Fransa Gündemi


Fransa‘da 6 Mayıs günü seçim maratonu son buldu. Ve Hollande Elisee Sarayı’nın yeni bekçisi! Fransa’daki seçim sadece Fransızların gündemi değildi. Tüm Avrupa hatta dünya Fransa seçimlerini yakından izledi. Malum, seçimin kendisi aynı zamanda Avrupa ve Ortadoğu’yu ilgilendiriyordu. Fransa sermayesi ve Fransa’daki milliyetçi tabanın desteğini alan sağın temsilcisi Sarkozy kaybetti. Hollande’ın zaferi; sokağa çıkan yığınlar, sendikalar, hatta çoğu sol çevre için yeni bir umut kapısı olarak görülüyor. Hollande’ın son yıllarda Sarkozy şahsında somutlanan saldırgan-sınır tanımayan politik söyleme karşı nasıl bir politika geliştireceği ise merak konusu!
Seçim, şenlikler, günlerce süren duellolar Fransa’da kriz gerçeğini değiştirmedi. Bu kriz aynı zamanda sadece Fransa ile sınırlı olmayıp bütün AB’yi ilgilendiriyor. Diğer taraftan Libya seferini tamamlamış Sarkozy’nin yarım bıraktığı Suriye seferi konusunda Hollande ne yapacak sorusu ortada duruyor!  “Değişim şimdi” slaganıyla halkın karşısına çıkan Hollande diğer adıyla NORMAL ADAM, Fransa’nın Kürdistan’ın Suriye parçasında oluşturmayı planladığı tampon bölge konusunda farklı bir profil çizebilecek mi, yoksa Sarkzoy’nin çizdiği hatta yürüyecek mi? Almanya partnerliği bitecek mi? ABD çizgisini benimsemiş Fransa’nın son beş yıllık siyaseti terk etmesi mümkün mü? Fransa Ortadoğu’nun yeniden paylaşımı konusunda yürütülen emperyalist dalaşın neresinde duracak? Bu sorulara emeklilik yaşı, çalışma koşulları, işsizlik vb. daha onlarca soru eklenebilir. Bütün bu sorularla birlikte umutlarını değişime bağlamış herkesin bilmesi gereken en önemli nokta Fransa’nın dış politikasında çok büyük değişim olmayacağıdır. Hollande iktidara gelirken Fransa’nın çıkarlarından vazgeçme sözü vermedi! Programında daha çok 60 bin işçi alımı, patronlardan yüzde 75 oranında vergi, emeklilik yaşanının bazı sektörlerde 60’a düşürülmesi, işsizlik parasının yükseltilmesi vb. şeklinde bir dizi vaatte bulunmuştu. Bu vaatler belki kısmi olarak gerçekleştirilecek. Ama bu Hollande’ın neoliberal ekonomik politikalardan vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Sadece Sarkozy’den farklı bir dil ve söylem geliştireceği görülüyor. 
Holande’ın daha geniş bir yelpazeyi kucaklayan bir politik söylemi benimseyeceği şimdiden açık. AB bünyesinde bulunan bütün cephelerde oynamaya devam eden bir siyaset tarzından vazgeçilmeyeceği ama bu yürütülürken Sarkozy - Merkel bileşiminden çıkan siyasetin de terk edileceği daha seçim kampanya döneminde ilan edilmişti!
Diğer taraftan Hollande’ın seçilmesi Fransa’nın emperyalist karekterini değiştirmedi. Fransa’nın Ortadoğu pastasından pay kapma yarışı devam edecektir. Hollande’ın çizeceği profil, Sarkozy’nin saldırgan siyaset tarzından öte uluslararası dengeleri gözeten, ittifaklardan yararlanan bir nevi Char De Gaulle tarzı bir siyaset tarzına dönüş şeklinde olabilir. Özü itibariyle Fransa’nın temel çıkarları değişmiyor. Sadece bunları elde etme yönteminde Sarkozy’den farklı bir yol izlenecek. Bunun için sadece seçim döneminde dışpolitika konusunda söylenenlere bakmak yeterli olur! Örneğin seçim döneminde Hollande’ın yürütmüş olduğu kampanyaya bakıldığında Sarkozy’ye Ortadoğu’da yürüttüğü siyaset konusunda eleştiri gelmemiştir. Kaddafi’den aldığı para konuşulurken Kaddafi’yi yok eden siyaset tarzı, Libya’nın petrollünün yağmalanması ya da katledilen Lübnan halkı gündeme dahi alınmadı. Diğer taraftan Ortadoğu pay savaşı nedeniyle Türkiye ile girilen kirli siyaset ise hiç gündeme alınmazken Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan Sarkozy’ye karşı Türkiye’ye AB umudu verildi. Özetle dış politikada “ulusal” çıkarlar önde olacak. Seçim zaferini kazanan Hollande’ın ilk söylemi de “ulusu inşaa etmek” oldu. Nedense hangi solcuyu sallasan altından bir ulusalcı damar çıkıveriyor!
Hollande’ın seçim zaferini sokaklarda kutlayan yüzbinler ya da Hollande oy verenler çok büyük değişimlerin olmayacağını biliyor. Çünkü Fransız seçmenin önünde iki seçenek vardı; ölmek ya da hasta olarak yaşamak! Başka da alternatif yoktu!