
Ahmet Davutoğlu Kürdistan'a gidip Master Planını açıklayacakmış. Master Planın ne olduğu esas olarak anlaşılmıştır. Ahmet Davutoğlu Kürdistan'da yapacağı konuşmalarda bazı ekonomik ve sosyal imkanlar sunma vaadi ve demagojiyle esas amacı gizlemeye çalışacaktır.
Master Planı, Eylül 2014 tarihinde similasyonu yapılan 'Çökertme Planı'nın arkasından Kürdistan'da yapılması düşünülen rehabilitasyonun uygulanması olmaktadır. Kürt halkının terbiyesi amaçlanmaktadır. Yani kültürel soykırım bazı adım, uygulamalar ve tedbirlerle tamamlanmaya çalışılacaktır. 1926 yılında uygulamaya konulan Şark Islahat Planı'nın güncelleştirilerek pratikleştirilmesi hedeflenmektedir. Eğer böyle bakılırsa Master Planı daha iyi anlaşılır.
Davutoğlu birkaç gün önce Kürdistan'dan çağırdıkları bazı Sivil Toplum Örgütlerine konuşma yaparken; biz sizin isteklerinizi yerine getireceğiz, siz de terörle mücadelede yanımızda olun, demiştir. İşte Master Planı dedikleri esasta budur. İşbirlikçiliğe dayanarak kültürel soykırımcı sömürgeciliği yeni koşullarda sürdürüp tamamlamak!
Türk devletinin ekonomik imkanları 1926’lı yıllardan fazladır. Şimdi güncelleşmiş Şark Islahat Planı'na bazı işbirlikçilerin ağzına bir parmak bal çalmayı eklemişlerdir. Kimi Kürt işverenlerine, ulusal, kültürel ve toplumsal değerlerden kopmuş bir kısım orta sınıfa bazı imkanlar sunarak bu Master Planı'na destek almaya çalışacaklardır. Kürt kültürel soykırımına destek sunacak ve sessiz kalacak bir toplumsal temel yaratarak uygulamalarına meşruiyet kazandırmak istemektedirler. Zaten sınırlı da olsa böyle bir işbirlikçi kesim var. Şimdi bunu biraz daha arttırmayı düşünüyorlar. Hem de açık ve utanmazca bir teklifle! Kürt halkının özgürlük mücadelesinin bastırılmasına destek isteyerek!
Dünyada herkesin ulusal, kültürel, toplumsal değerleri olabilir; insanlar bunun için malından feragat edebilir, canını bile verebilir. Ama sıra Kürtlere geldiğinde önüne biraz yem atarsan her türlü ulusal, kültürel ve toplumsal değeri bir tarafa atabilir diye düşünmektedirler. Özellikle işbirlikçi Kürtler ahlaki, vicdani ve toplumsal değeri olmayan bir kesimdir; biraz ekonomik imkan ve sosyal refah vaat edersen kendi halkının soykırımına bile izin verebilir. İşte Ahmet Davutoğlu böyle düşünerek "biz sizin isteklerinizi karşılayacağız, siz de terörle mücadelede bize destek verin" diyebiliyor. Kültürel soykırımcı sömürgecilerin bakışı budur.
Terörle mücadele dedikleri ise yüz yıldır bellidir. İlk önce şaki, eşkıya olan Kürtler şimdi de terörist olmuştur. Kürt, temel ulusal demokratik haklarını talep ederse, kültürel soykırımcı sömürgeciliğe itirazda bulunursa hemen terörist olur. Nitekim birkaç aydır Kürtlere "siz öz yönetim talep ederseniz bu dünyayı sizin başınıza yıkarız" demektedirler. Cizre’yi, Silopi’yi Sur’u, Kerboran’ı, Derik’i, Silvan’ı bu anlayışla yerle bir etmişlerdir. Bu şehirleri tankla, topla, ağır silahlarla yerle bir eden kendileri olduğu halde, utanmadan özyönetim ilan eden ve mahallelerimize girmeyin diyen halkı suçlamaktadırlar. Buna siz sebep oldunuz demektedirler. Yani mahalleleri, şehirleri yakma, yıkma hakkını kendilerinde görmektedirler. Asayişi sağlama adı altında bunun, kendilerinin meşru hakkı olduğunu söylemektedirler. Açıkça teslim olur, boyun eğerseniz, kendi kendini yönetme gibi şeyler istemezseniz başınıza bomba yağmaz, yoksa dünyayı başınıza yıkarız, diyorlar. Kürt’e bu tehdit ve şantajla boyun eğdirmeye çalışıyorlar.
