Demokrasi Nöbeti’ne tekerlekli sandalyesiyle katılan 78 yaşındaki Meryem Gökkan: “Ağzımızdan lokmamızı alıyorlar, kucağımızdan çocuklarımızı alıyorlar, toprağımıza, canımıza göz dikmişler. Buna da sesimizi çıkarmayacaksak niye yaşıyoruz?”
BERİTAN CANÖZER / JINNEWS/AMED
Türk İçişleri Bakanlığının kararıyla Amed, Mêrdîn ve Wan büyükşehir belediyelerine kayyum atanmasının ardından başlatılan “Demokrasi Nöbeti” 54 gündür sürüyor. Nöbet eyleminin başladığı günden bu yana kadınların ve gençlerin çoğunluklu katılımı dikkat çekiyor.
Eylemin öncüsü kadınlar
Sabah 10.00’da belediye karşısında bulunan Lise Caddesi’ne gelmeye başlayan kitle, çoğu zaman kahvaltısını da eylem yerinde simit ve çayla yapıyor. Caddede bulunan marketin önünde toplanan kitle, oturmaya başlıyor. Birlikte getirdikleri Yeni Yaşam gazetesinden gündemdeki haberleri takip ediyorlar. Eylemin başlama saati olan 11.00’da slogan ve ses çıkarma ile eylemi başlıyor. Eylemin bitiş saatine kadar aralıksız sloganlar atılırken, bazı günler ise yürüyüşle eyleme katılan gruplar oluyor. Eşbaşkan Adnan Selçuk Mızraklı’nın da eyleme katılmasıyla eylemin coşkusu ve enerjisi artıyor.
Eylemin öncülüğünü kadınlar yapıyor. Sessizlik oluştuğu an ya şarkı söyleyerek ya da slogan atarak kitleyi harekete geçiren kadınlar, kayyumlara karşı en çok da kadınların direnmesi gerektiğini sıklıkla dile getiriyor.
İsviçre’den gelmiş
Kürtçe şarkıların söylenmesi sırasında polisler Toplumsal Olaylara Müdahale Araçlarıyla (TOMA) çıkardıkları motor sesleriyle kitlenin sesini bastırmaya çalışıyor. Buna karşılık kitle şarkılarını daha gür söylemeye devam ediyor. Aynı zamanda Selçuk Mızraklı ve meclis üyeleri belediyede yapamadıkları meclis toplantısılarını, eylem sırasında halkın içinde yapıyor, halkın taleplerini, önerilerini yerinde dinliyorlar. 3 saat süren oturma eyleminin ardından yapılan basın açıklaması ile gün bitiriliyor ve her gün aynı saatte, aynı yerde toplanmaya devam ediliyor.
Eyleme günlerdir tekerlekli sandalyesiyle katılan bir kadın göze çarpıyor. 78 yaşındaki Meryem Gökkan, İsviçre’de yaşıyor. Akrabalarını ziyaret etmek için geldiği Kürdistan’da, Amed’deki direnişe ortak oluyor.
‘Onurlu olan susamaz’
Gökkan, 1990 yılında Riha’nın Pirsûs ilçesine bağlı Kulince köyünden koruculuk dayatmalarına karşı ailesiyle beraber göç etmek zorunda kalıyor. Oğluna müebbet hapis cezası istenilmesiyle birlikte İsviçre’ye göç ediyor. 2000’li yıllardan sonra sık sık Riha ve Amed’e gelmeye başlıyor.
Kayyumlara karşı eylemlerin yapıldığını öğrenince, “Bu irade gaspına karşı susamam. Onurlu olan hiç kimse susamaz” diyerek eyleme katılmaya başlıyor. 65 yaşındaki kız kardeşinin yardımıyla eylem alanına gelen Gökkan, “Bugün değilse ne zaman çıkacağız sokağa?” diyor.
