16 Kasım Cumartesi günü Almanya’da tarihi bir miting yapılıyor. Başkent Berlin, PKK yasağının kaldırılması amacıyla yapılacak olan tarihi mitinge ev sahipliği yapıyor.

Alman aktivistlerinin oluşturduğu ‘Tatort Kurdistan’ inisiyatifinin organize ettiği mitinge çeşitli uluslardan sivil toplum örgütleri ve aydınlar da destek veriyor.
Haftalardır hazırlıkları yapılan mitinge katılımın yüksek olacağı; Alman hükümetine PKK yasağına son vermesi için güçlü bir çağrı yapılacağı anlaşılıyor.
Almanya’daki PKK yasağı 26 Kasım’da 20. yılını dolduruyor.
Alman polisi 20 yıldır yasağı gerekçe göstererek bu ülkeye sığınmak zorunda kalmış Kürtlere çeşitli sorunlar çıkarıyor.
Her şeyden önce Kürtlerin siyasi tercihlerini suç sayıyor! PKK ve liderini çağrıştıran rozet, flama ya da afişten ötürü dahi dava açıyor.
PKK’yle ilişkili olduğu gerekçesiyle sistematik olarak Kürtlerin evlerini ve derneklerini basıyor. Kürt siyasetçilerini yakın takibe alıyor ve bazen hapse de atıyor.
Muzaffer Ayata örneğinde olduğu gibi bazı Kürt siyasetçilere imza zorunluluğu ve ‘seyahat yasağı‘ dahi koyabiliyor.
Bazılarına hak ettikleri halde vatandaşlık bile vermiyor. Kürt kurumlarını ‘uyum’ zirvelerine almıyor.
Böylece Kürtlerin hem demokratik haklardan yararlanmalarını engelliyor hem de kurumları ve politikacılarına yönelik sistematik baskılar yapıyor.
Kaldı ki yasak sadece burada yaşayan Kürtleri mağdur etmiyor; genel olarak Kürt mücadelesine çok zarar veriyor.
Almanya Türkiye’yle olan ekonomik çıkarlarını korumak amacıyla Kürtlere karşı küresel düzeyde bir mücadele yürütüyor. PKK yasağını bu yüzden sürdürüyor.
Ancak buna artık bir son vermesi gerekiyor. Zira, bütün bu baskılar sonuç vermiyor. Kürdistan ve Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da baskılar bir işe yaramıyor.
Alman Anayasayı Koruma Örgütü’nün her yıl açıkladığı PKK raporları bu gerçeği çok net gösteriyor.
Raporlara göre PKK Almanya’da her geçen yıl biraz daha güçleniyor. Güçlenmeye devam edeceği ve gelecekte ‘tek muhatap’ konumuna yükseleceği de belirtiliyor.
Raporlar yasağın hiçbir anlamının kalmadığını açıkça gösteriyor ancak, Almanya buna rağmen yasakta ısrar ediyor.
Geçenlerde konuyla ilgili bir açıklama yapan İçişleri Bakanlığı sözcüsü, ‘yasağı kaldırmayı düşünmediklerini’ belirtti.
Çözüm sürecinde yapılan bu açıklama Alman hükümetinin barışçıl çözüme destek yerine köstek olacağına işaret ediyor.
Öte yandan Almanya PKK yasağını, PKK’nin Almanya’da geçmişte yaptığı eylemlerine dayandırıyor. Bu eylemleriyle PKK’nin ‘kamu güvenliğini’ tehdit ettiğini iddia ediyor!
Oysa daha 1996 yılında birçok Alman devlet görevlisi ve siyasetçisinin bu konuyu PKK Lideri Öcalan’la görüştükleri ve taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığı biliniyor.
1996 yılında MED TV’de PKK Lideri Öcalan’la kimi Alman siyasetçilerin katıldığı bir de canlı yayın yapıldı.
Moderatörlüğünü yaptığım canlı yayında taraflar bu konuyu etraflıca konuştular ve karşılıklı sözler verdiler.
PKK Lideri, Alman kamuoyunun tepkisini çeken hatalı eylemleri mahkum ettti ve bundan ötürü Alman halkından özür de diledi.
Alman siyasetçileri de PKK yasağının demokratik değerlere aykırı olduğunu açıkladılar ve kaldırılması için çaba harcayacakları sözünü verdiler. Ancak bugüne kadar da sözlerini yerine getirmediler.
PKK yasağı şimdi 20. yılını dolduruyor.
Alman polisi aradan geçen 20 yıl boyunca yaptığı gibi şimdi de yasağa dayanarak bu ülkede yaşayan bir milyondan fazla Kürdün demokratik haklarını çiğnemeye devam ediyor.
Yasak yüzünden Kürtlerin bu ülkeye entegre olmaları da engelleniyor. Önyargıları ve düşmanlığı tetikleyen yasak Kürt toplumuna her açıdan ağır bedeller ödetiyor.
Almanya’daki Kürt toplumu hem diğer göçmen toplulukların yararlandıkları hak ve imkanlardan yeterince yararlanamıyor hem de baskılardan kurtulamıyor.
Buna artık bir son verilmesi gerekiyor.  
Kürtler ve birçok ulustan dostları Cumartesi günü Berlin’de bunun için; Almanya’ya ‘Das Reicht’ (Yeter Artık) demek için toplanıyor.
Alman hükümetinin bu sese kulak vermesi gerekiyor…