Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Özgürlük Sokakta Gelecek Sosyalizmde” şiarıyla, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), 4’üncü Olağanüstü Kongresini gerçekleştirdiği  Ankara Yeni Sahne Tiyatro Salonu’nda konuştu. Temelli, Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan kadın siyasetçileri ziyaret ettiğini belirterek, onların mesajını aktardı. Temelli, “Bana şöyle bir görev verdiler; nereye gidersen yoldaşlarımıza sevgilerimizi götür. Ben de onların sevgilerini getirdim. Figen yoldaşımın, Figen başkanımın kararlı duruşunu ve sevgilerini getirdim. Başta düş yolcuları olmak üzere yitirdiğimiz tüm yoldaşlarımızın da anısı önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

Seçimlerde 3.yolu izledik

Türkiye’nin bir rejim krizinde olduğunu belirten Temelli, bu krizin palyatif çözümlerle aşılamayacağını ifade etti. Temelli, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde HDP’nin ve halkların mücadelesinin en güçlü yanıtı verdiğini söyleyerek, “Siyasete müdahale ettik. Bu, önemli bir müdahale idi. Bu kutup siyasetine bir yanıt 3’üncü yolu var etme çabasıydı. 12 Eylül Anayasasını yamalı bohça haline çevirenler, 17 kez anayasayı değiştirerek darbe mekaniğini korumaya çalışanlar, diktatörlüğün taşlarını döşeme peşindeler. Umdukları buydu. Aslında tüm toplumsal kesimlerin, emekçilerin ve kadınların işçilerin bir araya gelerek radikal demokrasi anlayışımızla, emeğin, kadınların, ekoloji mücadelesinin anayasa yapımı sürecini başlatmaktır. Demokratik anayasayı bir uzlaşı zemininde örme sürecini başlatmalıyız. Bu, tekçi anlayışa bir itirazdır. Bu mücadeleyi büyütmeliyiz. Bu, 24 Anayasasından beri bize dayatılan Türk İslam sentezine itirazdır. Şimdi bu itirazı sokakta, mahallede örgütleme zamanıdır. Biz buna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın gösterdiği yoldan

Temelli, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan’ın son mesajlarıyla yeniden anlamlandırdığı ve çağrısını yükselttiği yerden demokratik anayasa müzakere zeminini kurmalıyız. Diğer taraftan toplumun tüm kesimleri, tüm emekçileri demokratik siyaset içinde yer alan tüm yapılar harekete geçmelidir. Bu iktidarın reformdan ne anladığını çok iyi biliyoruz. Sadece yargı tarafsızlığı, bağımsızlığı değil; emekçiler üzerindeki hak mahrumiyetini ortadan kaldıracak mücadeleyi de vermeliyiz. Bizim bir itirazımız var. Bu anlayışı kabul etmiyoruz. Bu anlayışın sürdürülmesine yönelik geçici çözümleri ya da geçmişin parlamenter sistemine öykünen anlayışı da kabul etmiyoruz. Yeni bir parlamenter sistemden bahsediyoruz. Yeni bir parlamenter sistem, yerel demokrasiyle güçlendirilmiş halkların kendi kaderini tayinine saygı duyan bir anlayışla yaklaşıyoruz.”

 

ANKARA