‘Neden buradasınız’ sorusuna “Beni buraya susmayan vicdanım ve iradem getiriyor” diye cevap veriyor. Hastalığından dolayı çok konuşamıyor; “Ben bu halimle buradayım da gençlerimiz nerede? HDP’ye oy vermiş milyonlar nerede? Neden iradelerine sahip çıkmıyorlar? Ağzımızdan lokmamızı alıyorlar, kucağımızdan çocuklarımızı alıyorlar, toprağımıza, canımıza göz dikmişler. Buna da sesimizi çıkarmayacaksak niye yaşıyoruz, ne anlamı var yaşamın” diyerek, direnmekten başka çarelerinin olmadığına işaret ediyor.
‘Belediyelerimizi geri alacağız’
İsviçre’den akrabalarına ziyarete geldiğini belirten Gökkan, “Geldiğimde olan bitenden haberim yoktu. Kız kardeşim her gün geliyormuş eyleme. Sabah baktım evden çıkacak, ‘nereye’ diye sordum, o da anlattı. ‘Beni de götüreceksin’ dedim, ‘hastasın, gelme’ dedi. ‘Götürmezsen hakkımı helal etmem’ dedim, geldim. Burada eylem varken, Kürt halkı iradesi için direnirken ben nasıl evimde oturayım? Ne bedeller ödedik bu uğurda. Evinde şehidi olmayan, tutuklusu olmayan Kürt ailesi var mı? Evladının yolunu gözlemeyen, evladının kemiğine hasret olmayan Kürt annesi var mı? Bunun için bile buraya gelirim. Gelenler var ama biz bu kadar değiliz. Bizim bu alanda dolup taşmamız gerekirdi, yüz binlere ulaşmamız gerekirdi. Nasıl kabul edebiliriz bunu, etmeyeceğiz. Direneceğiz, belediyelerimizi geri alacağız” diyor.
54 gündür nöbette
Amed’de süren eylemin renkli simalarından biri, hayli ilerlemiş yaşına rağmen her gün nöbet alanına gelmekten imtina etmeyen 85 yaşındaki Şadiye Gündüz.
Gündüz, belediyelerine kayyum atandığı daha ilk gün soluğu Amed Büyükşehir Belediyesi (DBB) önünde alanlardan. Kamuoyu, polislerce zor kullanılarak belediye önünden uzaklaştırılmak istenen Gündüz’ü, kalp hastası olması nedeniyle fenalaşmasına rağmen belediye önünden ayrılmamakta diretmesiyle tanıyor.
Yaşını sorduğumuzda gülerek, “Bu yaşlı kadın her gün orada ne yapıyor diye beni içeri alırlar” diyor ve söylemekten kaçınıyor.
‘Savaş var, barış için geldim’
Bu kez niçin eyleme katıldığını soruyoruz, yine nükteli bir yanıt veriyor: “Annemin düğünü sanki, ne için geleceğim! Tabii ki barış için geliyorum. Haksızlığa uğradığımız için buraya geldim. Bu belediye bizim hakkımız. Yeter artık çektiklerimiz. Her gün uçaklar kaldırıp dağları, evleri bombalıyorlar. Ne yaptı Kürtler size? Hırsızlık mı yaptı? Bu zulmü kabul etmiyoruz. Artık canımıza tak etti.”
Bu nedenle yorulup, sıkılmadan her gün gelip nöbete katıldığını dile getiren Gündüz, “Barış için buraya geldim. Savaş var diye buraya geldim. Gençler ölmesin artık. Ne polis, ne asker, ne gerilla. Hepsi bizim çocuklarımız, kimse ölmesin diye” diye belirtti.
‘Bütün Kürtler tepki göstersin’
Diğer nöbet eylemcileri gibi Gündüz’ün de gündeminde işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırısı var. Olası saldırıya ve diğer devletlerin bu saldırıya sessiz kalmasına öfkeli olan Gündüz, “Erdoğan Suriye’ye saldırıyor. Amerika, Rusya, Almanya ise sanki kulaklarına pamuk tıkayıp, gözlerine bez bağlamış. Neden savaş çıkarıyor? Onun oğlu da savaşa gitsin o zaman. Savaş istemiyoruz” diyerek, hem kayyum atamalarına hem de askeri operasyona karşı tüm Kürtlerden her alanda tepkilerini göstermelerini istedi.
MA/AMED