
Özellikle makro-sosyal teorilerin ve mega söylemlerin revaçta olmadığı, kimliklerin farklılaştığı, demokrasi ve sivilleşmenin yaygınlaştığı günümüz postmodern dünyasında, birbirinden farklılaşan ve hatta birbiriyle çelişen farklı bireysel ve toplumsal taleplerin kamusal alana yansıtılmasından doğan problemleri çözmek gibi oldukça zor ve girift bir işlevi de partilerin üstlenmesi zorunluluğu mevcuttur. Bu meydan okuyucu sorunu çözümleyebilmek için partilerin içeriklerinin zenginleştirilmesi, insanlığın ortak değerleri çerçevesinde kendilerini yeniden tanımlamaları, hitap ettikleri kesimlerin sosyal, ekonomik ve siyasi beklentilerini gerçekleştirme kapasitesine sahip programlar ortaya koymaları kaçınılmazdır. Ancak sözünü ettiğimiz bu işlevleri yerine getirebildiği ölçüde bir siyasal parti, misyonunu yitirmeden varlığını sürdürebilecektir.
Bir anlamda ‘modern hizmetçilerin’ (Max Weber’in deyişi) kullandığı hükümranlık olarak bürokrasi, biçimsel kuralları ve örgütlenme kapasitesiyle birlikte modern devletlerin ve partilerin yönetici işlevleri açısından alternatifsiz olduğu savunulmaktadır. Partiler tarafından direk savunulmasa bile uygulanan bürokratik tarz siyasal partinin zayıf karnıdır. Bu da artan siyasi duyarsızlığı, seçmenlerin en tepedeki tiplerin sahne ışıkları altında icra ettikleri iç gıdıklayıcı skandallar dışında “siyasi” olan her şeye karşı ilgilerini giderek yitirmelerini ve şu anda ya da gelecekte oralarda kimler oturuyor olursa olsun hükümet binalarından bir kurtuluş gelebileceği umutlarının sönmesini yaşamaktadırlar. Hükümet binalarından yapılan ve yapılabilecek olan şeyler, toplumun, bireylerin günlük hayatlarında mücadele ettikleri meseleler için taşıdıkları önemi gittikçe yitirmektedir.
Kalıpçı bir çizgi sorunları çözmüyor
Bu noktada mevcut siyasi sistemin yeniden inşasında nasıl ki partilerin olumsuz etkileri vardır, bunun düzeltilmesinde de rol oynayabilecek yapılar olabilirler. Bu yeniden yapılanmada öncelikli yapılması gereken şey zihniyette netlik sağlamaktır. Bunun için:
* Toplumsal doğanın özünde ahlaki ve politik olduğunu bilmek gerekir. Parti olarak dışarıdan bir politika ihraç etmenin toplumsal yabancılaşmaya, bozulmaya neden olacağı bilinmelidir. Bürokratik ve devlet eksenli bir siyaset dayatmasının toplumun siyasete yabancılaşmasına neden olacaktır. Böylelikle toplumun politik niteliği azalacaktır.
* Toplumları sosyalist, kapitalist, liberal gibi düz, kalıpçı bir çizgide ilerleyen biçimler altında tasarlamak hakikatlerini kavramaya katkı sunmaktan çok çarpıtmaya hizmet eder. Bu açıklamalar propaganda yüklüdür. Ahlaki-politik düzeyine göre toplumları nitelemek en doğrusudur. Gerek sınıf gerekse de devlet niteliklerine göre sınıflandırmak geçici olgular durumundadır.
* Toplumsal problemin kaynağı iktidarın tahakkümüdür. Bu geliştikçe toplumsal sorunlarda gelişir. Toplumsal sorunların çözümünün kaynağını burada aramak sorunların asıl çözüm yöntemi olmalıdır. Sınıfa ve devlete dayanan, devletten sorunların çözümünü bekleyen bir bakış açısı sorunludur, iktidarın oyunudur. Toplumu devlet idaresiyle yönetmeye çalıştıkça toplumda politikanın işlevi daralır. Varlıkları sürdüğü müddetçe, toplumlar bu işlev daraltılmasına karşı direnişle yanıt verirler. Tarih bu iki ana etken altında ne tam uygarlık idaresidir ne de tam demokratik politik yönetimdir. Tarihte çatışmalar bu iki ana etkenin çelişkili karakterlerinden kaynaklanır. Partiler de bu yönlü ayrışmada bulundukları safı netleştirmelidirler.
