BDP 2. Yerel Yönetimler Konferansı'nın sonuç bildirgesi açıklandı. AKP Hükümeti'nin BDP'li belediyelerin çalışmalarından rahatsız olduğunu dikkat çekilen bildirgide “Asla teslim olmayacağız” denildi.
BDP tarafından hafta sonu Amed'de düzenlenen 2. Yerel Yönetimler Konferansı'nın sonuçları yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. "Öz Yönetim Gücüyle Demokratik Özerkliği Zaferle Taçlandıralım" ve “Topyekun savaşa karşı topyekun direniş” şiarıyla düzenlenen Konferans, katledilen BDP'li İl Genel Meclis Üyesi Yıldırım Ayhan’a atfedildi.

Başarı kaçınılmaz
Konferansta önemli kararlaşmaların sağlandığı ifade edilen açıklamada, “Dünyada, Ortadoğu’da ve Türkiye'deki siyasal süreç, kültürel, ekonomik, sosyal ve bir bütün olarak yerel yönetimler işleyişimiz değerlendirilmiş, bu değerlendirmeler ışığında; önemli bir tarihsel süreçten geçtiğimizi, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi paradigması, başka bir dünyanın mümkün olduğunu görünür kılmıştır” denildi. Açıklamada “Bu paradigmanın yaşama geçirilmesi ile inkâr ve imha politikalarına rağmen, mücadelenin adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde başarıya ulaşacağı açıktır. İktidarcı, devletçi zihniyetin çürümesi ile kapitalist modernitenin, demokratik moderniteye evrilmesinin dışında başka bir alternatif kalmamıştır. Nasıl ki insanlık kendisini ekonomik, sosyal ve siyasi olarak var etmişse, aynı şekilde demokratik modernite ekseninde kendini yeniden örgütleyebilir” tespitlerine yer verildi.

Halkların çözüm seçeneği
Kapitalist modernitenin geliştirdiği ulus devlet paradigmasının halkların sorunlarına çözüm olmak yerine çözümsüzlüğü derinleştirdiiği, inkâr ve imhayı çözüm olarak dayattığı belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Kapitalist modernite ortaya çıkardığı krizlerle, halklara inançlara, emekçilere, kadınlara gençliğe, çocuklara, doğaya verdiği zararlarla yaşamın bütün alanlarını yaşanılmaz kılmıştır. Katı merkeziyetçi, ulus devlet paradigması halkın demokratik katılımı önünde en büyük engel olmuştur. Ortadoğu’da şekillenen baskıcı ve totaliter rejimler ve onların uygulamaları halkların etnik, dinsel ve yaşamsal problemlerine çözüm olmadığı gibi halklara kan, acı, gözyaşı ve asimilasyonu reva görmüştür. Bu da halkların başka alternatiflere yönelmesini elzem kılmıştır. Bunun yerine ulus devleti aşan ve demokratik ulus bilincini geliştirecek olan yerinden yönetim ilkesi, demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplumu yaratma çabası halkların çözüm seçeneği olarak açığa çıkmıştır” ifadelerine yer verildi.

Çözüm Demokratik Özerklik'te
Konferansta çözüm modeli olarak Demokratik Özerklik'in benimsendiğini ifade edilerek, şunlar vurgulandı: “Gerek Türkiye’de gerek Suriye’de, İran’da ve Irak’taki çözümsüz politikalar ve buna karşı Demokratik Özerklik projemiz, başta Kürt halkı ve Ortadoğu halklarına umut olmuştur. Suriye Türkiye ve İran başta olmak üzere, küresel egemen güçlerin saldırgan politikalarının da nedeni budur. Askeri operasyonların yanında yapılan siyasi operasyonlarla 8 bini aşkın Kürt siyasetçi, seçilmiş, aydın, yazar, gazeteci, avukat ve sivil toplum örgütü temsilcileri tutuklanmıştır. Bu yönelimler bir yandan AKP’nin çözümsüzlük politikasını açığa çıkarırken aynı zamanda bu hükümetin de diğer hükümetler gibi bir savaş hükümeti olduğunu ortaya koymuştur. Ortadoğu ve Türkiye’deki sorunlara çözüm üretemeyen sistem bu başarısızlığını örtebilmek için kadınlara, emekçilere, halklara ve inançlara topyekun savaş açmıştır. Kürt halkına son olarak yaşatılan Roboskî Katliamı bunun somut örneğidir. 29 Mart yerel seçim sonrası başlayan ve günümüze kadar devam eden askeri ve siyasi operasyonlarla Kürtlerin özgür iradesini ve siyasal mücadele kararlığını yok edemeyen AKP daha da saldırganlaşmıştır.”

