- Esir alınan YPJ savaşçısı Şêrîn Hisên, 1 Haziran’da 27 YPJ’liyle birlikte serbest bırakıldı. Aylarca süren esaret sürecinde işkenceye ve muhbirlik dayatmasına maruz kaldıklarını, ancak teslim olmadıklarını ifade etti.
HTŞ’nin Reqa’ya yönelik saldırıları sırasında Ocak ayında esir alınan Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) savaşçısı Şêrîn Hisên, 1 Haziran’da 27 YPJ savaşçısıyla birlikte serbest bırakıldı. YPJ Basın Merkezi, ilk olarak Şêrîn’in yaşamını yitirdiğini duyurmuş, ardından ailesi ve yakınları için taziye ve anma törenleri düzenlenmişti. Ancak daha sonra Şêrîn’in HTŞ’nin elinde esir olduğu ortaya çıktı. Nujinha’ya konuşan Şêrîn Hisên, cezaevi süreciyle ilgili yaşadıklarını anlattı.
Teslimiyeti kabul etmediler
Reqa’da 12 kadın ve 12 erkek savaşçıdan oluşan bir grupla direniş yürüttüklerini belirten Şêrîn Hisên, “Saat 18.00’e kadar direndik. Çıkış yolu bulamayınca kurtulmak için plan yaptık. Yaklaşık 4-5 saat yürüdükten sonra bir binaya sığındık ve gece 02.00’ye kadar burada direnişimizi sürdürdük. Köylüler, aşiretler ve Arap toplulukları etrafımızı sardı. Sürekli teslim olmamızı istediler ancak biz bunu kabul etmedik” dedi.
Fedai eylem kararı
Kuşatmanın giderek daralması nedeniyle 24 savaşçının bir süre sonra fedai eylem kararı aldığını aktaran Şêrîn Hisên, "Bulunduğumuz alan giderek daralıyordu. Çetelerin eline sağ geçmemek için fedai eylem yapma kararı aldık. Son ana kadar komutanlıkla iletişim halindeydik, ancak daha sonra esir düştük. Esir alındıktan sonra çeteler tarafından Halep Cezaevi'ne götürüldük. Orada bize üç ya da dört gün içinde serbest bırakılacağımız söylendi, ancak günler haftalara, haftalar da aylara dönüştü" dedi.
Günler süren işkence
Cezaevine ilk götürüldükleri süreci anlatan Şêrîn Hisên, sözlerine şöyle devam etti: "Cezaevine götürüldüğümüzde yüzümüz duvara dönüktü, ellerimiz bağlıydı ve dizlerimizin üzerinde oturuyorduk. Kadınlarla erkekleri birbirinden ayırdılar. Dokuz kadın arkadaş birlikte kaldık, dokuz erkek arkadaş ise başka bir odaya götürüldü. Bizden sonra altı savaşçı daha esir düştü; bunların üçü kadın, üçü erkekti. Daha sonra bizi Kadın Asayiş üyelerinin tutulduğu koğuşa götürdüler ve sayımız 28'e ulaştı. Ancak erkek arkadaşlarımızın kaçının içeride kaldığını ya da kaçının çıkarıldığını bilmiyorduk. Sözlü ve psikolojik baskılar sürekli devam etti. Çeteler sürekli üzerimize bağırıyor, kapılara yumruk atıyor ve bizi korkutmaya çalışıyordu. Son sorguda gerçek kimlik bilgilerimizi verdik. Ancak başlangıçta yanlış bilgi verdiğimiz için bize fiziksel şiddet uyguladılar. Erkek arkadaşlarımıza ise elektrik verilerek işkence yapılıyordu. Her gün erkek arkadaşlarımız işkenceyle uyandırılıyordu."
Muhbirlik dayatması reddedildi
Anne olan ve yaşları daha büyük olan 13 Asayiş üyesinin kendilerinden ayrılarak İdlib Cezaevi'ne götürüldüğünü aktaran Şêrîn Hisên, genç savaşçıların ise Halep Üniversitesi'ndeki cezaevine sevk edildiğini ifade etti. Bu süreçte kendilerini teslim olmaya zorlamak için çeşitli yöntemlere başvurulduğunu kaydeden Şêrîn Hisên, son sorgusunda kendisine defalarca "Bize teslim ol, bizimle çalış. Biz Suriye devletiyiz. Bizimle birlikte çalışırsan ailene kavuşursun" denildiğini anlattı. Ayrıca bazı imkanlar ve ayrıcalıklar vaat edilerek muhbir yapılmaya çalışıldığını dile getiren Şêrîn Hisên, ancak bu teklifleri kesin bir şekilde reddettiklerini belirtti.
Kadınlar boyun eğmemeli
Kadınların mücadelelerinden vazgeçmemesi gerektiğini söyleyen Şêrîn Hisên, “Kadınlar geçici yönetime boyun eğmemelidir. Çünkü mevcut yönetimin amacı kadınları ev içinde tutmak, evlendirmek ve her zaman itaatkar olmalarını sağlamaktır. Her zaman mücadelemizi küçültmeye çalıştılar. Ancak biz her zaman başımız dik kalacağız. Bu onurlu duruşu korumak için de mücadele etmeye devam ediyoruz. YPJ’nin varlığı ve tanınması bizi gururlandırıyor. Verilen şehitler de mücadelemizin hedeflerini ve anlamını ortaya koyuyor. Geçici yönetimin YPJ’yi tanıması gerekir ve bu mücadele uğruna ne kadar ağır bedeller ödendiğini bilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı. QAMIŞLO