* Politika sadece toplumsal sorunların çözümünde değil, toplumun tüm hayati çıkarlarının belirlenmesinde, korunmasında ve sürdürülmesinde temel toplumsal çözüm aracıdır. Toplumun korunmasında öz savunma gerekli olup, politikanın askeri güç olarak devamı niteliğindedir. Toplumun sırtındaki kambur olan iktidar ve ordulardan toplumun savunmasını beklemek kuzuyu kurda teslim etmektir. Toplumun kendi kendini savunabilecek örgütlenmeleri sağlayabilmek toplumsal varoluş için hayati önemdedir.
Toplumsal mühendislik kangrenleştiriyor
Kapitalist modernite döneminde iktidar tüm toplumu içten ve dıştan kuşatıp bir nevi iç sömürgeye dönüştürür. İktidar ve temel devlet formu olarak ulus-devlet toplumla devamlı savaş halindedir. Direniş politikası kaynağını bu gerçeklikten alır. Kapitalist modernitenin topluma karşı bu topyekûn savaş hali demokratik modernite alternatifini daha acil ve zorunlu kılar. Demokratik uygarlık güçlerinin günümüzdeki varlığı olarak demokratik modernite ne geçmişte yaşanan bir altın çağ anısıdır, ne de geleceğe ilişkin bir ütopyadır. Kapitalist sistemle varlıkları, çıkarları çelişen tüm toplumsal birimler ve bireylerinin varlık ve duruşudur. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesinin kapitalist moderniteye karşı demokratik modernitenin hamlesi olduğunu bilmek buna göre örgütlenmek ulus devlet yapılanmasını aşabilecek bir örgütlülüğe kavuşmakla mümkündür. Bunun için ulus devlet sisteminin siyasi partiyi her şeyin merkezine koyan, vazgeçilmezlik durumunu parlamentarizm anlayışını aşabilmek gereklidir.
* Yürütülen mücadelede sistem karşıtı güçlerin son iki yüz yıllık mücadeleleri ya taşıdıkları iktidar perspektifi nedeniyle ya da politik alanı boş bırakmalarından dolayı çözümsüz ve başarısız kaldığını görmek gerekir. Değerli bir miras bırakmalarına rağmen, eski zihniyet ve yapılanmalarla ne modernitenin kendisine, ne de sistemik krize karşı bir alternatif oluşturabilirler. Alternatif olmak ancak modernitenin üç ayağı olan kapitalizme, endüstriyalizme ve ulus-devlete karşı kendi sistemini geliştirmekle mümkündür. Demokratik toplum, eko-endüstri ve demokratik konfederalizm demokratik modernite adıyla karşıt sistem olarak önerilebilir. Demokratik uygarlığın mirasıyla sistem karşıtlarının yeni sistemde buluşmaları başarı şansını arttırır.
* Demokratik konfederalizm demokratik modernitenin temel politik biçimi olup, yeniden inşa çalışmalarında hayati bir rolü ifade eder. Sürekli sorun doğuran temel devlet formu olan ulus-devlete karşı demokratik modernitenin temel politik seçeneği olan demokratik konfederalizm, sorunlara çözüm üreten en uygun demokratik siyaset aracıdır. Demokratik siyasetin yürürlükte olduğu ahlaki ve politik toplumlarda özgürlük, farklılıklar temelinde eşitlik ve demokratik gelişmeler en sağlıklı yoldan sağlanmış olurlar. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi ancak toplumun kendi öz vicdan ve zihniyet gücüyle yaptığı tartışma, karar ve eylem gücüyle mümkündür. Hiçbir toplumsal mühendislik gücüyle bunu sağlamak mümkün değildir. Demokratik konfederalizm, modernitenin ulus-devlet eliyle yürüttüğü monolitik, homojen, tek renkli faşist toplum modelinden kaynaklanan etnik, dinsel, kentsel, yerel, bölgesel ve ulusal sorunların temel çözüm aracı olarak demokratik-ulus seçeneğini sunar. Demokratik-ulusta her etnisite, dinsel anlayış, kent, yerel, bölgesel ve ulusal gerçeklik kendi öz kimliğiyle ve demokratik federe yapısıyla yer alma hakkına sahiptir.
