BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş önceki akşam özel bir televizyon kanalına konuk olarak, gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı. Türk Başbakan Erdoğan'ın Batı Kürdistan'a ilişkin "müdahele ederiz" açıklamalarına tepki gösteren Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: "Başbakan'ın Suriye ile ilgili açıklamaları talihsiz açıklamalardır. Esad'a 'zulm ile abat olunmaz' diyen Başbakan'ın halkın tercihlerine müdahale etme hakkı olamaz. Başbakan, Esad'a değil halka tehditte bulunuyor. Suriye'de halklar özgürlük istiyor. Oradaki Kürtler de Suriye'nin birliğinden yana. Türkiye'nin Kürt sorununda 90 yıllık çözümsüzlük modelini Suriye için de söylüyorlar.  Bahsedilen yerlerde PYD'nin değil Kürt Yüksek Heyeti'nin kontrolü var. PYD tek başına değil. Orada şekillenen oluşum Türkiye karşıtı değil. Bunun Türkiye kamuoyuna doğru anlatılması lazım."

Başbakan'ın haddine değil
''Suriye'deki halkı terörist ilan etmesi Başbakan'ın haddine değildir'' diyen Demirtaş, Ortadoğu'da 40 milyonu bulan Kürt nüfusunun yok sayılamayacağını ve bu yaklaşımlarla hiç bir mesafenin katedilemeyeceğini kaydetti. Demirtaş, halkların özgürlük taleplerinin gözardı edilemeyeceğini belirterek şöyle konuştu: ''Bölgede sadece küresel güçler değişim istemiyor. Ortadoğu'da halk değişim istiyor. Her halk gibi, her ulus gibi Kürtlerin de hakkı vardır. Kürtleri düşman olarak algılamaktan çıkmalıdır Türkiye, 'Emperyalistlerin oyunu bu' diyerek halkların özgürlük talebini gözardı ederseniz hata edersiniz. Halklar emperyalizmin değirmenine su taşımıyor. Orada halk yönetime kansız bir şekilde el koymuş durumda. Baas rejimi tehdit değil de Kürtler mi tehdit? AKP hem iç politikada hem dış politikada sıkışmış durumda. O yüzden olanları çarpıtıyorlar."

Kürtler düşman görülmemeli

BDP Eşbaşkanı, Türkiye’nin Irak'ta yaptığı yanlışı Suriye’de tekrarlamamasını istedi. Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD), Suriye Kürtlerini temsil ettiğini belirten Demirtaş, şöyle konuştu: "Türkiye , Kürtleri kazanmalı, arkasına almalı. Hangi parti olduğuna bakmadan Kürt halkının tercihini muhatap almalı. Oradaki Kürtleri düşman gören bir siyaset izlememeli. Bunu Irak’ta, Barzani’de gördük, yaşadık. Madem Türkiye’nin dış politikasında Esad kötü ve gitmesi gerekiyordu, madem Suriye’de halk ne istiyorsa oydu, o halde tutarlı olmak gerek. Türkiye Suriye’de Kürtlere yaklaşımda hata yaparsa ciddi sorunlarla karşılaşır. Halkın isteğine ve tercihine saygı duyarsa manevra kabiliyeti artar. Suriye Kürtleri düşmanlaştırılmamalı. Topraklarında 20 milyon Kürt yaşayan bir Türkiye , komşusundaki Kürtlerle ilgili yapıcı söylem kullanmalı. Bunu yaparsa biz de destek veririz. Irak'taki, Suriye’deki ve kendi topraklarındaki Kürtlerin güvenini kazanan Türkiye bölgede çok önemli bir aktör olur.”

Seyda’nın Kürtlerde karşılığı yok

Suriyeli Kürtler’in çok örgütlü bir toplum olduğunu, kendi halk meclislerini kurduklarına dikkat çeken Demirtaş, “PYD’nin halkta ciddi bir karşılığı vardı. Yani Suriye Kürtleri kendi kararlarını kendileri veriyor. Ankara'da ‘PYD Kürtleri temsil etmiyor’ gibi BDP için söylenenler söylenmeye başlandı. Suriye’deki Kürtleri düşman oluşumu olarak görmek hatadır. Hatırlayın Mesud Barzani de ‘çapulcuydu, peşmergeydi’. Şimdi ise ‘devlet adamı’ oldu. Ne yazık ki burnunun önünü göremeyen bir dış politika izleniyor” dedi ve Türkiye ile Batılıların, Suriye Ulusal Konseyi’ni (SUK) halkta karşılığı olmayan, yıllarca Avrupa’da yaşamış isimlerle oluşturduğuna dikkat çekti. Demirtaş, SUK Başkanı Muhammed Seyda’nın Suriye’deki Kürtlerde bir karşılığı olmadığını sözlerine ekledi.

