonrası başlayan çatışmalı sürecin darbeye zemin hazırladığını söyledi. 

Darbe girişiminde bombalanan Meclis önceki gün saat 17.00’de olağanüstü gündemle toplandı. Toplantıya Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve çok sayıda yüksek yargı mensuplarının yanı sıra diplomatlar ve STK’lardan da birçok isim katıldı. Meclis’te grubu bulunan AKP, CHP, MHP ve HDP darbeye karşı ortak bir metin üzerinde uzlaştı. Meclis’te olağanüstü toplantıda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı, ardından Türk İstiklal Marşı okundu

Meclis Başkanı İsmail Kahraman, metni okumadan önce 4 siyasi partiye söz verildi. HDP adına konuşan Grup Başkanvekili İdris Baluken, “varlığını devam ettiriyor” dediği darbe girişimini lanetledi. Baluken, “Askeri, bürokratik veya sivil hiçbir darbenin gerekçesi yoktur” dedi. Demokratik siyaseti kesintiye uğratmaya çalışan her girişime karşı HDP’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da rolünü oynamaya devam edeceğini vurgulayan Baluken, “Bu kapsamda barış, demokrasi, insan hakları ve hukuk temelinde her türlü siyasi işbirliğini gerçekleştireceğiz” diye konuştu. Baluken, yüzlerce sivil katledildiği ortamda yaşananların tipik bir askeri darbeyi aştığına dikkat çekti. Kürt sorunun başta olmak üzere Türkiye’nin köklü sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade eden Baluken, “Çözüm önerilerimiz dikkat alınmadığı durumda demokrasinin ortadan kalacağı yönünde uyarılarımız yapmıştık” dedi. 


Darbecilere açık hedef

2013 yılına kadar cemaatin hükümet politikaları ile güçlendirildiğini ifade eden Baluken, “7 Haziran sonrası halk iradesinin tanınmaması seçilmiş siyasetçilerin dokunulmazlıkların kaldırılması ve askere dokunulmazlıkların verilmesi, siyasilere yapılan operasyonlar demokratik siyaset alanını daraltmış ve siyaset kurumunu bir bütün olarak darbecilerin açık hedef haline getirdi. Darbe girişimine zemin hazırlayan 7 Haziran’dan sonra devreye konulan çatışmalı ortamdır. Bu ortamda tanklar şehirleri inmiş darbe mekaniği canlı ve diri tutulmuştur. Çatışmalı kentlerde sivil irade askeri iradeye geçmiştir. Çatışma ortamı darbe girişimi için zemin hazırladı. Barış ve demokrasinin tesis edilmediği yerde darbe ihtimali her zaman vardır” diye konuştu.


Hep uyardık

Darbenin panzehirinin barış ve demokrasi olduğunu vurgulayan Baluken, “Cizre’de Sur’da Silvan’da Yüksekova’da yaşananların Ankara’da, İç Anadolu’da Ege’de yaşanma ihtimaline hep dikkat çektik. Bunu anlamak için dünkü darbe girişimi beklenildi” dedi. 

Baluken, hükümetin Kürdistan’daki operasyonlara son vermesi, bu günden tezi yok tüm ülkede demokratik siyasetin geliştirilmesi için muhalefet ile hareket etmesi ve topluma 15 Temmuz gecesinden bu yana yaşananları tam olarak açıklaması gerektiğini vurguladı. 


 ANKARA