
Tedavisi için Almanya'ya gelen Çalan'a patlama ile birlikte değişen hayatını, direnme gücünü nereden aldığını sorduk.
HDP mitingine yapılan saldırıyla ilgili aklınızda neler kaldı?
Mitinge dair aklımda kalan, o gün için fazla heyecanlı olduğumdur. Ortadoğu Sinema Akademisi’nden arkadaşlarımla beraber büyük bir coşkuyla miting alanına gittik. Tahminimizden daha kalabalık bir kitle vardı. İnsanlar davulların etrafında halay çekip, slogan atıyordu. Gördüğüm sahneler, zafere doğru gidişin kanıtıydı. Ama mitingden erken ayrılmam gerekiyordu. Arkadaşlarımın ve ablamın ısrarına rağmen kalabalığa karıştım. Önünde durduğum çay tezgahına yaslandım. Birkaç dakika öylece kaldım. Ardından patlama oldu. Gözlerimi açtığımda herkesin koşuşturduğunu, karşımdaki annenin kanlar içinde, sağımda solumdaki insanların hayatını kaybettiğini gördüm. Vücudumda büyük bir ağrı hissettim. Bacaklarımın kırıldığını düşündüm. Kendime doğru çektiğimde bacağımın olmadığını gördüm. Sonra diğer bacağımı da çektim, onun da kopmuş olduğunu gördüm. Çok fazla kan kaybediyordum. Var gücümle oturmaya çalışıyordum. Etrafımızdakiler yaralılara müdahale etmeye çalışıyordu. Benim durumum ağır olduğu için çok fazla yaklaşamıyorlardı. Halk şoktaydı. Birkaç saniye kimse ne yapacağını bilemez durumda kalmıştı. Etrafımdaki gençler bellerindeki kemerleri ve HDP bayraklarıyla bacaklarımı sıkıca bağladılar. Açılan koridorlarla beni ambulansa götürdüler ama yer olmadığı için başka bir ambulansa taşındım. Polisin müdahaleleri yüzünden hastaneye varmam yaklaşık bir saati buldu. Bu benim için çok daha uzun geçti. Korkunç ağrı yaşıyordum ve kan kaybediyordum. Bilincimi hiç kaybetmedim. Eğer bilincimi kaybetseydim bir daha gözlerimi açamayacağımı biliyordum. Bu yüzden kendimi ayık tutmaya çalışıyordum. 40 günlük hastane sürecinden sonra ise taburcu oldum.
HDP seçimden zaferle çıktı, sonrasında kirli bir savaş süreci başlatıldı. Böyle bir gelişme bekliyor muydunuz?
Zafer, herkesin beklediği bir şeydi. Ama bunu hazmedemeyen hükümetin Kürtlere karşı bu kadar korkunç saldıracağını kimse beklemiyordu. Suruç ve Ankara katliamları da bu zaferin tekrar yaşanmaması amacıyla yapılan en ahlaksız eylemlerdir.
Bacaklarınızı yitirmek dışında hayatınızda başka neler değişti?
Miting alanında sadece bacaklarımı değil, bütün geçmiş hayatımı da bıraktım. Hayatımdaki değişim daha çok bir altüst oluştur. Bir daha toprağı hissedememek, koşamamak kabullenmesi zor bir gerçeklikti benim için. Aktif olduğum yaşamım birdenbire bir eve mahkum oldu. Her ne kadar dostlarım bunu engellemeye çabalasa bile, gerçeği kabul etmeme engel olamadılar. Ne kadar çabuk kabul edersem, yaşama o kadar çabuk adapte olacağımı biliyordum. Benim yapmak istediğim, sinema ve sanatsal çalışmalarımı ayaklarım olmadan da yapabilmektir. Oldukça zor olan bu süreç halen devam ediyor. Ama bu süreci kısa sürede atlatabilmemi dostlarıma ve aileme borçluyum. Elbette kendime ve halkıma olan inancıma da. Tanımadığım onlarca insan ziyaretime geldi. Bu bana güç verdi. Belki de onların desteği olmasaydı, bu kadar kolay atlatamazdım.
Olaydan sonra sizi tekerlekli sandalyede gülücükler ve zafer işaretiyle gördük. Bu gücü nereden alıyorsunuz?
Muhtemelen şu an Kürdistan'da direnen halka ve gençliğe, aynı acıları paylaşmam ve Kürdistan bir sömürüdür gerçeğiyle büyümüş olmamdan kaynaklı, kendiliğinden gelişen bir güce sahip oluşumdur. Bu bana özgü bir şey değildir. Tarihe de bakacak olursak Kürt mücadelesinde benim gibi uzvunu kaybetmiş yüzlerce arkadaşım vardır. Onlar bu dayanma gücünü nereden alıyorsa, ben de aynı mücadele ruhundan alıyorum.
Ailenizin tavrı nasıl oldu?
Tabii ki ailem için çok üzücüydü. Ama en kısa zamanda ayağa kalkacağımı düşündükleri için bir nebze de olsa rahatlar. Abim de bir savaş gazisi. Savaşta, karda yanan ayakları kangren olduğu için kesilmek zorunda kaldı. Bu yüzden özellikle annem açısından bunu kabullenmek çok zor.
Bundan sonra da sanatsal çalışmalarına devam edecek misiniz?
Olaydan sonra hayata bakış açım daha çok değişti. Özellikle bir kadının gücüne bir kez daha şahit oldum. Kadın gücünün farkında olarak kendi sanat çerçevemi ve perspektifimi oluşturmaya çalışıyorum. Tabii ki bu da sinemama yansıyacaktır. Ayağa kalktıktan sonra yaşadığımız bu kadar trajediyi ajite olarak değil de güçlülüğü, direngenliği yansıtmaya çalışacağım. Kültürümüzü bugüne taşıyan kadınların mirasını devralacağım.
Protez yaptırmak için buradasınız...
Almanya'yı tercih etmemin sebebi, dünyada en iyi protez yapan yerlerden biri olmasıydı. İki bacağım da diz üstü olduğu için daha profesyonel bir çalışma gerektiriyordu. Türkiye'de de yapabilirdim ama bacaklarımı benden alan bir ülke neden bacaklarımı geri versin ki diye düşündüm. Eray Öztürk adlı arkadaşımızın yaptığı protez araştırması sonucu buralara geldim. Buradaki Kürt aileleri de son derece duyarlı. Hepsini en az kendi ailem kadar kendime yakın hissediyorum. Onlar da kendimi burada yalnız hissetmemem için ellerinden geleni yapıyor. Sanırım ortak acıların buluşturduğu yer de diyebiliriz burası için.
Bacaklarınıza kavuştuğunuzda neler yapmak istersiniz?
Amed Suriçi'nin o daracık sokaklarında tekrar yürümek isterdim. Sülüklühan'da bir menengiç kahvesiyle soluklanıp, tekrar Keçi Burcu'na çıkıp kollarımı açarak bir fotoğraf karesinde yer almak isterdim.
Son olarak okurlarımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Tek isteğim, herkesin kendisinin ve gücünün farkında olması. Güçlü bir ideolojiye sahibiz. 30 yıllık şanlı bir mücadelemiz var, hiç kimsenin pes etmeye hakkı yok.
YEKO ARDIL / BERLİN