Cizre ve Silopiya’yı harabeye çeviren Türk devletinin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Silopya ziyaretini yandaş medya manşetlere taşıyarak “Başbakan Davutoğlu Silopi’ye müjde üstüne müjde verdi” başlığıyla verdi. Okuyan da sanacak ki, ordaki katliam ve soykırımları Davutoğlu ve sahibi değil de başkası yaptı. Bakalım Davutoğlu Silopiya’da ne dedi ve bunları derken neler demek istedi?

Bu topraklara sevgi tohumları ekmeye geldik, ebediyen burada olacağız: “Ey Kürtler, sizi daha çok katledeceğiz! Sivil insanlarınızı, barış ve özgürlük aktivistlerinizi silahsız-savunmasız, aç-susuz halde bodrumlarda kimyasal gazlarla yakıp, duvarlarınıza “aşk bodrumda yaşanıyor güzelim” yazacağız. Bütün şehirlerinizi enkaz haline getirip üstünde tepineceğiz. Cenazeleriniz günlerce yerlerde kalacak, üstlerine karlar ve yağmurlar yağacak ve sizler beyaz bayraklarla bile gidip ölülerinizi alamayacaksınız. Öldürdüğümüz çocuklarınızı gömmenize izin vermeyip onları derindordorucularda saklamanızı sağlayacağız. Yaralılarınıza ambulans göndermeyip onları kan kaybından öldüreceğiz. Sizi kadın-erkek, genç-yaşlı, çocuk demeden temizleyeceğiz. Kadınlarınızın cenazelerini çırılçıplak soyup en alçakça işkenceleri yaptıktan sonra fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaşacağız. Gençlerinizin ölülerini zırhlı araçların arkasında sürükleyerek parçalayacağız. Çoluk çocuğunuzu anasız, babasız bırakıp birçoğunuzu yerinizden yurdunuzdan edeceğiz. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.”

En kısa sürede Cizre ve Sur’da olacağız: “Tanklarla toplarla dövdüğümüz, bombalayarak yerle bir ettiğimiz şehirlere hala giremedik, bir türlü giremiyoruz. Her şey kontol altında diyerek direnişi kırmaya çalışıyorum, olmuyor. Orda aslanlar gibi direnen bir halk var ve aylardır onlarla başedemiyoruz. En kısa zamanda Cizre’ye ve Sur’a girmek zorundayım. Zaten adam “ne yapim de iki koltuğu birleştirip kendime bir taht yapayım” hesapları yapıyor. Ona bu fırsatı vermeyeceğim.”

Silopi’de büyük bir imar çalışması olacak. Binalarda gerekli çalışmalar sonrası az hasarlı ise yardım yapacağız, çok hasarlıysa kentsel dönüşümle biz yapacağız: “Yaşasın! Bir sürü ihale bizi bekliyor. Hepsini yandaşlara, akrabalara, damada, şuna buna verip yine çalıp çırpacağız, hepinizi soyacağız. Sizi makarna poşetlerine, kömür torbalarına muhtaç edip kendimize bağlayacağız. Hiç utanmadan sıkılmadan gözlerinizin içine bakarak yalanlar söylemeye devam edeceğiz.”

Bütün esnafa kredi yardımı yapacağız: “Kendi adamlarımıza rüşvet vererek bütün dünyaya “bakın, halkın yaralarını sarıyoruz” mesaji vereceğiz. Gerekirse Orhan Miroğlu ve Muhsin Kızılkaya’yı yanımıza alıp Tv Tv dolaşacağız. Zaten gözlerini gözlerime dikmiş, buyurmamı bekliyorlar. 

Onlar yıkmaya biz yapmaya geliyoruz. Bütün yaralarınızı saracağız: “Herkes korksun bizden. Bütün dünya ülklerini ne de güzel kandırdık. Bütün terörü kendimiz yapıp savaş çıkardık, suçu da HDP’ye ve PKK’ye atmayı başardık. Övünmek gibi olmasın ama, çok başarılı soykırımlar yaptık. Çalışmalarımız devam edecek.”

Silopi; Edirne, Keşan, Rize, Artvin ve Türkiye’nin her köşesiyle kardeştir. Bu kardeşliğe nifak sokmaya çalışanlar kesinlikle başarılı olamayacaktır: “Sizinle asla kardeş olmayacağız. Dişimize kan değdi bir kere, her zaman ve her yerde sizi katletmeye devam edeceğiz. Kürtçe konuştuğunuzu duyduğumuz yerde bıçağı böğrünüze saplayacağız. Kırşehir’de Kürt kitapçının işi ne? Elbette yakacağız! Şehirlerarası otobüslerinize taşlarla-sopalarla saldıracağız. Manisa’da, Bursa’da, Afyon’da çalışmanıza asla göz yummayacağız. MHP’lilere ağzınızı burnunuzu dağıttırıp, size Atatürk büstlerini öptüreceğiz.”

Silopili kardeşlerime gösterdikleri muhabbet ve misafirperverlikleri için çok teşekkür ediyorum: “Ey Kaymakam, ey Emniyet Müdürü, ey Allah’ın belaları! Hani bu halk, nerdeler? Size günler öncesinden para pul ve bir de imzalı mühürlü genelgeyle “çevre şehirlerdeki memurları, cami imamlarını, askerleri, polisleri ve korucuları toparlayın; Silopi’ye gelip gövde gösterisi yapacağım” demedim mi? Allah hepinizin belasını versin emi?

Her gördüğüm kardeşimin yüzünde, gözünde sadece ve sadece birlikte olduğumuzun muhabbetini gördüm: “Hepsi terörist bunların, hepsi terörist! Bana nasıl kinle ve nefretle baktığınızı, içeri girip kapıyı hızla çarptığınızı görmedim mi sanıyorsunuz? Kepenk kapatmak  neymiş göstereceğim, bunun hesabını soracağım size.”

Van’da deprem olduğunda Silopili kardeşlerim aynı acıyı hissettiler. Bilinsin ki bugün Türkiye’nin yüreği Silopi’de, Cizre’de, Sur’dadır: “Van’da deprem olduğunda sizlere yardım kutularında taş ve kirli iç çamaşırları yollamadık mı? Siz iyilikten ne anlarsınız?”

Önümüzdeki günlerde birtakım provokasyonlarla karşı karşıya kalabiliriz. Bizim için 18 Mart sembolik bir gündür: “Tüm birimlerimizle 24 saat her türlü provokasyonları yapmaya hazırız. İstersek bunu 18 Mart’ta yaparız, istersek de Newroz’da. Ayağınızı denk alın.”

Mardin’de ilan ettiğimiz birlik, huzur, demokrasi eylem planı harekete geçirilmelidir. Bu plan sözde kalmayacaktır: “Yeni Ağrı’lara, Zilan’lara, Dêrsim’lere hazır olunuz. Size katliamlardan katliam, soykırımlardan soykırım beğendireceğiz.”

Kürt halkı olarak Davutoğlu’nun ne dediğini, ama ne demek istediğini gayet iyi anladık… Biz de asla mücadelemizden taviz vermeyeceğiz. Diz çökmedik, diz çökmeyeceğiz. Diyoruz ki, “teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür.”