İmralı heyeti ve hükümet yetkililerinin 28 Şubat’ta yaptığı ortak açıklamada sulanan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 10 maddelik yol haritası tartışılmaya devam ediliyor. 

Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tarhanlı, süreçte gelinen nokta, ortak açıklama, Öcalan’ın sunduğu müzakere başlıklarına karşılık atılması gereken adımlara ilişkin DİHA’nın sorularını yanıtladı. İlk kez somut olarak, dönüşümün basamaklar halinde nasıl olacağına dair beyan ortaya konulduğunu belirten Tarhanlı, “Bunu her iki tarafın birlikte açıklaması ise, demokratik çözüm sürecinde ilerleneceğinin mesajıdır” dedi. Tarhanlı, “Ben bu taslağı Türkiye’nin demokratikleşme adımı ya da iradesi bağlamında, demokratikleşmenin formülü ya da reçetesi olarak görüyorum. Tabi bunların hayata geçirilmesi için belirli çalışmaların ve yasal mekanizmaların, idari çalışmaların yapılması gerekiyor” diye konuştu. Hükümetin 10 maddeyi göz ardı ederek ‘silahsızlanma’ üzerinden tartışma yürütmesini ise yanlış bulan Tarhanlı, “Bu listede yer alan başlıkların görüşülmeye başlanması zaten bu konunun silahlı bir mücadele ile yürütülmesi gereken bir yöntemden çıkıp siyaset zeminine aksetmesi demektir” diye belirtti. 


ÖCALAN’IN ÇÖZÜM İLKELERİ

Tarhanlı, Öcalan’ın sunduğu 10 başlığı da değerlendirdi. Maddelerden bazılarını yorumlayan ve atılması gereken adımları sıralayan Tarhanlı’nın görüşleri şöyle:


Bireysel özgürlükler

Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinin sağlanması: Türkiye’de şu an görüşülen ‘İç Güvenlik Paketi’ bireysel özgürlükler konusunda en büyük engellerden bir tanesidir. Bunun ilk paragrafında, “özgürlük güvenlik dengesinin gözetilmesi ile ilgili olarak bu yasa hazırlanıyor” diyor. Burada özgürlük güvenlik dengesi denklemi diye sunulan mesele, aslında bir biçimde her özgürlüğün güvenlik gerekçesi ile sınırlandırılabileceği gibi bir bilinçaltını ifade ediyor. On madde içindeki madde ise, özgürlüğün ön planda tutulması gerektiğini belirtiyor. Bireysel özgürlüğün evrensel normlarda alınmasını istiyor. Bu tabii Kürtler kadar Türkiye’deki bütün vatandaşlar için gerekli olan bir madde.


Kadın, kültür, ekoloji

Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvencelerinin sağlanması: Başta kadın sorununu ele alırsak, bu sorunun özgürlükten, eşit vatandaşlık, eşit yurttaşlık meselesinden çok farklı olmadığını düşünüyorum. Eşit yurttaşlık üzerinden değerlendirdiğiniz zaman, bunu her şeyden önce hukuk olarak, hak olarak tanımanız gerekiyor. Türkiye ise bunu sadece tanıdığını söylüyor. Onun dışında bir şey yapmıyor. Bu madde hukukun kadınları güçlendirecek bir biçimde tanımlamasını istiyor. Bu konuda Türkiye hukukunda ciddi sorunlar var. Çevre, ekoloji ve kültürel varlığımız üzerindeki ilişkiler üzerinde ise piyasa meselesi var. ‘Her şey piyasa haline getirilebilinir’ anlayışından uzaklaşmamız gerekiyor. 


Teklikten çoğulculuğa

Kimlik kavramı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi: Türkiye’de yurttaşlar anayasa metnini açtığı zaman bir kısmı kendisini buluyor bir kısmı bulamıyorsa, bu ayrımı, bu farklılığı ortadan kaldırmak lazım. Bunu ise çoğulculuğu sağlayarak yapabilirsin. Burada şunu dikkate almak lazım: Toplumun birbirinden farklı, fakat aynı zamanda da bir arada yaşayabilme halini kurabilecek bir hukuki geometri kurulabilmeli. Bunu sağlamak için Amerika’yı yeniden keşfe gerek yok. Etnik kimlikler üzerinde Türkiye’nin de mensubu olduğunu dile getirdiği Avrupa hukukunun ortaya koyduğu bir müktesebat var. Burada kimlik meselesinin hangi başlıklar adı altında, hangi önceliklerle ve nasıl ortaya konulduğuna ilişkin standartlar bellidir. Yapılması gereken Türkiye’nin bu hukuk mirasını kendi toplumunda uygulayabilme başarısını gösterebilmesidir. İşte bu madde yeni bir geleceğin inşasında, teklikten çoğula geçme düşüncesinin hukukunun inşa edilmesini mümkün kılıyor. 