Öcalan'a tecrit kabul edilemez
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride de dikkat çekilen açıklamada, “Tecrit politikası Kürt sorunun çözümüne hizmet etmediği gibi çözümsüzlüğü derinleştirmekte ve Kürt halkına yönelik yaklaşımın da ifadesi olmaktadır. Bu da Kürt halkı tarafından kabul edilemez. Bizler Kürt halkının seçilmişleri olarak tecrit uygulamasının ortadan kaldırılıncaya, İmralı Cezaevi kapatılıncaya ve Sayın Öcalan özgür siyaset yapma koşullarına kavuşuncaya kadar kesintisiz mücadele edeceğimizi halkımız ve dünya kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu anlamda, Genel Merkezimizce belirlenecek tarih ve planlama çerçevesinde biz seçilmişler olarak demokratik eylemleri geliştireceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Dünya bilmeli ki, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan özgür olmadan hiçbirimiz kendimizi özgür hissetmeyeceğiz. Devletin bütün ekonomik ve siyasal, yargısal olanaklarını arkasına alan saldırgan AKP politikaları, halkımızın onurlu direnişi ve 13 yıllık mevcut yerel yönetim politikalarımızın, deneyim ve başarılarıyla boşa çıkarılmıştır” denildi.

80 yılda verilmeyen hizmeti verdik

Konferansta yerel yönetimlerin kentsel, sosyal, kadın, gençlik, kültür, eğitim, sağlık, ekolojik alanındaki çalışmalarının masaya yatırıldığı bilgisi verilerek, şunlar belirtildi: "13 yıllık yerel yönetim hizmetlerimiz 80 yıl boyunca coğrafyamızı yöneten tüm hükümetlerin yaptığı hizmetlerin toplamını kat be kat aşan hizmet pratiği olmuştur. Halkımızın teveccühünü kazanan, ekolojik, sosyal, kültürel ve temel ihtiyaç alanları olan altyapı hizmetleri mevcut hükümeti ciddi bir şekilde rahatsız etmiş, paradigmamızın yaşam bulduğunun somut göstergesi olan bu hizmetlerin üretilememesi için aynı zamanda yerel yöneticilerimize yönelik hukuk ve siyaset ahlakına aykırı baskı politikaları ile engelleme ve karalama kampanyaları sürdürmektedir.”
“Cinsiyet Özgürlükçü Demokratik Ekolojik Yerel Yönetimler paradigmamızın daha etkin kılınması için önemli kararlaşmalar yaşanmıştır" denilerek, Yerel Yönetimler Kadın Konferansı'nda alınan kararların esas alınacağı bildirildi.

Belediyeleri yüzde yüz arttıracağız
Açıklamada BDP'li belediyelerin çalışmalarıyla halkın hizmet farkını gördüğü kaydedilerek, "Bu temelde var olan belediye sayımızın yüzde yüz arttırılması hedeflenmiştir. Bu konferansımızın eksik ve yetmezliklerimizin giderilmesine ve halkımızın öz yönetiminin oluşmasına katkı sunacağı inancıyla topyekun savaşa karşı topyekun direnişle cevap verileceği kararlılığı ve inancıyla; AKP Hükümeti'nin veya diğer ismiyle yeni devletin Kürt halkına dayatılan iradesizleştirme, teslim alma, topyekun savaş politikalarına karşın asla teslim olmayacağımızı halkımızın haklı davası kazanılıncaya kadar onurlu direnişimizle mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm dünya kamuoyuna duyurmayı tarihi bir görev olarak biliyoruz" mesajı verildi.

