DBP, AKP’nin topyekun savaş politikasına karşı topyekun bir duruş sergileyerek Kürt halkının kazanımlarını ve iradesini korumak için mücadele edeceğini duyurdu.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), belediye eşbaşkanları ile önceki gün yaptığı toplantıda, yerel demokrasi ve demokrasinin önündeki engellerin aşılmasına dönük tartışmalar yürütülerek, planlamalar yapıldı. Toplantının sonuç bildirgesi dün açıklandı.

Ortadoğu’da yaşanan krizden etkilenen Türkiye’de yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğuna vurgu yapılan bildirgede, “Tekçi otoriter ulus devlet Türkiye, sorunların temel kaynağını oluşturmaktadır” denildi. 


Çözüm olanakları heba edildi

Geleneksel “güvenlikçi” politikaları güncelleyen AKP’nin asker ve polis gücünü devreye koyarak Kürt sorununun müzakereyle çözüm olanaklarını heba ettiğine vurgu yapılan bildirgede, şöyle devam edildi: “AKP yıllardır çözümsüz bırakılan Kürt sorununun çözümü noktasında adım atmak yerine Kürt halkının kazanımlarını kendine tehdit olarak görmüş ve buna dönük 2014’te hazırladığı ‘Çöktürme planı’nı devreye sokmuştur. Elindeki bütün savaş araçlarıyla saldırıya geçmekle yetinmemiş, Kürt karşıtı gruplarla kirli ittifaklar geliştirerek halkın açığa çıkardığı irade ve direnişi boğmak istemiştir.” 


Bin 425 kişi katledildi

Başta Sûr, Gever, Cizîr, Nisêbîn, Şirnex, Silopiya olmak üzere Kürt halkının AKP’nin kırsal alandan kentlere taşıdığı savaş ve yıkımı boşa çıkardığının altı çizilen bildirgede, şu bilgilere yer verildi: “Bu süreçte, içerisinde PM üyelerimizin de olduğu bin 425 insan katledilmiş, 2 bin 583 kişi yaralanmıştır. Yine bu süreçte başta Eşbaşkanımız Kamuran Yüksek olmak üzere onlarca PM üyemiz, MYK üyelerimiz ve yerel yönetimlerde görev alan halkın iradesiyle seçilmiş 21 belediye eşbaşkanımız, 92 belediye ve il genel meclis üyemiz tutuklanmış, görevden alınmıştır.”

HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve DBP’li belediyelere yönelik kayyum tehdidine de geniş olarak yer verilen bildirgede, şöyle devam edildi:


Kayyum savaşın parçası 

“Bu kapsamda gelişen saldırılarla parlamento ve yerel yönetim alanlarında Kürtlerin kazanımları yok edilmek istenmektedir. Milletvekillerine dönük dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklama tehdidi, belediye eşbaşkanlarımızın tutuklanması, görevden alınması, uzaklaştırması ve kayyum atanması tartışmaları AKP’nin savaş politikasının bir parçasıdır. 


Varlığı için tehdit görüyor

Halkımızın tüm kazanımlarına göz dikilmiştir. Öz güce dayalı, yerel yönetimlere alternatif bir model olan demokratik özerk yönetim anlayışımız ve demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü politikamıza yönelik bir saldırı vardır. Yerel demokrasinin gelişmesi, çoğulculuğu esas alan kadın özgürlükçü politikamız AKP’nin tekçi hiyerarşik erkek egemen politikalarına alternatiftir ve AKP bunu kendisi için tehdit olarak görmektedir. Sonuç olarak toplantımız AKP’nin topyekun savaş politikasına karşı topyekun bir duruş sergileyerek halkımızın kazanımlarını ve iradesini korumak için mücadele kararlığını vurgulamıştır.


Öz örgütlülük geliştirilecek 

Yerel demokrasinin gelişmesi konusunda belediye eşbaşkanlarımıza büyük görev ve sorumluluk düştüğü tespiti yapıldı. Demokratik özerk yönetim anlayışı ile halkın öz örgütlülüğünü geliştirmek için azami çaba içerisinde olunacağı, eşbaşkanlık sistemimize yönelik geliştirilen saldırılara karşı eşbaşkanlık sistemini kurumsallaştırılması için mücadelenin sürdürüleceği vurgulanmıştır.


Diplomasi ve dayanışma büyütülecek

AKP’nin bu savaş politikalarını teşhir etmek belediyelerimize yönelik baskı politikalarına karşı uluslararası kurum ve kuruluşlarla temasa geçmek, Kürdistan ve Türkiye’de demokrasi güçleri, STK’lar ile bir araya gelme ve süreci birlikte değerlendirme kararı alınmıştır. AKP’nin yıkım politikası sonucu yıkıma uğrayan kentlerle dayanışma büyütülecek ‘Kardeş Aile’ kampanyasına katılımı kararlaştırılmıştır.”


 AMED