Almanya'nın Frankfurt kentinde, HDP'nin önceki dönem Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın davasındaki hukuksuzluklar ve siyasi rehineliği üzerine bir panel düzenlendi. Frankfurt Halkevi ve Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Cemevinin ortak organize ettiği panele HDP önceki dönem grup başkanvekili Ahmet Yıldırım, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir konuşmacı olarak katılırken, panelin moderatörlüğünü yazar ve yönetmen Şehbal Şenyurt Arinli yaptı. İki bölüm halinde gerçekleşen panelde ilk sözü Ahmet Yıldırım aldı. HDP ve geleneğini sürdürdüğü partilerin Türkiye’deki elitist siyasete karşı yeni bir siyasi gelenek oluşturduğunu söyleyen Yıldırım, HDP’de 9 ayrı halktan ve inançtan milletvekillerinin olduğunu ve bu çeşitliliğin bir etkisi olarak CHP’deki Alevi Milletvekili sayısının da arttığını söyledi. Selahattin Demirtaş’ın HDP hinterlandı dışındaki kitlelere de seslenebildiği için büyük bir fark yarattığını belirten Yıldırım, dokunulmazlık sürecinde asker kökenli bir milletvekili üzerinden CHP’nin ikna edilerek oylarının değiştirildiğini ifade etti. Toplumun da, medyanın da dokunulmazlık sürecine hazırlandığını belirten Yıldırım, hükümetin Demirtaş’ı içeride tutarak planlamalarını hayata geçirme ihtiyacı duydukları için bugün esaretin devam ettiğini dile getirdi.     Yasama sorumsuzluğu ihlal edildi Akabinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, dokunulmazlık sürecinde CHP içindeki tartışmaları aktardı. “Anayasa’ya aykırı ama evet” denilen süreçte CHP’deki bazı milletvekillerinin evet demek istediklerini dile getiren Tanrıkulu, bazı milletvekillerinin de konunun halk oylamasına gitmemesi üzerinden argüman geliştirdiklerini söyledi. Tanrıkulu sözlerine şöyle devam etti: “AKP ve MHP’nin toplam oyu anayasa değişikliğini referanduma götürmeye yetiyordu. 10 CHP’li milletvekiline ihtiyaçları vardı. Evet demeye meyilli vekiller vardı. Bazı vekillerde konu referanduma taşınırsa hükümetin bu referandumu “Terörden yana mısın yoksa değil misin”e dönüştüreceği kaygısı üzerinden argüman geliştiriyorlardı. Dokunulmazlık kalktı ve sonrasında PM toplanıp bir sonuç bildirgesi yayınladı. Sonrasında Cumhurbaşkanı hakkımızda suç duyurusunda bulundu ve hakkımızda 60’a yakın dava açıldı.” Tanrıkulu, Demirtaş’ın AİHM davasında hakimlerin Türkiye’yi savunan avukata, “Milletvekillerinden savunma almadınız, genel kurulda bilgi sormadınız. Milletvekillerinin dışarıda söylediği sözleri parlamentoda söylemediğini nasıl tespit ettiniz?” gibi tarihi bir soru sorduğunu ve bununla da dokunulmazlığın kaldırıldığı süreçte kürsü dokunulmazlığının da nasıl ihlal edildiğine açık bir örnek olduğunu dile getirdi. Alelacele tutuklama kararı aldılar Tanrıkulu’ndan sonra söz alan avukat Ramazan Demir, Demirtaş davasına ilişkin olarak yürüttükleri çalışmaları, maruz kaldıkları hukuksuzlukları dile getirdi. Yargılamalarda karşılaştıkları zorluklara ve absürdlüklere ilişkin bilgi veren Demir, son tutuklama kararına ilişkin şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi son alınan tutukluluk kararından bizlerin haberi yoktu ve süreci sonradan Sn. Demirtaş’tan öğrendik. Bize anlattıklarını olduğu gibi onun ağzından anlatayım. Sporda olduğu bir vakitte acilen SEGBİS’e bağlanması için cezaevine yazı yazılıyor. Cezaevi de sporu hemen yarıda kesip apar topar SEGBİS’e çıkması için haber veriyor. Demirtaş da SEGBİS’e çıkıyor ve savcı 6-8 Ekim nedeniyle hakkında soruşturma açıldığını söylüyor. O da halihazırda bu suçlamadan yargılandığını ve tahliye olduğunu, yargılamanın da hala devam ettiğini belirtiyor. Savcı ifade almada ısrar edince Demirtaş da, ‘o zaman süre verin, dosyaları inceleyelim, avukatlarıma da haber verin, onlar da gelsinler, uygun bir zamanda bizzat huzura gelip ifade vermek istiyorum’ diyor. Savcı tamam diyor. Sonrasında SEGBİS bitiyor. 3 saat sonra Demirtaş odasında iken savcı tarafından tutuklamaya sevkedildiği bildiriliyor ve SEGBİS’e çıkıyor tekrardan. Hakim de apar topar bir şekilde Demirtaş hakkında tutuklama kararı verip, kararı dahi okumadan cüppesini duruşma salonunda bırakıp kaçarak gidiyor. Tutuklama kararını veren hakim o gün nöbetçi değilmiş, başka bir hakim nöbetçiymiş. Ama tutuklama kararını garantiye almak için sorguyu özellikle bu hakime yaptırdılar. Üstelik tutuklama kararı verilene kadar da başsavcı ve vekilleri adliyeden ayrılmamış. Son tutuklama böyle alelacele gerçekleşti.” Demir, AİHM tarafından da ifade edildiği üzere, müvekkili Demirtaş’ın siyasi saiklerle tutsak bulunduğunu, tahliyesinin de yine siyasi gerekçelerle olacağını dile getirdi. Kürt seçmen mesajını verdi Yapılan ilk tur konuşmalarının ardından ikinci turda söz alan Ahmet Yıldırım, ülkedeki siyasi atmosfer değişmedikçe, yargı paketleriyle bir değişim olacağını düşünmediğini kaydetti. Demirtaş’ın tutsak bulunmasını onunla baş edemeyenlerin namertçe yaklaşımı olarak değerlendiren Yıldırım, olası bir tahliyenin de siyasi bir kararla mümkün olacağını kaydetti. Rojava’ya yönelik işgal saldırılarında CHP’nin tutumuna değinen Yıldırım, “Biz hiçbir zaman CHP’nin bizim gibi hareket etmesini beklemedik. HDP gibi olmamalılar. Ama Rojava’da cihatçı çeteler kafa keserken, ‘ayakları taşa değmesin’ demelerine de kızıyoruz” dedi. İzleyicilerden büyük alkış alan bu sözlerden sonra konuşmasına son seçimde Kürt oylarının seçimin kaderini nasıl belirlediğine değinen Yıldırım, Kürt halkının AKP’ye “Sen bizim adım atmamızı yasaklayarak siyaseten yok edemezsin” dediğini dile getirdi. Demirtaş’ın hiçbir arkadaşına dayatmada bulunmadığını, herkesi ikna ederek siyaset yaptığını belirten Yıldırım, bu tarzın da iktidarı ürküttüğünü kaydetti. 7 Haziran sürecinin ana kumanda merkezinde Demirtaş’ın bulunduğunu söyleyen Yıldırım, tüm esaret ve izolasyon politikalarına rağmen Demirtaş’ın siyaseten karşılığını koruduğunu 2019 seçimlerinde de tecrübe ettiklerini belirtti. Panel, soru cevap bölümünden sonra sona erdi. FRANKFURT