
MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG
Almanya’nın Hamburg kentinde yaşayan Ferman Karayiğit, hem senarist hem yönetmen hem de oyuncu. Şimdiye kadar 14 oyunun senaristliği ve yönetmenliğini yapan Karayiğit, aynı zamanda gündüz inşaatlarda çalışan bir dekorasyon ustası.
Adıyaman’ın Gerger ilçesinde Ermeni köyü olan Obis’te 1966 yılında doğan Ferman Karayiğit’in babası ‘Dewro’ olarak nam salmış bir ‘eşkiyaymış’. Babası Bucak aşireti ile yaşanan çatışmada yaşamını yitirince ailesi Adana’ya göç etmiş. Burada kaynak atölyesinde çalışan Karayiğit, karıştığı bir kavgadan dolayı 17 yaşında cezaeviyle tanışmış. Dört aylık tutukluluktan sonra tahliye olmuş. “Serde gençlik var” diyen Karayiğit, 20 yaşında tekrar cezaevine girdiğini söylüyor. Karayiğit, o dönem aynı cezaevinde siyasi koğuşta tutulan PKK’nin kurucularından Rıza Altun ile Müslüm Erikli, Veli Balaban ve Akif Özdemir gibi isimlerle tanışmış.
Dönüm noktası oldu
Üç yıllık tutsaklık sürecinin kendi hayatı için dönüm noktası olduğunu belirten Karayiğit şöyle diyor: “Bu insanların yaklaşımlarından ve anlatımlarından çok etkilendim. Yeniden kendime bir rota çizdim. Bireysel kavgalardan ziyade toplumsal bir kavganın verilmesi gerektiği bilincine vardım. Tüm bunları bilince çıkardıktan sonra mazlum ya da gariban insanlarla asla kavga etmedim. Garibanlarla kavga etmenin bana bir şey kazandıramayacağını anlayınca tüm bu kavgaların sorumlusu olan sistemle kavgaya başladım. İçerde yattığım bu üç sene hayatımın adeta dünüm noktası oldu. PKK’li tutsakları tanımamış olsaydım bugün belki de devletin yaratmak istediği lümpen ve ucube bir kişiliğin sahibi olacaktım.”
Sürgünde tiyatroya başladı
Cezaevi çıkışı askeri şubeye teslim edilen Karayiğit, firar eder. Önce İstanbul’a ardından Almanya’ya gelir. Hamburg’da iltica eden Karayiğit için tiyatroyla tanışıklık da bu yıllara denk geliyor. “Üç yıl boyunca ‘Küçük Sahne’ grubu ile çalışma yürüttüm. Ali Riza Korkut’un emeklerini asla unutamam. Bana her konuda yardımcı oldular. Üç yıl sonra grup dağıldıktan sonra Ali Rıza Korkut’un çabaları ile bu kez Mavi Sahne tiyatro grubunu kurduk” diyen Karayiğit, beş yıl boyunca bu grupla birlikte oyunlar sergilemiş.
Annelerin çığlıklarını sahneye taşıdı
Bu arada oyun yazarlığına başlayan Karayiğit, “İlk oyunum ‘Annelerin Öfkesi’ adında bir oyundu. Bu oyunda çocukları cezaevinde olan annelerin çığlıklarını sahneye taşımak istedim. Bundan sonra sürekli oyunlar yazdım ve yönettim. Bunun yanı sıra yazdığım oyunlarda rol almaya başladım. Şu ana kadar oynadığımız toplam 20 oyunun 14’ünün senaristliğini ve yönetmenliğini kendim yaptım” diye belirtiyor.
İş elbiseleri ile provaya
Karayiğit aynı zamanda Hamburg’da tanınmış bir dekorasyon ustası. Deyim yerindeyse gündüz inşaatın tozunu yutarken gecede sahnelerin tozunu yutuyor. “Zorlanmıyor musun” diye sorduğumuzda, şu yanıtı veriyor: “Amatör tiyatro yaptığımız için tabi ki maddi anlamda bir kazanç elde etmiyoruz. Kazandığımız ancak masraflarımızı karşılıyor. Onun için her arkadaşımızın mutlaka ek bir işi vardır. Keşke imkanlar el verdiğinde sadece tiyatroya zaman ayırabilseydik. Yorulmuyor muyuz? Tabi ki yoruluyoruz. Çoğu zaman iş elbiselerini üzerimizden çıkarmadan provalara koşuyoruz. Sanata ve tiyatroya olan sevdamız bize tüm bu yorgunluğu unutturuyor. Seyircinin alkışı ve sevgiyle bize bakmaları var olan tüm stresimizi alıyor ve sanki sahnede yeniden doğuyoruz.”
İki yeni oyun yolda
“Sonuçta hiçbirimiz yüksek okullarda tiyatro eğitimi almamışız. Amatör bir ruhla ve göçmen kökenli insanlara tiyatroyu sevdirmeyi hedefliyoruz” diyen Karayiğit, “Toplumsal olaylara parmak basarak bir duyarlılık oluşturmak istiyoruz. Her oyunumuzda mutlaka seyirciye bir mesaj sunuyoruz. Tiyatro bizim olmazsa olmazımız” diye belirtiyor.
Koma Asmîn tiyatro grubuyla iki yeni oyunun hazırlıklarını sürdüklerini belirten Karayiğit, “2017’nin 11’inci ayında iki yeni oyunla sahnelere merhaba demenin hazırlıklarını yapıyoruz. ‘Remo Und Jale’ ve ‘Vatan Haini İnek’ adlı oyunlarımızın çalışmaları tüm hızıyla sürüyor” bilgisini paylaşıyor.