HABER MERKEZİ




Tuğluk: Erdoğan'a geçmiş olsun!

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Batı Kürdistan'daki gelişmelere ilişkin "Suriye'deki Kürt özerkliğini başta Türkiye olmak üzere herkes tanımak zorundadır. Oranın nasıl yönetileceği, nasıl bir sistem kurulacağı, Kürtlerin karar vereceği bir şeydir'' dedi.
AKP Hükümeti'nin başından beri Suriye'de Kürtler bir hak kazanmasın diye strateji geliştirdiğine dikkat çeken Tuğluk, "Suriye'deki bu durum, Kürtlerin ulusal birliğini Kuzeye de yayılarak tüm parçalardaki Kürtlerin birleşme çalışmasına hız katacaktır. AKP'ye ve Erdoğan'a geçmiş olsun" ifadesini kullandı.

Siyasi bir devrim yaşanıyor

Batı Kürdistan'da yaşananlara ilişkin ortada ciddi bir bilgi kirliliği, manipülasyon ve dezenformasyon olduğuna dikkat çeken Tuğluk, "Orada yaşananlar bazı devlet yetkililerinin dediği gibi ne öyle üç beş gencin birkaç mevziye bayrak asması ile açıklanacak kadar basit ve yüzeyseldir, ne de 'terör yuvası kuruluyor' retoriğiyle ifade edilip, 'buna müsaade etmeyiz' sloganıyla efelenilecek bir durumdur. Lamı cimi yok, Suriye Kürdistanı'nda yaşananlar siyasal bir devrimdir!" dedi.

Kürtler kendilerini yönetiyor

Kürtlerin, yaklaşık bir yıldır  demokratik özerkliği kurmak için ciddi bir biçimde hazırlandığına dikkat çeken Tuğluk, şunları kaydetti: "Batı Kürdistan'da yaşananlar bir 'işgal' ya da bir 'el koyma' da değildir! Suriye Kürdistanı halkının demokratik özyönetimi, demokratik özerkliği, radikal demokrasiyi hayata geçirme hamlesidir. Batı Kürdistan'da yaşananları, ortada bir işgal girişimi varmış gibi sunmak, açıkça bir çarpıtmadır. Sormak lazım, yaşadıkları toprakların otokton (yerli) halkı olan Kürtler kendi coğrafyalarını mı işgale kalkıyor! Bu nasıl bir mantıktır! Oysa Suriye Kürtleri kendi coğrafyalarında radikal demokrasiyi kurumsallaştırmak için siyasal alanda söz sahibi oluyor. Gerçek bu!"

Cin artık şişeden çıkmıştır
"Toplumu şişirilmiş korkularla, paranoya iklimi yaratarak ömür boyu aldatmak mümkün değil" diyen Tuğluk, "Suriye Kürdistan'ındaki gelişmeler, halkların demokratik özyönetimini kurmaktan ibarettir. Suriye'deki Kürt halkının kazanımlarına saygı gösterilmeli. Kardeş bir halkın demokratik özyönetim devrimine karşı tampon bölge, açık ya da dolaylı işgal imaları gibi savaş tamtamları çalan 'çılgın Türk' edaları taslayarak karşı çıkmak irrasyonalizmdir! Daha önce de defalarca söylediğimiz gibi Kürt sorununda artık cin şişeden çıkmıştır! Bölgesel gelişmeler, uluslararası konjonktür ve Kürtlerin mücadelesi, Kürt sorununun çözümüne ilişkin muazzam bir basınç uyguluyor. Suriye ve Irak Kürdistan'ında özerk bölgeler oluşurken gelin bu meseleyi demokratik ve barışçıl bir biçimde çözüp Kürt sorununu tarihe gömelim!" dedi.

AMED