* Tarihte uygarlık güçleriyle demokratik güçler arasında çoğu kez gerçekleştiği gibi, kapitalist modernite güçleriyle demokratik modernite güçleri de birbirlerinin varoluş ve kimliklerini kabul etme ve yönetimlerini tanıma temelinde barış içinde bir arada yaşayabilir. Bu kapsam ve koşullar altında hem ulus-devlet sınırları içinde hem de dışında demokratik konfederal siyasi oluşumlarla ulus-devlet oluşumları bir arada barış içinde yaşayabilir. Bu konuda devletleşmemek ve devletle uzlaşmamak demokratik ulusun siyasetinin temel ölçütlerindendir.
* Bunlarla birlikte küreselleşen dünyada, küresel egemen güçlere karşı halkların demokratik birliğini, mücadelelerini ortaklaştırabilmek sisteme karşı başarılı mücadele etmenin gereklerindendir.
Sayılan görevleri yerine getirecek temel kurumlardan biri olan partilerin birinci özelliği, demokrasinin bir prototipi olarak inşa edilmiş olmalarıdır. Kendini demokratikleştirmeyen bir partinin toplumu demokratikleştirmesi düşünülemez. Demokrasi otoritesizlik değildir. Devlet otoritesinden farklı olarak, demokratik otorite siyasi toplum koşullarında mümkündür. Devlet siyasi toplumun yadsınması temelinde gerçekleşirken, demokrasinin gerçekleşmesi siyasi toplumun varlığını gerektirir. Siyasi toplum ise özgürlüğünü gerçekleştiren toplumdur. Siyaset olgusu toplumun kendi hayati çıkarları konusunda düşünce, karar ve eylem gücü kazanmasıdır. Siyasileşmeyen toplumların kendi kaderlerini tayin etmeleri mümkün olmadığı gibi, kendilerini demokratikleştirmeleri de gerçekleşemez. Bunu öncelikli olarak kendi kurumlaşmasıyla, örgütlenmesiyle sağlamalıdır.
Parti kadrosu ‘insani kamil’ olmalı
Partilerin demokratik yaşamı kendi içlerinde örgütlü kılması için nasıl parti siyasi yaşamda öncülük yapma, örgütlemeyi güçlendirme gibi görevleri varsa bunu hem parti içerisinde hem de parti adına yapacak olan kadrolardır. Kadroların kendilerini eğitmeleri ve özgür yaşam felsefesini yaşam tarzı haline getirmeleri şarttır.
Parti bir bütün olarak karşıdan ve içten her türlü saldırıya karşı kendisini ancak ideolojik ve politik kimliğiyle savunabilir; hamle gücünü kazanıp toplumla bütünleşebilir. Parti kadroları tamamıyla ideolojik ve politik yeterlilikle birlikte, özellikle her koşul altında özgür yaşam ahlakına bağlılığı sergileyecek güçte olmak durumundadır. Ortadoğu kültüründe ‘insanı kamil’ denilen kendi kendine yeterli birey olma gücünü güncelleştirerek sağlamak durumundadır. Tüm iktidarcı, milliyetçi, cinsiyetçi, dinci ve liberal köreltici ve hakikatten uzaklaştırıcı ideolojileri ve yaşam tarzlarını boşa çıkaracak gücü sergileyebilmelidir. Çağlar boyunca insanı kamillere duyulan ihtiyaç en çok günümüz için gerekli olup, bu da ancak modern sosyalist kadrolar olmakla mümkündür. Ancak böylesi kadroların varlığı temelinde demokratik ulusal yaşamın inşa sürecine girişilebilir. Her kadro gerektiğinde kendini yüzlerce demokratik ulus örgütüne dönüştürerek görevini başarabilir. Yoksa adı geçen ideolojiler ve yaşam tarzlarının etkisi altında yaşayan bir kadro ve örgütü ancak sorunların kaynağı olabilir. İdeolojik, politik, ahlaki ve örgütsel yeterlilik, her önder kadronun demokratik ulus inşasındaki başarı güvencesidir.
