HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın önceki gün başvurusunu görüşen AİHM Büyük Daire’de temsil eden avukatlardan Ramazan Demir, Türk hükümetin argüman üretemeyip lafı gevelediğini belirterek, lehte bir karar çıkmasını beklediklerini söyledi.

Sorularımızı yanıtlayan Av. Demir, Demirtaş’ın tahliye kararından sonra 11 Eylül’de mahsup başvurusu yapıldığını, cezaevinden çıkması önünde hiçbir engelin olmadığını; mahsup işleminin bir an önce sona erdirilip sonrasında denetimli serbestlik kapsamında bir saniye dahi bekletilmeden derhal tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.

AİHM’in daha önce verdiği tahliye kararının bizzat Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın müdahalesiyle durdurulduğunu hatırlatan Av. Demir, Erdoğan’ın "AİHM kararları bizi bağlamaz, karşı hamlemizi yapar işi bitiririz" dediğini ve hemen sonrasında Demirtaş’ın şu an hükümlü olduğu dosyanın öne çekilip cezası onandığını kaydetti.

Büyük Daire süreci

Av. Ramazan Demir, davanın AİHM Büyük Daire’de görülme sürecini de şöyle anlattı: "Demirtaş’ın tutukluluğundan hemen sonra Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) haksız tutuklama, seçme seçilme, ifade özgürlüğü ve tutuklamanın siyasi saiklerle yapıldığına ilişkin bireysel başvuru yapılmıştı. AYM kısa sürede karar vermediği için Şubat 2017’de AİHM’e başvurulmuştu. AİHM 20 Kasım 2018’de Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi saiklerle devam ettirildiği ve seçme seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Ancak Demirtaş’ın ilk tutukluluğunun haksız olmadığına ve ifade özgürlüğünü incelemeye gerek görmediğine karar verdi. Biz de bu iki meseleden dolayı karara itiraz ettik. Hükümet de lehimize ihlal verilen kısımlara itiraz etti. AİHM her iki tarafın da itirazlarını kabul etti ve sonuçta 18 Eylül’deki duruşmada dosyanın bütünü üzerinden duruşma açtı."

Hükümet hiçbir şey diyemedi

Hükümetin esasında Büyük Daire’de hiçbir şey diyemediğine, Demirtaş’ın tutukluluğunun haklılığını ortaya koyamadığına işaret eden Av. Demir, şöyle konuştu: "Uzun uzun iç hukuk yollarının tüketilmediğini, Demirtaş hakkında tahliye kararı verildiğini ve artık bu dosyadan tutuklu olmadığını, tazminat yoluna başvurabileceğini anlattı durdu. 2 Eylül’de verilen tahliye kararının da bu duruşma için bir ön hazırlık olduğu ortaya çıkmış oldu. Bunun dışında hükümet pek birşey diyemedi. Bunun üzerine mahkeme hakimleri çok yerinde ve sert sorular sordular hükümete. Hükümet onlara da cevap veremedi. Lafı uzunca bir süre geveledi. Özelikle Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic’in çok yerinde tespitlerine karşı bir şey diyemediler."

Olumlu karar beklentisi

Duruşmanın çok iyi geçtiğini; mahkemeye konuyu çok iyi anlattıklarını ve mahkemenin de meseleyi iyi kavradığını gözlemlediklerini kaydeden Av. Ramazan Demir, şunları ifade etti: "Hakimlerin hükümete sordukları sorulardan sorunun özüne hakim olduklarını, dokunulmazlıkların kaldırılması süreci başlayan hukuksuzluklara hakim olduklarını gördük. Biz de zaten en başından beri bunu söylüyorduk. Bu nedenle AİHM’den hem seçme seçilme hakkı ve siyasi temsil, hem de siyasi ifade özgürlüğününün kullanılmasından dolayı başlatılıp devam ettirilen siyasi amaçlı tutuklama ile ilgili çok iyi bir karar çıkmasını bekliyoruz."