
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP milletvekilleri İdris Baluken, Osman Baydemir ve Meral Danış Beştaş’ın kendi kararlarıyla açlık grevine girdiklerini belirterek, “Bir vicdani ve ahlaki tutum olarak bunu başlattılar. Parlamento grubumuzun dönüşümlü bir şekilde sürdürülmesini önerdik. Ama bitmeyecek bu açlık grevi. İnsanların ölümlerini durdurmak için kendi bedenlerini açlığa yatırdılar” dedi.
Demirtaş, vahşeti bodrumunun olduğu noktada PKK’lilerin olmadığını Türk hükümetinin bildiğini kaydederek, “11 Cizreli kadın biz çocuklarımızı alacağız diye gittiler, gözaltına alındılar. Hani gidilemiyordu binanın önüne? O anneler gitti, askerler de gitti. Oradakiler bir şekilde yaşamını yitirsin ve bundan da HDP sorumlu olsun noktasına getirmeye çalışıyorlar. Almak isteyen gider 10 dakikada onları alırdı. O insanlar kendileri çıkmayı kabul ettiler. Tam evden çıkacakken operasyonlar başlatıldı. Aynı anda o ses kaydını Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş dinliyordu, Şırnak, Cizre’deki operasyon masası dinliyordu” diye konuştu.
Demirtaş, BM İnsan Hakları Komisyon’u tarafından bölgedeki sivillere ilişkin yapılan açıklama için ise şu değerlendirmede bulundu: “Arkadaşlarımız Cenevre’de BM’ye elden başvuru yaptılar. BM’nin sözleşmeleri var ve Türkiye, hükümet buna uymak zorundadır. Bütün çağrılar artık hükümetin yalan söylemeyi bırakıp gerçeği yapması gerektiğini gösteriyor.”
Telefonun ucundaki vahşet sesleri
Açlık grevindeki HDP’li vekiller, yaralılarla son kurulan iletişime dair ses kayıtlarını kamuoyu ile paylaştı.
29 Ocak’ta Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın da içinde bulunduğu bir Kriz Koordinasyon Merkezi kurulduğu bilgisini paylaşan HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, o gün yaralıları almaya en yakın gün olunduğu ifade etti. Beştaş, daha sonra yaralılarla yapılan görüşmelere ilişkin ses kayıtlarını paylaştı. 29 Ocak günü yaralılar arasında bulunan DBP PM üyesi Mehmet Yavuzel ile Meral Danış Beştaş arasında yapılan görüşmelere ait 4 ayrı ses kaydı ile daha ambulans hareket halindeyken gerçekleşen görüşmeye ilişkin ses kaydı şöyle:
Beştaş: Şu anda ambulansı takip ediyoruz. Yolda, ulaşsın sizi arayacağız.
Yavuzel: Burada herhangi bir ses yok. Bilginiz olsun hiçbir ses yok.
Beştaş: Tamam.
İkinci görüşmede geçen diyalogda ise Beştaş, telefonun diğer ucundaki yaralıya “Şimdi Bakanlık ile görüştük. Her birimiz bir telefonda olacağız. Siz hazırlıklarınızı yapın şu anda oraya geldiler ama biz sizi arayınca çıkacaksınız” diyor.
Ardından yapılan 3’üncü görüşmede ise Beştaş ve Yavuzel arasında geçen diyalog şöyle:
Beştaş: Polislerin sesi kesildi. Buradadır koridordadır. Hemen sizin çıkacağınız kapının önündeler.
Yavuzel: Evet içerideler. Belki sizin sesinizi de duyuyorlar. İçişleri Bakanı yanınızda mı?
Beştaş: Şu anda o telefonun…
Tam da bu sırada görüşmenin 26’ncı saniyesinde patlama ve silah sesleri ile çığlıklar telefonun diğer ucundan yoğun bir şekilde geliyor ve konuşma kesiliyor. Bu sırada yaralıların bulunduğu noktaya doğru ateş açıldığına dair sesler de açık bir şekilde görüşmeye yansıyor.
Paylaşılan son ses kaydında ise geçen diyalog şu şekilde:
Karşıdaki şahıs: Ben dinliyorum.
Beştaş: Sesimi alıyorsunuz?
Karşıdaki şahıs: Çok az alıyorum.
Beştaş: Oradan çıkabilecek durumda değilseniz başka bir formül bulmamız lazım.
Karşıdaki şahıs: Enkaz altındayız. Ben nasıl anlatayım ya!
Beştaş: Tamam tamam çıkabilecek durum değilsiniz yani.
Karşıdaki şahıs: Enkaz altındayız enkaz…
Beştaş: Tamam telefon açık kalsın.
Bu görüşmelerin ardından yaralılarla irtibat kesildi ve üç gündür irtibat kurulamadı.