Araplar arasında modern İslam’ın ‘Nahda’sının (rönesans) en seçkin öncülerinden biri olarak değerlendirilen Kurd Ali, aynı zamanda İslam savunucuları arasında da en önemli yenilikçilerden biri olarak görülüyor. Şam’da Arap Bilimler Akademisi’nin kurucusu olan Kurd Ali’ye, diğer akademilerin kuruluşuna da yaptığı katkılardan dolayı “Arap Akademilerinin Babası” lakabı verildi. İslami modernizmin kurucusu İmam Muhammed Abduh’un reformcu mesajlarını takip eden Kurd Ali, 20’nci yüzyılın başındaki Arap Nahdası kitabında yer aldı.
Muhammed Abderraziq Kurd Ali, 1876 yılı Mart ayı sonunda Şam’da Çerkez bir anne ve kökeni Eyûbî hanedanına dayanan Süleymaniyeli Kürt bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Ekonomik olarak hali vakti yerinde olan dedesi ticaret için Şam’a gelir ve sonra buraya yerleşir. Geç kalmadan Hicaz’a ticaret için yola çıkar. Hac sivil idaresinin haksız bir uygulamasını eleştirdiği için parası elinden alınır. Bu yüzden Şam’a geri döner ve kısa bir süre sonra hayatını kaybeder. Oğlu Abderraziq ise yetim kalır. Abderraziq önce bir terzide çalışır, sonra ticarete atılır ve Şam çevresinde küçük bir çiftlik satın alır. Evlenen Abderraziq’in Muhammed adında bir çocuğu olur. 6 yaşındayken Muhammed, Kafil Sibay prens okulunda okuma ve yazmayı öğrenmeye başlar. Aynı zamanda İslami felsefe, matematik ve fizik öğrenir. İlk diplomasını bu okulda alır. Ardından gittiği El Ruşdi askeri okulunda Türkçe (Osmanlı dönemi) eğitimi alır. Babası, Fransızca öğrenmesi için ona özel bir öğretmen tutar. Eğitiminden sonra dış ilişkiler servisine memur olarak atanır ve 6 yıl boyunca bu görevde kalır. Ardından güzel Türkçe yazımına geçer. Sonra da Lazaristes okulunda Fransızca edebiyat eğitimine başlar. Doğal bilimler ve kimyayı Fransızca diliyle öğrenir. Bu süreçte Arap edebiyatı, İslami bilimler ve Farsça eğitimi de alır. 2 yıl boyunca öğretmenlere para vererek eğitimini finanse eder ve kendisine bir kütüphane satın alır.
Kurd Ali, dini ve ‘klasik’ anlamda resmi bir eğitim almadı. Eğitimi lise düzeyini geçmedi. Ancak Şam’ın en büyük bilginleriyle sürekli ilişkisi sayesinde kendi çağının diplomalılarından çok daha fazla kendisini geliştirmişti. Şeyh Tahir El Cazairi, Şeyh Selim El Bukhari ve Muhammed El Mubarek gibi alimlerle tanışma fırsatı oldu. Şeyh Tahir el Caezairi ve kültürel çevresinin Muhammed Kurd Ali’nin eski mirasa bağlılığı ve sosyal reform çağrısına doğru yönlenmesinde belirleyici bir rol oynadı.
Gazetecilik tutkusu
1897 yılında ilk gazetecilik okulu olan El Şam haftalık gazetesini yazı işleriyle görevlendirildi. Üç yıl boyunca bu görevde kalırken, dönemin Türkçesi ile yazıyor ve Fransızcadan çevriler yapıyordu. Daha sonra El Muktataf el Misriyya gazetesinde 5 yıl boyunca tarihi, sosyolojik ve edebi araştırmalarını yayınladı. Kısa bir sürede yazarlık alanındaki niteliği yayıldı. 1901’de Kahire’ye gittiğinde El Ra’id El Misri gazetesi sahibi, Kurd Ali’yi gazetesinde çalışmasını teklif eder. Kurd Ali, bu süreçte Şeyh Muhamed Abduh ile tanışma fırsatı bulur. Abduh’un entelektüel çevresi o dönemde farklı Mısır sosyal sınıfları ve Arap ülkelerini öğrenmek için en önemli çevreyi oluşturuyordu.
