Bastırıldığı söylenen 15 Temmuz darbesinden sonra da, darbeler süreci hükümetin OHAL ilanıyla sürüyor.
AKP şefleri ve medyası halkı bir daha aldatıyor. Sahte demokrasi kahramanlıklarıyla herkese meydan okuyorlar.
Şunu iyi bilmeli ki, gerçek bir demokrasi olmazsa darbeler ve iç savaş kaçınılmaz olur.
Demokrasisi gelişmiş ve güçlü olan ülkelerde darbe olmaz. Darbecilik kimsenin aklına bile gelmez.
Ama halk örgütlenmesi zayıfsa, devlet örgütlenmesi içindeki ve özellikle de ordu içindeki unsurların durumdan vazife çıkartması ve vatanı-milleti kurtarmak iddiasıyla harekete geçmesi kaçınılmazdır.
7 Haziran seçimleriyle bir umut ortaya çıkmıştı. Geniş bir uzlaşma yoluyla savaşa son verilebilir, Kürt sorunu başta olmak üzere diğer sorunlar TBMM çatısı altında demokratik bir süreçte çözülebilirdi.
Ne var ki, Erdoğan ve emrindekiler halkın bu iradesini tanımadılar. Demokratik çözüm yerine imha savaşını tercih ettiler.
Bahçeli, Baykal, Ergenekoncular da buna açık destek verdi. Çöktürme harekatıyla halka karşı saldırıya geçtiler. HDP'yi kapatma, belediyelere kayyım atama, idam cezasını geri getirme gibi heveslere kapıldılar. Bu açıkça bir Erdoğan darbesiydi. Bir yıldır bu darbenin göçertme, kaçırtma, katliam gibi kanlı sonuçlarını yaşıyoruz.
Erdoğan ve destekçileri halkın iradesinin önemli olmadığını, güçleri yeterse her türlü halk muhalefetini ezip geçeceklerini ilan ettiler. 15 Temmuz darbesinden önceki sözlerini-yaptıklarını hatırlarsanız gerçek yüzlerini de unutmazsınız.
Ferhat Encü, "Halka zulmeden, katliam yapan güvenlik güçlerine bu kadar yetki verip koruyamazsınız" deyince susturup linç etmeye kalkıştılar. "Kahraman ordumuza böyle diyemezsin" gibi kabadayılıklar yaptılar. Vekiller, belediye başkanları zindana, polis şeflerine, askerlere dokunulmazlık dediler. Kaderin cilvesine bakın ki şimdi kendileri "Asker elbisesi içindeki teröristlerden, hainlerden" söz ediyor. İşkenceyle yüzü gözü dağıtılmış generalleri medyanın önüne çıkarıyorlar.
Şunları vurgulamak gerek:
15 Temmuz darbesi bir oyun ya da danışıklı dövüş değildir. Ciddi bir darbe girişimiydi. Başarısız olmasının nedenleri tartışılabilir. Bunlar zamanla daha iyi anlaşılacaktır. Ama bu nedenler ciddiyetini ortadan kaldırmaz. Ayrıca bu darbe sürecinin bittiği de söylenemez. Bu darbeler sürecinin en son halkası da değildir.
Türkiye gibi hiç bir zaman demokratik bir süreci yaşamamış, demokrasiye ulaşamamış, halkın geniş kesimlerinin hala öz örgütlülükten mahrum olduğu bir ülkede, demokratik mücadele kanallarının devlet tarafından kapatıldığı bir ülkede darbe kıtlığı olmaz. Ciddi bir demokratikleşme sürecine girilmedikçe bu darbelerin bitmesi de beklenmemelidir.
Erdoğan ve AKP karşı darbeyi bastırmak istiyor ama yerine demokrasiyi değil, kendi darbelerini egemen kılmak istiyor. Kürdistan'da başlattığı imha savaşını sürdürmek istiyor. İlan edilen OHAL ile geçmişte görülmemiş bir dikta dönemine geçiliyor. AİHS askıya alınıyor. Bu demektir ki bundan sonra devlet temel insan haklarını da ezip geçecektir. İdam cezası, "makable şamil" yasalar ile açık faşist bir Türkiye hedefleniyor. Geçen bir yıldır devletin hiç bir insan hakkına, hukukuna saygılı olmadığı açıktır. Suruç Katliamından bugüne Kürdistan şehirlerini yerle bir eden katliamlar yapıldı. Bu katliamlar zincirinin sonunda Türkiye 15 Temmuz darbesine gelmiştir. Darbecilerin çoğu Kürdistan'da kanlı katliamlar yapan kişilerdir. Kürdistan halkının direnişi bunları bozguna uğratmıştır. Yoksa Kürdistan halkını direnmeseydi, hiç kimse bu darbecilerle baş edemezdi.
Bütün bunlardan hiç bir ders almadan OHAL ilan ederek içte ve dışta barış yerine savaş politikasına devam demek, yeni darbeleri de davet etmek demektir.
14 senedir TEK-TEK-TEK diyen Erdoğan'ın yarattığı sonuca bakın:
En güçlü ve güvenilir kurum denilen Ordu başta olmak üzere, yargı, üniversite, polis, eğitim ve tüm devlet kurumları paramparça...
Halk güvensizlik içinde kırk parça...
Erdoğan darbecileri ise yeni baskı yasalarıyla, idamlarla egemen olabileceğini zannediyor. Hala bir ders almamışlar gibi.
Ya hemen barış ve çözüm ya da her gün daha da şiddetlenen kanlı bir iç savaş süreci. Bunun ortası kalmadı. Darbeye karşı yeni bir darbe değil, en geniş demokrasi!
Askeri ya da sivil darbelere de, OHAL'e de hayır!
Derhal ateşkes ve siyasi çözüm!