“Mutabakat” halindeyim.
Dünkü yazısında şu kritik soruyu sormuş: “Anayasa nasıl yazılacak? Bütün siyasi partilerin katılımı sağlanabilecek mi? Yalnızca bir veya iki partinin ortak bir metin üzerinde anlaşmasıyla oluşacak bir anayasanın meşruiyeti var mıdır?”
Sorudan da anlaşılacağı gibi, Koru, bu konuda pozitif. İşi çıkmaza sürükleyecek bir “olmayacak tam mutabakat” duası etmiyor.
Örneğin, bir kaç kişi ya da bir grup bir anayasa kaleme alsa, bu anayasa taslağı, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığını bir “etnik” aidiyetle açıklamasa ve Türkiye’nin etnik, dinsel, mezhebi ve kültürel çok renkliliğini kabul etse, düşünce, vicdan, gösteri, grev özgürlüklerinin önündeki bütün engelleri kaldırsa, kadınlara devletin, kamunun, toplumun her alanında pozitifl ayrımcılığı onaysa, devletin bürokratik merkeziyetçi yapısına son verip, yerel yönetimlerin en geniş özerkliğini tanısa…
Ve böyle bir taslağa CHP, MHP ve diğerleri karşı çıktığı halde, AKP ile BDP bu taslağa “evet” dese, referanduma giden bu taslak, hayır diyenlerin yüzde 49, 99’una karşılık, halkın yüzde 50,01 oyuyla onaylansa, bana göre de yerden göğe kadar meşru bir anayasa olur.
Böyle bir anayasaya, ona “hayır” diyenler, bu anayasayı değiştirme hakkına sahip olmakla birlikte, ona kayıtsız şartsız “uymak” zorundadırlar. Uymadıkları durumda anayasal ve yasal “müeyyidelerle” karşı karşıya kalırlar.
Okur, “anayasaya her durumda uymak mecburi mi?” diye sorabilir. Haklı bir sorudur bu.
Yanıtım açık. Örneğin darbecilerin faşist anayasasına silahla karşı koymak kesinlikle meşrudur. Ama demokratik özgürlükleri ilan eden, Kürtlerin, diğer etnik öznelerin, Alevilerin, diğer dinsel öznelerin, çalışan insanların ve kadınların özgürlüklerini sağlayan, her yerelde halkın kendi kendisini Demokratik Özerklik temelinde yönetme hakkını tanıyan bir anayasaya karşı “itiraz” hakkı olmakla birlikte, bu anayasaya karşı silahlı ya da silahsız “karşı koymak” meşru değildir ve olamaz.
Şöyle düşünelim. Yukarda tarif ettiğimiz bir anayasa taslağı AKP ve BDP oylarıyla referanduma gitse ve referandumda yüzde elliyi 0,000001 fazla oyla onaylansa, CHP ve MHP bu anayasanın neresine ve nasıl itiraz edecektir?
CHP ve MHP, örneğin yeni Anayasa’da “herkes Türk’tür Türk olacaktır, ya sev ya terk et” türü bir madde olmayışına itiraz ederse ne olur? Bu itirazlarını, “düşünce, vicdan, gösteri, grev özgürlüğü” olmasın diye devam ettirmeleri durumunda bunlara ne denir? “Alevilik din değildir, Cemevleri yasaklansın, Diyanet her şeye hakim olsun” diyen bir Anayasa muhalifi toplumda nasıl tanınır? “Kadınlara her alanda verilen avantajları kaldıracağız” diyenler evlerine gittiklerinde kadın yakınlarından nasıl bir zılgıt yer? “Kahrolsun yerellerin iktidarı, yaşasın merkezi bürokrasinin iktidarı” diye bağıran bu Anayasa karşıtları, Ankara’nın dışına çıktıklarında nelerle karşılaşır?
Evet, şu anda ortada kabul edilmiş bir demokratik anayasa olmadığı için, önerilen bütün demokratik taslaklara CHP ve MHP, demagojiyle, yalanla, iftirayla karşı durabilir. Duruyorlar da. Ama böyle bir anayasa kabul edildikten sonra bunların hali nasıl olur?
Duman olur…
Demiştik. Elbette bu iki kafadarın Anayasa’yı değiştirme hakları olacaktır. Olacaktır ama, bu anayasaya kayıtsız şartsız uymak mecburiyeti de olacaktır.
Pekala…
Bu iki kafadar diyelim ki, kabul edilen demokratik anayasayı, bir grup cuntacıya dayanarak yürürlükten kaldırırsa ne olur?
Batıda ne olacağını bilmem. Belki bu durumda Bülent Arınç da “dağa çıkar”. Ama Kürdistan’da ne olacağını söyleyebilirim. Başa döneriz. İsyan patlar. Sonra?.. Yeniden demokratik bir anayasa zorunluluğu doğar.
Buraya kadar yazdıklarımızda bir tek “zayıf” nokta var: O da demokratik bir anayasanın “AKP, BDP ittifakıyla” referanduma götürülüp, onaylanması ile ilgili görüş zayıf. Çünkü AKP’nin böyle bir demokratik ve özgürlükçü anayasa yapma niyeti yok…
O halde?
O halde CHP ve MHP demokratik anayasaya açıktan, AKP ise çaktırmadan itiraz etmekte… Bu durumda yapılacak en iyi iş, sonuna kadar demokratik ve özgürlükçü anayasayı savunmak ve “silahsızlanmadan” daha binbir işe kadar, normalleşmenin tam da böyle bir “anayasa niyeti”ne bağlı olduğunu anlatmak…
Demokratik anayasa niyeti ve ‘silahsız’ normalleşme
Fehmi Koru’yla Anayasa konusunda tam bir “mutabakat” içinde olacağımı hiç düşünmemiştim.