Aylardır yaptıkları da budur. Master Planı diyerek Kürt halkına dayattıkları da budur. Senin hakkında her kararı ben veririm, sen de buna uyacaksın, diyorlar. Buna boyun eğersen "isteklerini" karşılarız diyorlar. Peki, bu istekler ne? Tabii ki bazılarına biraz ekonomik imkan sağlamak, kapitalist modernitenin konformist imkanlarını sunmak! Peki, Kürt halkının kimlik, öz yönetim ve anadilde eğitim isteklerini karşılıyorlar mı? Hayır! Aksine, bu taleplerde bulunursanız dünyayı başınıza yıkarız, diyorlar.
Davutoğlu "siz ne istiyorsanız yaparız" dediğinde, işadamları, sivil toplum örgütleri ve bu adamı dinleyenler "Kürt kimliğini anayasal ve yasal güvenceye alın, Kürtler kendi kimliği, dili ve kültürüyle özerkliğe, yani yerel demokrasiye kavuşsunlar, kendi kendilerini yönetsinler; anadilde eğitim yapsınlar, o zaman size destek veririz; siz bunları yapmadığınızda, Kürt halkının direnişi meşrudur" demelidirler. Siz bizim dediğimizi yapın denildiğinde bunları diyemeyenler Kürtlerin gözünde işbirlikçi ve hain olmaktan öteye bir değer bulamazlar. Bunu da herkes bilmelidir.
Kürtleri aç bırakırım, her türlü imkandan mahrum ederim, sonra da biraz imkan sunar kendi halkının karşısına çıkarırım diyen bu AKP hükümetine herkes tutum almalıdır.
Bir kentin nasıl düzenleneceğine, nasıl planlamaya kavuşacağına o kent halkının karar vermesi gerekir. İşte öz yönetim budur. Öz yönetim direnişleri de devletin, merkezin ve Ankara’nın Kürdistan’daki her şeyi kendi yapmasına karşı verilmektedir. AKP hükümeti, Amed’i ben yapılandıracağım, Cizre’yi ben yapılandıracağım diyor. İşte öz yönetim direnişi bu zihniyete karşı veriliyor, verilmekte ve verilecektir. AKP hükümetinin "ben şöyle Master Planı yaptım, Doğuyu ve Güneydoğuyu şöyle yapılandıracağım" demesi, bu direnişin gerekçelerini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. AKP Hükümetine Kürt sorununun kaynağı budur, gösterilen direnişler de bu Master Planı'nı yapan zihniyet, kafa ve politikaya karşıdır denilmelidir. Sen hala bu kafayla hareket ederek yüz yıldır uygulanan yanlışlığı sürdürüyorsun, denilmelidir. İşte bu zihniyet ve kafaya karşı direniş meşrudur ve yüz yıl daha da sürse yürütülecektir.
Davutoğlu, Kürt’ün özgür ve demokratik yaşam direnişini son kaleyi yıkmak olarak değerlendirmiş. İşte şovenizm ve saptırma budur. Kendileri şovenizm ve Kürt karşıtlığı ile Kürt halkıyla Türk halkının bin yıllık ilişkisini ortadan kaldırıp Türkiye'yi zayıf düşürürken, Kürt halkının demokratik birlik temelinde yeni Türkiye'yi yaratma mücadelesini son kaleyi düşürmek gibi ele almaları tarih ve toplumsal gerçeklerden habersiz olmaktır. Kendileri kapitalist moderniteden, yani batıdan kaynaklanan ulus-devlet anlayışıyla 9 yüzyıllık ortak yaşamı yıkıp halkların birlikte yaşamasını dinamitlemişlerdir ve dinamitlemeye devam etmektedirler.