Partilerin hem kadroyu hem de toplumu eğitme misyonunu yerine getirmesi varlığının süreklileşebilmesi için olmazsa olmazdır. Bunun için tarihte çeşitli şekil ve formlarda görülen akademilere ihtiyaç vardır. Partinin sadece siyaset akademisi değil, yaşamın pek çok alanında akademiler örgütlemesi zorunludur. Özel tekel kurumlarını örnek alma yerine, orijinal çıkışlar olarak yapılanmaları işlevli olmak ve amaçlarına ulaşmak için bağlayıcı olan koşullardandır. Modernite kurumlarını taklit etmek, başarısızlıkla sonuçlanmalarını beraberinde getirir. Toplumu yapılandırmak, örgütlemek istedikleri tarzda kendileri de kurumlarını akademilerini özerk ve demokratik olarak örgütlemeleri, başka bir yerden beklemeden kendi program ve kadrolarını kendileri oluşturmaları gerekir. Öğrencinin öğretmen, öğretmenin öğrenci pozisyonuna sık sık geçebileceği, dağdaki çobandan kentteki profesöre kadar ideası ve amacı olan herkesin katılım gösterebileceği öngörülebilir. Bu yönlü toplumda yaratılmış sınıflandırmayı, bölünmeyi aşmayı öncelikli kendinde becerebilecek bir örgütlenme gereklidir.
Partiler olmazsa olmaz değildir
Teorik kalmamak, teori ve pratiği iç içe yürütme esas alınmalıdır. Akademiler yer ve zaman bakımından pratik ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak kurulur ve çalıştırılır. Tarihte örneklerine çokça rastlandığı gibi (Zerdüşt’ün dağ başlarındaki ateşgedeleri, Eflatun ve Aristo’nun bahçeleri, Sokrates ve Stoacıların cadde kaldırımları, ortaçağın manastır ve tekkeleri vb.) sade ve gönüllü kuruluşlardır. Dağ başından tutalım mahalle köşelerine dek her yer mekan olarak seçilebilir. Şüphesiz iktidarların azametini kanıtlayan binalar aramak yerine bazen bir köy odası bazen varoşta bir gece kondu toplumun demokratik inşa çalışması için ideal mekanlardır.
Partinin tanım köken ve görevleri üzerine ana hatlarıyla belirtilenler mevcut partilerin yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Tabi sadece bu yazıda yazılanlar elbette ki yeterli değildir. Partinin kadro ve kitlesiyle nasıl bir örgütlenme, bir eylem üzerinde yoğunlaşmak, tartışmak gerekmektedir. Yoksa topluma yabancılaşmak, işlevsizleşmek, marjinalleşmek kaçınılmaz olur.
Partilerin toplumun örgütlenmesi için demokrasi için olmazsa olmaz kurumlar olmadığını vurgulamak gerekir. Toplumsal sistemin bir bileşenidir. Kapitalist ve liberallerin biçtikleri misyonlarla partiye yaklaşmak doğru olmaz. Yazının başında vurguladığımız pozitivist yaklaşımdan kurtulabilmek gerekir. Tarihi bilmek kadar doğru okuyabilmek de önemlidir. Her şeyin devletle, bürokrasiyle başladığı yalanına inanmamak, demokrasi, özgürlük, siyasetin binlerce yıl öncede var olduğunu görmek gerekir.
ERDAL CEYLAN
Kaynakça:
* Özgürlüğün Sosyolojisi Abdullah Öcalan
* Bir Halkı Savunmak A.Öcalan
* Duverger, M. (1993) Siyasal Partiler (Çev: Ergun Özbudun), 4. baskı, İstanbul:Bilgi.
* Epstein, L.D. (1967) Political Parties in Western Democracies, London: Pall Mall. Güler, F. D. (2003) Adalet partisi, Ankara: TODa.
* Akademik Bakış Dergisi -Siyasal Partilerin Ortaya Çıkışını Hazırlayan Sosyo- Politik Nedenler(Hüsamettin İnaç-Selami Erdoğan-Ümit Güner)