DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Van’da konuştu: HDP operasyonlarla suçlanarak yerel seçimlerde oluşturulan demokrasi cephesi dağıtılmak isteniyor.

AKP-MHP hükümetinin İçişleri Bakanlığı marifetiyle 19 Ağustos'ta üç büyükşehir belediyesini gasp ederek HDP’li eşbaşkanların yerine devlet memurlarını kayyum olarak atamasına karşı Mardin, Van ve Amed’de başlatılan Demokrasi Nöbeti, 40. gününde devam ediyor.

Amed Büyükşehir Belediyesi (DBB) karşısındaki Lise Caddesi'nde süren nöbete, HDP milletvekilleri, görevden alınan Eşbaşkan Selçuk Mızraklı, TJA aktivistleri, Barış Anneleri’nin yanı sıra yüzlerce yurttaş katıldı. Slogan, alkış ve zılgıtlarla başlayan Demokrasi Nöbeti’ne Batman Barış Anneleri, “İrademe Dokunma” pankartıyla yürüyüş yaparak katıldı. Açıklamaların ardından Demokrasi Nöbeti, bir süre oturma eylemi yapılarak tamamlandı.

Kayyumu kabullenmeyeceğiz

Mardin’deki Demokrasi Nöbeti, Derik ilçesinde devam etti. Polis ablukası altında başlayan nöbet eyleminde konuşan  Amed Milletvekili İmam Taşçıer, "Üç yıl önce de bu topraklarda kayyum vardı ve yine aynı şekilde İçişleri Bakanlığı kararıyla atandı. Kayyum atamalarından önce hiçbir borcu olmayan belediyeler borç bataklığına sürüklendi. HDP'nin demokratik tavrı ve barışta ısrarından dolayı baskılar devam ediyor. Ancak HDP bu topraklarda barışı tesis edebilecek bir güce sahiptir" dedi. Demokratik bir ülke anlayışında ısrar edeceklerinin altını çizen Taşçıer, "Kürt illerine atanan kayyumları kabul etmiyoruz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz" diye konuştu.

Açıklama kitlenin alkış ve "Jin Jiyan Azadî" ve "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganlarıyla son buldu.

Hedefleri demokrasi cephesi

Van’da HDP İpekyolu ilçe binası önünde gerçekleşen nöbete, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP milletvekilleri, belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri ile TJA aktivistleri katıldı. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” pankartının açıldığı nöbette DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk konuştu.

Onları Zîlan’dan tanıyoruz

 Kürt halkını yok etmek için yürütülen inkar ve imha politikalarının tarihte birçok örneğinin olduğunu söyleyen Öztürk, tekçi zihniyetinin her zaman gerçek yüzünü Kürtlere gösterdiğini belirtti. Bu tekçi zihniyeti 1930’da Van’ın Erciş ilçesinde yaşanan Zîlan Katliamı’ndan tanıdıklarını söyleyen Öztürk, “Kürt halkı ne zaman hakkı olanı talep etse katliamlarla karşı karşıya kalmıştır. Bugün Kürt sorunu gün geçtikçe derinleşerek devam ediyor. AKP hükümetinin imha, inkar, asimilasyon ve savaş politikaları yürütmekten başka bu halka verdiği bir şey yok. Belediyelerimizi gasp etmeleri ile zaten Kürt halkının iradesini tanımadıklarını bir kez daha ortaya koydular” şeklinde konuştu.

Birlikte mücadele edelim

 Kayyum atamalarına gerekçe olarak öne sürülen ‘Kandil'e para gönderildi’ iddialarının tamamıyla asılsız olduğunu belirten Öztürk, şöyle devam etti: “Bu iftiralar tamamıyla asılsızdır. Hiçbir delil ortada yok. Burada HDP’nin 31 Mart yerel seçimlerinden belirlediği demokrasi stratejisini hedef aldılar. Demokrasi güçleri faşizme karşı 23 Haziran'da yapılan İstanbul seçimleri ile cevap oldu. Bu cephenin dağıtılmasının yolunu HDP’nin illegalize edilmesinde buluyorlar. Türkiye'de şu anda iki siyasi cephe oluşturulmuş durumda. Bir tarafta tekçi ve faşist bir cephe, diğer taraftan demokrasi ve eşitliği savunan cephe var. Bizim faşizme karşı gücümüzü ve birlikteliğimizi arttırarak cevap olmamız gerekiyor. Yoksa faşizm yok etme politikalarını sürdürmeye devam edecek.”

Kaosu fırsata çevirelim

Van’da 14 Eylül'de DTK üyeleri ile HDP Van İl Eşbaşkanı Yadişen Karabulak’ın tutuklanmasını siyasi soykırım operasyonu olarak tanımlayan Öztürk, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında verilen kararın da yargının geldiği noktayı gösterdiğine dikkat çekti. Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye şu an ekonomik ve siyasi bir kaosun içinde bu kaostan AKP iktidarı besleniyor. Her kaos ve kriz de biz demokrasi güçleri için bir fırsat ortaya çıkarıyor. Eğer biz bu fırsatları doğru kullanırsak onlar yok olacaktır.”

 

AMED/MARDİN/VAN