PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, AKP’ye yönelik olarak yaklaşık iki yıl önce dile getirdiği, “Çözüm sürecinin bitmesi halinde darbe mekaniği devreye girer” (29 Kasım 2014 İmralı Adası) uyarısı gerçek oldu. 15 Temmuz gecesi AKP Hükümeti’ne karşı bir darbe girişimi gerçekleşti. Öcalan haklı çıktı kaos ortamının derinleşmesi darbe mekaniğinin devreye girmesinin önünü açtı. Çok açık ki Türkiye başarısız olan bu darbe girişiminin artçılarının geleceği anlaşılan bir askeri müdahaleler dönemine girmiştir.
Evet 15 Temmuz darbe girişimi başarısız olmuştur. Bu yazının amacı da bunu irdelemektir. İlk adımından itibaren aceleye geldiği çok açık olan girişimin planlanandan önce gerçekleşmek durumunda kaldığı anlaşılıyor. Anlaşılan o ki darbeciler hazırlıkları deşifre olduğu için tarihi erkene almış ve darbeyi başlatmak zorunda kalmışlar. Bunu anlamak için de darbenin bir hafta öncesine uzanmak gerek. Darbe öncesi bir süredir ortalarda olmayan darbe sırasında da nerede olduğu kimseler tarafından bilinmeyen Tayyip Erdoğan 8-9 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesi için 7 Temmuz günü Varşova’ya indi. Yanında Dışişleri ve Savunma bakanları da vardı. 9 Temmuz’da geri dönen Erdoğan o günden sonra alışılmışın dışında ortalarda pek görünmedi. Tatilde olduğu söylendi. Gezi Türk basınındaki Emine Erdoğan’ın Varşova’da yaptığı yüksek masraflı alışverişle yer aldı. Erdoğan ve heyetinin Varşova temaslarının detayları açıklanmadı.
Erdoğan’ın Varşova dönüşü alelacele yapıldığı anlaşılan darbe girişiminin NATO ve üyesi devletlerin desteğinden yoksun olduğu ortada. NATO üyesi bir ordu yapılanmasında NATO’nun desteği olmadan bir darbe gerçekleştirmenin mümkün olmadığı da açık. Ancak kendi bünyesindeki bir ordunun içinde gelişen bir cuntadan NATO merkezinin haberdar olmamasını düşünmek de saflık olur. Bu nedenle Varşova dönüşü ortadan kaybolan Erdoğan’ın NATO zirvesinde kendisine iletilen bir darbe girişimine karşı hazırlık içinde olduğu söylemek yersiz olmaz.
AKP iktidarına bağımlılığı ortada olan MİT’in bu darbe girişimi hakkında hükümeti bilgilendirmediği anlaşılıyor. Zira 16 Temmuz günü kameralar karşısına çıkan Başbakan MİT’in darbe hazırlığının bilgisini verip vermediği sorusuna konuyu araştırıyoruz demekle yetindi.
15 Temmuz gecesi el yordamı ile aceleye gelmiş olduğu her adımından anlaşılan darbe girişimi başladığında da Erdoğan’ın nerede olduğu hala bir muammaydı. Darbeciler Boğaz ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin tek yönünü trafiğe kapatarak darbe girişimini başlattı. Ancak bu trafik kapama ile oluşacak izdihamın nasıl çözüleceği hesaplanmamıştı. Yine sonradan anlaşıldı ki Hava Kuvvetleri Komutanı o gece katıldığı bir düğün basılarak davetlilerin elinden zor alınmış. Darbecilerin Ankara Gölbaşı’nda bulunan Türksat merkezini ele geçirmeden harekete geçmeleri de hesapların iyi yapılmadığının kanıtı.
Darbeci ekip ordu içerisinde kendilerine yönelik başlayacak bir operasyonu fark ettikleri için darbeyi erkene aldılar. Hazırlıkları tamamlanmamış darbe karşı önlemleri alındığı için amacına ulaşamadı. Öyle ki geçmişte yaşanmış birçok darbede sorgusuz sualsiz TSK’ya kendiliğinden teslim olan Türk basının bu kez takındığı “demokrasi” havariliği de dikkate değer. Hele Doğan Grubu’na bağlı CNN Türk’ün bir askeri müdahale karşısında gizlenen Erdoğan’ı telefon aracılığı ile yayına bağlayarak darbeye karşı çıkması darbeye karşı hazırlıkların düşünülenden daha iyi örgütlendiğini düşündürüyor. Şunu da söylemek gerekir. Darbe girişiminden haberdar edilen Erdoğan’ın karşı hamlesini çok iyi hazırladığı da ortada. Bu suç üstü darbe girişimini kullanan Erdoğan’ın Mursi’nin darbeye karşı Tahrir meydanında başaramadığını başarmış lider resmini oluşturmak için iyi hazırlandığı da anlaşılıyor.