Mısır’da 10 ay kaldıktan sonra Şam’a dönen Kurd Ali hakkında Osmanlı tarafından soruşturma başlatıldı. Bir valiyi hedef alan broşür yayınlamakla suçlanıyordu. Evinde aramalar yapıldı ancak suçlamalara dayanak oluşturacak kanıt bulunamadı. Bu olay, Kurd Ali’nin evinin birkaç günlüğüne kamulaştırılmasıyla sınırlı kaldı. Şam’da baskıların artması üzerine yeniden Mısır’a göç etmek zorunda kalan Kurd Ali, El Zahir gazetesini çıkardı. Bir yıl sonra El Mu’ayyad gazetesi yazıişleri sekreteri oldu. Aynı zamanda Paris’te yayınlanan İslam Dünyası Dergisi’nde de yazıları yayımlandı. 1908’de Osmanlı’da devlet darbesi nedeniyle Şam’a geri döndü. 17 Aralık 1908’den itibaren kardeşi Ahmed ile birlikte el Muktaba gazetesini yayınlamaya başladı. Türk zorba hükümdarlığı ve Arapları anlatan siyasi bir gazeteydi. Bu da ulusal hareketin platformu haline geldi. Osmanlı otoriteleri de yasaklamaya yöneldi. Yasak nedeniyle Kurd Ali, Fransa’ya gitmek zorunda kaldı. Burada Fransa’nın siyasi ve bilimsel aktiviteleri üzerine düşünme olanağı buldu.
El Astana ya da İstanbul’dan kaçış
Paris üzerine 35 yazı yazdı ve konferanslar verdi. Bu yazılarını “Les étrangetés de l’Occident” (Batının Tuhaflıkları) kitabında yayınladı. Üç ay sonra Viyana’dan geçerek İstanbul’a döndü ve suçlamalar yeniden başladı. Kardeşi Ahmed ve Şeyh İbrahim el Askubi tutuklanarak hapsedildi. Muhammed Kurd Ali ise yakalanmadan kaçabildi. 14 günlük yürüyüşten sonra bir deve tüccarının hayırseverliği sayesinde Mısır’a ulaştı. Bir kez daha masumiyeti kanıtlandı ve 5 ay sonra yeniden Şam’a dönerek El Muktaba gazetesini yayınlamaya başladı.
1913 yılında fotoğrafçılar tarafından taşınan tarihi el yazmalarının kaynaklarını araştırma niyetiyle İtalya, İsviçre, Fransa, Macaristan ve El Astana’yı gezdi. Bu ülkelerin uygarlıklarına ilişkin 33 yazı yazdı. El Muktaba gazetesini yayını Türkiye’nin ‘tekçilerini’ deşifre ettiği için Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından birkaç gün önce durduruldu. Muhammed Kurd Ali’ye gazete yayınına yeniden başlama emri verildi ama bu kez kendisi reddetti. Gazetecilik alanındaki aktivitelerini durdurdu. Osmanlı hükümeti seferberlik ilan edene kadar evi ve bağlantıları gözetim altında tutuldu. Hulusi Bey’in Şam’ın valiliğini alması ardından, aralarında bir dostluk gelişti. Hulusi Bey, Kurd Ali’den El Muktaba gazetesini yeniden çıkarması için ısrar etti. Ancak, Almanya Konsolosu vali nezdinde ikna için ısrar edene kadar gazeteyi yeniden çıkarmayı reddetti. İkna yöntemi bu kez tehdide dönüşmüş, El Muktaba yeniden çıkmaya zorlanmıştı ancak bu kez kardeşi Ahmed’in yönetiminde. İttifak ülkelerinin Şam’ı ele geçirmesi ardından askeri vali Muhamed Kurd Ali’nin “İlim Mahkemesi Başkanı” olmasını istedi, o da kabul etti. Arap ulusunun durumuna uygun hale getirilmesi amacıyla okullarda reform üzerine araştırmalara başlayan Kurd Ali, ayrıca Arkeoloji Evi kurmaya ve yayınevini modern materyallerle donatmaya koyuldu. Kurd Ali 8 Ağustos 1919’da Arap Bilimler Akademisi’ni kurdu. Ancak Akademi’nin açılışından birkaç ay öncesinde başkanı ve ikisi hariç diğer üyeleri Yayınevi ve Arkeoloji Evi’ni kontrol altına almaya gönderildi. Kurd Ali de bunun üzerine, Eğitim Bakanlığı onu 7 Eylül 1920’de “ağır bilimler” alanında uzmanlaşmaları için 10 öğrenciyle birlikte Fransa’ya gitmesi için görevlendirinceye kadar kendisini evine kapattı. 1925 yılında “devrim hükümetinin” Eğitim Bakanlığı’nın başına geçmesi için getirdiği öneriyi reddetti ve kendisini yazıma verdi. 1928 yılında Tac El Din El Hasani hükümeti sırasında Eğitim Bakanlığı’nı kabul etti. Suriye ve Bilimler Akademisi, Oxford’da 17. Oryantalistler Kongresi’nde kendilerini temsil etmesi için Kurd Ali’yi görevlendirdi.