AMED




Devlete rağmen yönetim


20 belediye başkanı, 19 belediye başkan yardımcısı ve vekilleri, 2 il genel meclis başkanı, 11 il genel meclis üyesi ve 88 belediye meclis üyesi tutuklu bulunan BDP'nin düzenlediği Yerel Yönetimler Konferansı'nın katılımcılarından DTK Koordinasyon Kurulu Üyesi ve BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, BDP ve Kürt halkının talep ettiği özerkliğin sadece devlet ile olan ilişkisi değil toplumla, toplumun kendi öz gücüne dayanan örgütlülüğü esas alan bir sistem olduğunu vurguladı. Kendilerinin özerklik modelin demokratik yanı, yani toplumu esas alan yönünü benimsediklerini söyleyen Çelik, "Bu boyutuyla da devlet dışı toplulukların kendi öz güç ve öz yeterlikleriyle kendilerini yönetmeleri anlamına gelecek. Devletin yanı başında toplulukların, halkların kendilerini meclisleriyle yönetmesi anlamına geliyor" dedi.

Demokratik Özerkliğin inşası
Kürtlerin hazırladığı Demokratik Özerlik projesinin ekonomik, sosyal, ekolojik ve kültürel boyutunun merkeziyetçi devletin yerine yerel yönetimler üzerine şekillenebileceğine dikkat çeken Çelik, bunun için devlet, kanun, yasa olmadan bizzat topluma dayanan, toplumun meşru haklı taleplerinin çözüme kavuşturan bir işlev ve role sahip olduğunu söyledi. Çelik, şunları söyledi: "Bugün de yerel yönetimler, il genel meclisleri, belediyeler üzerinden 5 boyutun şekillenmesi Demokratik Özerkliğin inşası anlamına gelmektedir. Demokratik özerkliğin toplum boyutu somut bir noktaya getirildiğinde de ilişki bölgesel yasama ile merkezi yasama arasındaki ilişki bölgesel yasamanın içinden çıkacak yürütmenin görev ve sorumlulukları da evrensel hukuk çerçevesinde devletle olan hukukla çözümlenecek. Biz onun geleceğin problemi ve sorunu olduğunu düşünüyoruz, ama bugünden yarına ertelenemez noktada yerel yönetimler üzerinden Demokratik Özerkliğin adını koyduğumuz boyutu şekillendirelim istiyoruz."

Gökkan: Kürtler isim verdi
Demokratik Özerkliğin tesadüfü olarak ortaya çıkmadığını kaydeden Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başında dünyanın gündemi içinde olup isme sahip olmayan modelin Kürtler tarafından isimlendirildiğine dikkat çekti. Gökkan, "Efendilerin düzeni, ağaların feodal düzeni, imparatorların düzeni, kralların düzeni vardı. Sonra devlet oluştu. Şimdiye kadar 6 düzen vardı. Bunlardan 5'i yıkıldı; şimdi devlet devam ediyor. Devlette aslında 21'nci yüzyılda iflas etti. Şu an Yunanistan'a baktığımızda devletin iflas ettiğini görebiliyoruz. Çünkü, bütün yetki merkezde ve merkezin parası bittince devletin iflas ettiğini söylediler. Eğer sen yetkiyi bölgelere, yerellere verirsen, o yerel kaynaklarını kullanarak kendini ayakta tutacak ve merkez de zarar görmeyecek" dedi.

Gökkan: Halk çözecek
İçinde bulunduğumuz yüz yılda dünyanın birçok alanda talan edildiğini ifade eden Gökkan, bunlardan en önemlisinin ekoloji olduğuna işaret etti. Aynı zamanda demokrasinin kalmadığını, kadın-erkek eşitsizliğinin yaşandığını, paylaşımcı bir ekonominin gerçekleşmediğini dile getiren Gökkan, şunları kaydetti: "Demokratik Özekliği de bu dört ayak üzerinden bu yüzyılda oluşturmak istiyoruz. Bu bakımdan en iyi örnek Kürdistan'da görünüyor. Kürt halkı devleti tanımıyor. Çünkü, devleti görmemiş. Bu topraklar Demokratik Özerlik'in oluşturulması için çok açık. Devlet gelip vergi alıyor ve 'sana su, yol, okul, hastane yapacağım' diyor. Ama bir şey getirmiyor. Yüz yıldır bunları söylüyor. Ama bir şey yapmıyor. Artık yerellerde devlet kalmadı. Bu durumda halk kendi sorunlarını kendisi çözmeli. Demokratik Özerklik 21. yüzyılda insanların daha iyi yaşaması, kadınların özgürlüğü, doğanın talan olmamasını sağlayacak. Bütün iktidarlar tamamen talandan ibarettir." 

