Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden grup toplantısı için gönderdiği ancak iki hafta sonra sansürlenmiş bir şekilde HDP’lilere ulaşan mesajı dünkü grup toplantısında okundu. Demirtaş’ın mesajı özetle şöyle: "Sadece kalem ve kağıdımın olduğu bu koşullarda yazdığım bu mesajın eksikleri olursa da affınıza sığınıyorum. Bize dayatılan haksızlık, zorbalıklara rağmen her zaman ki gibi dimdik ayaktayız, coşkuluyuz ve gayet iyiyiz… 

Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası tarihte olmadığı kadar çok yönlü müdahale ve saldırılar altındadır. Nitekim bugün ortaya çıkan IŞİD gibi vahşet ve tecavüz örgütleri tam bir kitlesel katliam ve kültürel soykırım mekanizmasına dönüşmüşlerdir. İslam’ı temsil iddiasıyla ortaya çıkan bu örgütler ne İslam’a ne de başka dinlere ne de insanlığa dair en küçük bir katkı sunmadığı gibi binlerce yıllık insanlık değerlerini de ortadan kaldıracak bir saldırganlığa dönüşmüştür. 

Demokrasisiz cumhuriyet

Türkiye’de ise tek dile ve tek kimliğe dayalı ulus yaratma projesindeki ısrar bu toprakların bütün farklı kimliklerini, dillerini ve renklerini zulmün her türlüsüne tabi tutmuştur. Cumhuriyet’in demokrasiyle buluşmasını isteyenler, farklı bahanelerle ‘iç düşman’, ‘terörist’ ve ya ‘vatan haini’ suçlamalarıyla karşılaşmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Toplumdaki her türlü demokratik dönüşüm isteği şiddetle bastırılmış muhalif kimliğiyle bilinen sanatçı, akademisyen, işveren, siyasetçi gazeteci herkes hapislere ve sürgünlere gönderilmiştir.

Diplomatik çöküşte

AKP’nin de uygulamış olduğu bu politikalar ve içeride dayattığı hegemonik ideoloji dış politikada da ana ekseni oluşturmaktadır. Mezhepçi siyasi hat dış politikanın ana belirleyeni olarak kabul edildiği için Türkiye diplomatik alanda tam bir çöküşle karşı karşıyadır. 

Bu kadar tarihi bir dönemde yapılan en ciddi hata mezhepçi ve milliyetçi politikalar doğrultusunda strateji kurmaktır. Maalesef AKP de bunu yaptı. İşte bizlerin yani HDP’nin farkı da tam da burada ortaya çıkıyor. Irkçılığın, milliyetçiliğin, mezhepçiliğin ve cinsiyetçiliğin bütün coğrafyamızı kasıp kavurduğu böylesi bir dönemde demokratik ulus perspektifi ile bütün kimlik ve inançların bir arada eşitçe özgürce yaşamasını savunmanın ne kadar da hayati bir tutum olduğu daha iyi anlaşılıyor. 

Dort duvar arasında da olsa

Bizler daha büyük bir moral ve coşku ile mücadelemizi dört duvar arasında sürdürmeye de devam edeceğiz. Bize büyük haksızlıklar yapılıyor diye barışı gür sesimizle haykırmaktan bir an olsun geri durmayacağız. Bize yapılanlara karşı koyarken, ne şiddeti ne silahı ne ölümü çare olarak göreceğiz. Akılla, duyguyla, heyecanla örgütlenerek, toplumsal bilinci ve uyanışı büyüterek, bu girdaptan çıkacağız. 

Son olarak iç ve dış kamuoyunda desteklerini sunan bütün çevrelere teşekkürlerim selamlarımı iletiyorum. 

Tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yöneticileri, özgür basın emekçileri, özgür basının tüm kadrolarına, bulunan yazarları, cezaevlerindeki tüm siyasi tutsaklara dayanışma duygularımı iletiyorum. Özgürlük kazanacaktır.”

Vekillerin tutulması utançtır

Demirtaş’ın sansürlü mesajının okunması ardından kürsüye çıkan HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, vekillerin tutukluluğunun bir utanç olarak devam ettiğini belirtti. 

İzmir’in Torbalı ilçesine defnedilen HPG’li Recep Karataş’ın mezarının kaymakamlık kararıyla il dışına çıkartılmasına tepki gösteren Bilgen, "Birlikte yaşayabileceğimiz bir ülke istiyorsak, cenazeye saygıyı bileceğiz. Bu ülke Anzakların mezarına saygı duymakla övünüyor. Anzaklara duyduğunuz saygıyı kendi çocuklarınıza gösteremiyorsunuz" dedi. Dıyanet İşleri Bakanı’nı da eleştiren Bilgen, "Keşke aynı Diyanet Başkanı cenazeye saygısızlık, taziye evinde kuran okuyan hocayı görevden almanın İslam’da yeri olmadığını söylese” diye konuştu. 

Suriye’de ölen askerler 

Suriye’de hava saldırısı sonucu yaşamını yitiren Türk askerleri üzerinde de duran Bilgen, “TSK askerleri yaşamını yitirdi ama hala kimin vurduğu açıklanmadı ya da biliyor, bize söylemeye cesaret edemiyorlar. Hadi bizi saymıyorsunuz, tezkereye ‘evet ‘diyenlere bilgi verin bari” diye konuştu.

OHAL’de anayasa olmaz

OHAL sürecinde yeni bir Anayasa’nın yapılamayacağını vurgulayan Bilgen, “OHAL mi yoksa referandum mu diyerek tehdit ediyorsunuz. 330 çıkmazsa, bu referandum olmazsa OHAL devam eder diyorsunuz. Cesaretiniz olsa seçimle korkutursunuz ama buna gücünüz yetmiyor referandum ile tehdit ediyorsunuz. Ya beni başkan yapacaksınız, ya beni Cumbaba yaparsınız ya da ülkeyi kaosa sürüklerim’ tehdidine halk boyun eğmeyecek, bunu göreceksiniz" dedi. 

Demokrasi Müzesi’ne konulsun 

Bilgen, Demirtaş’ın sansürlenen mektubunu Meclis’teki “Demokrasi Müzesi”ne konulması için Meclis Başkanlığı'na göndereceklerini söyleyerek, "Meclis’i savunmak sadece bombalara karşı savunmak değil" ifadelerini kullandı.  


ANKARA