Arap Dili Akademisi kurucularından biri
Eğitim Bakanı olduğu dönemde Kurd Ali, Edebi Bilimler Yüksek Okulu’nu kurdu ve Suriye Üniversitesi’nin bir kolu haline getirdi. Ayrıca Teolojik Fakültesi’ni açan Kurd Ali, aynı dönemde, ülkeye 25 yıllık hizmetinden sonra 1928 yazında, işgalci Fransızların bir yayını haline gelmemesi için El Muktaba gazetesinin yayınını durdurmayı tercih etti.
Kurd Ali, kendisini tamamen Bilimler Akademisi’ne adadı. Akademi kendi çabası ve Araplar ile İslami düşünürlerin yardımıyla aktif kaldı. 45 yıl boyunca akademi ciddiyet ve dinamizmle mesajlarını iletti. Bakanlıklar ve hükümetler değişti ama Akademi, sadece Arap dilinin teşvik edilmesi yönünde etkilendi. Sosyal reform yönlü çağrıları devam etti ve Arap Nahda’sında önemli bir yer edindi. Kurd Ali’nin akademisi başka ülkelerde da Arap Dili Akademilerinin kurulmasına öncülük etti. Kurd Ali aynı zamanda Kahire Arap Dili Akademisi kurucularından biri oldu.
Muhammed Kurd Ali, 2 Nisan 1952 tarihinde Şam’da hayatını kaybetti. Cenazesi, 661 yılından 750 yılına kadar İslam dünyasına hükmeden Emeviler hanedanının kurucusu Muaviye İbn Abi Sufiyan’ın (603-680) yanına defnedildi. 15-19 Kasım 1976’daki 16’ncı ilim haftasında Kurd Ali’nin yüzüncü yaş günü bir festivalle kutlandı. Yazarlar, düşünürler ve alimler onun çalışmasına dikkat çekti. Bu anlatımlar 1977 yılında Akademi’nin bir dergisinde toplandı.
Gazeteler ve akademi dergilerindeki yazılarının yanı sıra, edebiyat alanında da eserler verdi. 1894 yılında ilk romanı çıktı. Ardından “Masum Kriminalin Romanı” ve “Erdem ile kusurun tarihi…” gibi romanlar yazdı. Yolculukları sırasında “Batının Tuhaflıkları” ve otobiyografisi olan “Anılar”ı yazdı. Tarih alanında “Endülüs’ün geçmişi ve bugünü”, “Arap ve Batı Uygarlıklarının Karışımı”, “Eski ve Modern”, “İslam ve Arap Uygarlığı” kitaplarını kaleme aldı. Şam’a duyduğu aşkı da “Şam’ın dolayları” ile “Şam büyü ve şiirin kentidir” kitaplarında anlatan Kurd Ali, Fransızcadan Charles Seignobos’un “Uygarlık Tarihi” kitabını da çevirdi.
Altı cilt halinde yayınlanan “Şam Ülkesinin Planı” isimli kitabı en önemli eseri olarak görülüyor. Bu kitabı 30 yıl içinde tamamladı. Kitabı yazmak için binden fazla Arap, Osmanlı ve Fransız eserini inceledi.