Fransa Gündemi


Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande önce Filistin liderini Elysee'de ağırladı ardından da İngiltere'ye geçti. Elysee trafiği sürerken Fransa'da ırkçı bir partinin lideri olan Marie Le Pen 2010 yılında Lyon'da yaptığı bir konuşma nedeniyle mahkeme karşısına çıkacağı haberi gündeme geldi. Le Pen, 5 yıl önce sarfettiği, "Müslümanların sokakta namaz kılması ile Fransa'nın 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından işgal edilmesi" sözleri nedeniyle 20 Ekim'de Lyon'da mahkeme karşısına çıkacak. Irkçılık tabi ki sadece Le Pen'e özgü bir durum değildi. Bir diğer mahkemelik konu da Fransa'nın en büyük işletmelerinden Demiryolları Kurumu SNCF'nin, göçmen işçilere ayrımcılık yapmasıydı. Mahkeme SNCF firmasının ayrımcılık yaptığına karar vererek, şirketi 150 Milyon Euro tazminata mahkum etti. 

Fransa'da ırkçılık her gün yeni bir biçimde kendini üretirken, mevcut politikalar da bu büyüme sürecini sürekli hızlandırıyor. Tüm bu gündem arasında Fransa'daki lider trafiğine yeni bir isim katılıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 4 Ekim'de Strasbourg'da olacağı ve bölgede bir miting gerçekleştireceği söyleniyor. 

Erdoğan'ın miting için Strasbourg'u seçmesi manidar. Paris, Marseille ya da Fransa'nın başka bir şehri değil de özellikle Strasbourg'un seçilmesi, kentin Erdoğan'a en yakın güçleri bir araya getirecek bir bölge olmasından kaynaklı. AKP, daha önce Paris'te benzer organizasyonlar yapmış ama fiyaskoyla sonuçlanmıştı.

Fransa'nın hemen her yerinde Türkiyeli göçmenler bulunmasına karşın Strasbourg kenti ve çevresi dışında ırkçı, şoven ve birileri düğmeye bastığında harekete geçecek saldırgan güçler sınırlı. 

Son bir ay içerisinde yaşananlara bakıldığında örgütlü bir biçimde Kürdistani kurum ve eylemselliklere dönük saldırıların arttığı Strasbourg ve çevresi Erdoğan'ın tam da kendini var edebileceği, beslendiği 'vatan, millet, Sakarya' üçlemesi etrafında insan toplayabileceği bir alan. 

Fransa'nın stratejik ortağı Erdoğan'ın ırkçı, milliyetçi hezeyanla yapacağı bu miting konusunda yasaklayıcı bir tutum izlemesi elbette söz konusu olmayacak. Oysa Le Pen'i mahkemeye taşıyan süreçle Erdoğan'ın Strasbourg'da gerçekleştireceği mitingin özü aynı kaynaktan besleniyor. 

Fransa'da demokrasi, özgürlük ve insani değerler etrafında kenetlenen Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin gündemi ise elbet ki seçim. 8 Ekim'de oy kullanma işlemi başlıyor. Ancak son bir kaç ayda Türkiye'de yaşananlardan dolayı 7 Haziran seçimlerindeki coşkuyu bu kez görmek mümkün değil. Oy kullanmak, seçim vb gündemler halkın günlük sohbetlerinin parçası haline gelse de bu kez "oyumuz neye yarayacak" sorusu da azımsanmayacak bir düzeyde akıllarda. 

Tüm baskı, savaş ve kaos ortamına rağmen demokrasi ve özgürlük güçlerinin kullanacağı her oyun ne kadar büyük bir anlamı olduğunu seçim sonrası AKP ve Erdoğan'ın uyguladığı politikadan anlamak mümkün. Bütün bu saldırganlık tam da demokrasi ve özgürlük güçlerinin kenetlenmesi, her geçen gün kendisini büyütmesinden kaynağını almıyor muydu? Her bir oy Saray'ın korkulu rüyası olmadı mı! Bu nedenle Fransa'daki Türkiyeli ve Kürdistanlı seçmenlerin bir önceki seçimden daha güçlü bir şekilde sandık başına gitmesi gerekiyor. 8-25 Ekim tarihleri arasında, bir önceki seçimde olduğu gibi coşku ve heyecanla sandık başına giderek, oy kullanmak gerekiyor. 

Peki oy kullanılırken nelere dikkat edilecek? 

Öncelikle kimlik ya da pasaportları unutmadan oy kullanılacak konsolosluklara gidilmesi gerekiyor. Zorluk yaşanmaması için çalışmayan seçmenlerin hafta içi, çalışan seçmenlerin ise hafta sonu oyunu kullanması önemli. Tercih damgasının oy verilen parti ambleminin altında bulunan yuvarlak kısma basılması ve mürekkebin taşabileceği düşünülerek oy pusulasının ters katlanarak zarfa yerleştirilmesi de dikkat edilmesi gereken hususlardan. Zira bir önceki seçimde azımsanmayacak oranda oy küçük hatalar nedeniyle boşa gitmişti. Sağlam olsun diye oy pusulasında bulunan parti ambleminin üzerine damga vurma hatasına düşen seçmen bu kez daha dikkatli olmalı. Tüm yaşananlara bakıldığında; ırkçı, şoven ve faşizan hezeyanlara karşı demokrasi ve özgürlük talebini büyütmek size bağlı!