
REWŞAN DENİZ/HABER MERKEZİ
Almanya’nın Hamburg kentinde bu hafta içinde görülen G20 Zirvesi protestocularının davasında, 21 yaşında Hollandalı Peike S.adlı gence 2 yıl 7 ay hapis cezası verilirken, 24 yaşındaki Polonyalı bir başka gösterici de 6 ay hapis cezası aldı ancak denetimli serbestlik kararıyla tahliye edildi.
Verilen cezaları acımasızca bulan Sol Parti Milletvekili Jan van Aken, “Gözaltına alınırken kasıldığı için bu ‘şiddet gösterisi’ olarak yansıtılıyorsa, bizim gerçekten bir demokrasi sorunumuzun olduğunu gösterir” dedi.
Scholz istedi, hakim yargıladı
Bu yargılamaları gazetemize değerlendiren Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Jan van Aken, şöyle konuştu: “Mevcut hararetli durumda bir yargılamanın olacağını tahmin ediyordum ama hakimin bu kadar yüksek bir ceza vereceğini hesap etmemiştim. Verilen cezalar çok acımasızca ve beni de çok şaşırttı. Şu anda siyasi liderlerin G20 Zirvesi’nde yaşanan felaketi siyasi değerlendirmeyi reddeden, demokratik hakları yok sayan bir durumdayız. Hamburg Belediye Başkanı Olaf Scholz (SPD), yüksek ceza talep etti. Simdi de bu ona tahsis ediliyor. Umarım, bir dahakine daha orantılı bir karar verilir.”
Direndi, ‘şiddet’ sayıldı
“Şiddet” anlayışın tartışılır hale geldiğini ifade eden van Aken, Hollandalı genç Peike S.’nin iddianamesinde, polisin kendisini gözaltına almaması için kendisini yerde öne eğerek (embrio duruşu) kastığı için ‘şiddetli karşı çıktığı’ diye yer almasını da eleştirdi.
Jan van Aken “Böylesi bir direnişin iddianamede yer alması ve basının da iddiaları sorgulamadan böylesi bir yargılanmanın yapılması, bizim bir demokrasi sorunumuzun olduğunu gösterir” dedi.
Almanya Federal Parlamentosu’nun Sol Partili vekili van Aken basının, 2 binden fazla soruşturmanın olduğunu, bunların daha çok mülke ve kişiye zarar verme, kundakçılık, huzuru bozma ve direnme suçlamalarını kapsadığını söyledi. Savcılığın ise 73 kişiye soruşturma açıldığını bir basın toplantısında duyurduğuna işaret etti.
Akreditasyon iptalinin nedeni halen bilinmiyor
G20’yi takip eden 32 gazetecinin ‘güvenlik’ gerekçesiyle akreditasyonlarının iptal edilmesi gerekçesinin henüz bilinmediğini söyleyen Jan van Aken devamla şunları ifade etti: “Daha önce akreditasyon yapılmasına rağmen Federal Kriminal Dairesi’nin (BKA) elinde 82 kişinin isminin yer aldığı bir ‘kara liste’ vardı. Bunların oturumlara katılmaması isteniyordu. Federal Basın Bürosu’nun yaptığı açıklamlara göre, bunun istihbarat servislerin talimatı ile yapıldığı belirtildi. Eylemlerde polis tarafından kontrol edilen gazeteciler potansiyel suçlu olarak görüldü. Ancak akreditasyonların neden iptal edildiğini, mağdur edilen gazeteciler de dahi kimse bilmiyor. Bu kabul edilemez bir durum.”
Jan van Aken, Alman Gazeteciler Birliği’nin (DJV) tüm çabalarına rağmen akreditasyonların neden iptal edildiği sorularına cevap alamadığını eleştirdiğini hatırlattı.
Söz konusu 32 gazetecinin arasında daha önce Kürdistan’da haber takibi yapan 4 gazetecinin olması, Türk devletinin bu akreditasyon iptallerinde rolü olduğu şüphelerini de birlikte getiriyor.