Bu yazıyı 6 yıl önce yazmışım, demek ki darbeciler okumamış...
***
El kitapları ve kılavuzlar vardır. Alırsınız sol ya da sağ elinize bir yandan küçük yazıları okumaya çalışırken, bir yandan da diğer elinizle bir küçük vidasını ya da her neyse onu çevirmeye çalışırsınız. Beceremeyince el kitabını bir yere dayar, bir kitaba, bir vidaya ya da her neyse ona bakarak muhtemelen yeniden beceremezsiniz. Aslında o kadar da basit ve ayrıntılı yazılmıştır ki sorun da zaten budur hayat yazılamaz. (Vay be çok felsefi oldu.) Sayın darbeciler size bir hizmet yapıp, darbecilerin el kitabından bazı parçaları buraya aktararak bu zorluğunuzu aşmak istiyorum. El kitabının içinden, altı kahverengi kalemle çizilmiş bölümleri itinayla veriyorum. Siz birleştirin darbe yapın.
Neden darbe yapılır? Öncelikle hükümet, gerçekten hükümetse ya da gerçekten kendisinin halkın hükümeti olduğunu düşünüyorsa ona karşı darbe düzenlenebilir. Bu kitabı yazanın hükümeti ise ona karşı darbe yapmayı sakın düşünme.
Eğer hükümet halkın yararına diye bankaları kamulaştırmaya çalışırsa, ‘Banka soymak mı..? Banka kurmanın yanında hiçbir şey’ diyerek banka kurmayı, soygunu engellerse ya da böyle bir niyeti varsa mutlaka yapmalısın. Bakınız sayfa 62 Şili. Başkan Allende’ye karşı General Pinochet...
Eğer hükümet, ülkenin en büyük madenlerine, doğal kaynaklarına halkımın yararına diye el koymaya çalışırsa, özellikle petrol, bakır, altın gibi yükte ağır, pahada daha da ağır değerlerin hepsini devletleştirir, hele hele kamulaştırırsa hemen ki hemen. Bakınız sayfa 62-79 Şili Başkan Allende, Başbakan Musadık İran, Başarısız teşebbüslerimiz Venezüella, Hugo Chavez sayfa 81-Bolivya Evo Moreles sayfa 87- (Bu sayfaların sonunda bırakılmış beyaz sayfalara bugünkü çalışmalarımız eklenecektir...)
Eğer hükümet başkanı, her ne kadar bizim belirlediğimiz ‘Bizim O çocuğumuz’ bile olsa kendi boyunu aşıp, bütün çaldıklarını kendisine yontmaya çalışıyorsa, tekdir et, uslanmıyorsa kötek at, o da olmuyorsa uyuşturucu kaçakçısı olduğunu söyleyerek ülkesini basıp, başkanlık sarayında kulağından tutup içeri at. Bakınız. Sayfa 77 Darbemsi harekatlar bölümü, Panama- Başkan Noriega...
Eğer seçilmiş başkan en az senin generallerin kadar üniformaya düşkün, çocukluk yıllarının ezilmişliğini, omuzları kalabalık rütbelerle aşma özlemi içinde yanan, bir başkansa, boşuna general harcama ona sivil darbe yaptır. Bakınız Sayfa 68 Peru, Başkan Fujimoru... Bu tarafımızdan bizzat tavsiye edilen ‘Ne güzel demokrasim darbemden de güzelsin’ başlıklı bölümde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Her ne kadar 70.000 yerli, gerilla, muhalifin imha edilişi el kitabına uymayacak bir şekilde uzun uzun anlatılsa da kitabın en hünerli sayfalarıdır. Bakınız Filipinler Sayfa 69...
Eğer seçilmiş başkan kendi topraklarından, anlaşmalara uymuyor diye bizim askerlerimizi çıkarmaya kalkarsa, onların dediğini zinhar yapmazsa, al paçasını aşağı. Olmazsa bir seçim düzenlersin. Darbeni seçim çiçeği ile süslersin. Bakınız Honduras, Başkan Zelaya...
Eğer hükümet beceriksizce, halk hareketlerini bastıramıyorsa, halk denilen nesne düzen ve intizama uymayarak sokakları dolduruyorsa, sendika, hak, hukuk filan diyorsa eh işte sizin gününüz. Yapın darbenizi. Öldürün ve kaybedin. Deneyin okullarımızda öğrendiğiniz işkence tekniklerini ve gösterin gücünüzü. Bakınız Arjantin. Bakınız Uruguay. Bakınız Brezilya ve bakınız kendi şanlı tarihinize Türkiye...
Eh eğer bunlar yoksa oturun kozmik odanızda uslu uslu. Cam çerçeveniz ardında kırılacak gününüzü bekleyin. Ne haddinize sizin, güzel darbelerimiz bizim.
* Metin Yeğin’in bu yazısı 7 Ocak 2010 tarihinde Günlük Gazetesi’ndeki köşesinde yayınlanmıştır.