Yerel yönetimler zemindir
Kürt halkının 90 yıldır devam eden sorunun çözümü için Demokratik Özerklik modelini formülleştirdiğini ve dünyaya ilan ettiğini ifade eden BDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Demokratik Özerklik'in esas olarak kendi öz gücünü açığa çıkaran, kendi öz yönetimini esas alan bir anlayışa, bir paradigmaya dayandığını belirterek, en uygun zeminin yerel yönetimler olduğunu kaydetti.
13 yıllık yerel yönetim deneyimine dayanan bir parti olduklarını hatırlatan Baluken, "Bu 13 yıl içerisinde klasik belediyecilik anlayışını aşan ve klasik sisteme alternatif bir yaşamı modelleştiren bir tutuma sahibiz. Ancak bunun pratik hayata geçmesiyle ilgili gerek sistemin yöneliminden kaynaklı, gerekse bizim modelin içselleştirilmesi, özümsenmesi ve pratiğe yansıtılması ile ilgili yetersizliklerimizden kaynaklı bir takım sıkıntılar var" dedi.
Demokratik Özerklik'in yerel ayağının inşasını hızla bitirecek bir yerel yönetimler modelinin uygulanması esasında tartışmalar yürüttüklerini belirten Baluken, "Kararlaşmaya dair çok önemli sonuçlar açığa çıktı" diye konuştu.

Dersim'in kültürel dokusu
Göreve başladıkları zaman yerel yönetimleri katılımcı, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü temelinde Demokratik Özerklik olarak isimlendirdiklerini dile getiren Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, özellikle kadın belediye başkanları olarak bunun stratejisini oluşturduklarını söyledi. Dersim'in kültürel mirasının Demokratik Özerkliğin bütün ayaklarının oluşturulmasına katkı sağladığını ifade eden Şahin, doğrudan katılımcılık, ekoloji ve çevre konusunda bir bütün olarak yaptıkları her çalışmayı paradigmanın üzerinden şekillendirerek yürüttüklerini belirtti. Çalışmaların yeterli ve kolay olmadığını aktaran Şahin, "Yılların oluşturduğu bir algı sistemi var. Bir pratik belediyecilik anlayışı var ve dolayısıyla bizim değiştirmek istediğimiz bir sistem var. Bu çok çabuk ve kolay olmuyor ama aynı zamanda da doğru mekanizmaları ve araçları oluşturulduğunda da yol alınabiliyor" dedi. Askeri operasyonların yanı sıra gelişen siyasi operasyonların deneyim aktarımı konusunda bir kesinti oluşturduğunu kaydeden Edibe Şahin, bunun karşısında ciddi bir şekilde toparlanmaktan başka şanslarının olmadığını belirtti.

Daha güçlü çıkabiliriz

BDP olarak 3 yıllık ama temelde 13 yıllık yerel yönetim pratikleri olduğunu anımsatan Van Belediye Başkanı Bekir Kaya, katettikleri mesafeyi ölçerek gelecek iki yılı planladıklarını söyledi. Konferansın siyasal gündemden bağımsız olarak yürüyemeyeceğini dile getiren Kaya, şunları aktardı: "Siyasal gündemle bağı olmayan bir konferans değil. Parti olarak da bizim Demokratik Özerklik çözümümüz Kürt sorununda temel çözüm parametresi olarak ele aldığımız bir model. Bu 2011 yılında Demokratik Toplum Kongresi tarafından ilan edilmişti. Bu konferansımızda da biraz da Demokratik Özerkliği yerel yönetimler modelimiz içerisinde nerede olduğumuzu göreceğimiz bir konferanstı. Değerlendirmelerimiz o çerçevede oldu. Demokratik Özerklik'in ilk ilanından sonra bütün toplumun ön kabulü olarak da bunu en iyi inşa edilebileceği alan yerel yönetimlerdi. Bu konferansımızda geçen iki yılın değerlendirilmesi ve önümüzdeki seçimlerin ve iki yılın planlanması ve halkın karşısına nasıl daha güçlü çıkabiliriz üzerine tartışmalar yürüttük."