Bölünme fobisine karşı

Demokratik cumhuriyet, ortak vatan, milletin demokratik ölcülerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması: Türkiye’nin yeni bir gelecek tasarısı olarak görülebilinir. Türkiye’de bununla ilgili bir takım engeller, ayak bağları var. En başta Türkiye siyasi hayatına şekil veren yasallar var. Örneğin Siyasi Partiler Kanunu “azınlık yaratmak” diye bir yasak getiriyor. Bu zihniyetten bir kere kurtulmamız gerekiyor. Dolayısıyla buna ayak bağı olabilecek sadece tabi anayasa değil bu yasal ayak bağlarını da ortadan kaldırmak gerekir. Bunu sağlayabilecek bir politik iradenin siyasi hayatta yaygınlaşması gerekiyor. Çoğulculuk ve demokratik bir cumhuriyet kavramı içerisine bunların girdiğini düşünüyorum. Bu maddedeki en önemli vurgu ise ortak vatan vurgusudur. Çünkü daha önce Kürt sorunu ne zaman tartışılsa bir bölünmeden bahsediliyordu, bu madde ile bunun önü alınıyor. Bu ortak vatan vurgusu aslında uluslararası hukukun da bir ilkesidir. Yani ülkesel bütünlük ilkesi BM ile birlikte 1945’ten bu yana bir uluslararası hukuk ilkesi olarak kabul edilir. 


Herkesi kapsayacak anayasa

Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeye yarayan yeni anayasa: Çözüm süreci sadece iki taraf arasında yürüyen bir mesele değil bir Türkiye toplumu meselesidir. Bunun için seçimler sonrası kurulacak yeni Meclis’teki anayasa tasarımlarında herkes kendini bulmalıdır. Muhalefetin özellikle ana muhalefetin bu süreçteki yeri de önemlidir. Yeni bir anayasa hazırlık süreci başlayacaksa bunun için önceki hazırlık çabalarındaki tıkanıklıkları aşmak gerekir. Meclis’te yeni bir anayasa için hazırlıklar tamamlandıktan sonra bütün partilerin bunu kampanya haline getirip tabana anlatması gerekir. Bu tabi bu sürecin korunması bağlamında da önemlidir. Çözüm sürecinin korunması aynı zamanda yeni bir anayasa meselesiyle eklemlenmiş bir meseledir. Çözüm süreci hemen bir anayasa doğurmayabilir ama anayasa doğurma iradesine yol açabilecek önemli bir potansiyel olabilir. 


Türkdoğan:  Maddeler müzakere edilmeli


İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “On maddenin içini dolduracak konuların müzakere edilmesi gerekiyor. Sayın Öcalan’ın iletişim kanalları açılmalı, örgütüyle görüşebilmeli” dedi.

Akil İnsanlar Heyeti içerisinde de yer alan Öztürk Türkdoğan, Türk hükümeti ile HDP heyetinin yaptığı ortak açıklamanın önemine işaret ederek, “İktidardaki partiyi, devleti temsilen siyasal iktidarın HDP ile birlikte Sayın Öcalan’ın deklarasyonunu okumalarının tarihsel önemi var. Türk devletinin tarihinde böyle bir örnek yok. Öcalan liderliğindeki Kürt hareketinin uzun soluklu mücadelesinin sonucunda bu nokta ortaya çıkmıştır. Türk devleti tarafından bunu kabul etmek dışında başka çıkar yol kalmamıştır” dedi. ANF’ye konuşan Türkdoğan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt halkının sorunlarının çözümü açısından devleti belli bir aşamaya getirmeyi başardığına dikkat çekti. Bundan sonraki sürecin daha önemli olacağına işaret ederek, hükümetin görevlerini hatırlatan Türkdoğan, “Hükümet deklarasyona uygun olarak müzakereye geçilmesini sağlamalıdır. On madde ana başlık ve ilkelerdir. Onların içini dolduracak konuların müzakere edilmesi gerekiyor. Hükümetin zaten demokrasi ve insan hakları için ev ödevleri var. Demokratikleşmeyle ilgili görevlerini yapması gerekir. İnsan hakları pazarlık konusu yapılamaz” diye konuştu.


Heyetler hızla oluşturulmalı

Türkdoğan, İmralı Adası’na sekretaryanın kurulması ve müzakereleri takip edecek heyetlerin oluşturulmasının bir iki hafta içinde sağlanmasını isterken, şu talepleri de gündeme getirdi: “Kesinlikle Sayın Öcalan’ın örgütüyle, halkıyla görüşmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Özellikle örgütüyle tartışma zemini yaratılmalıdır çünkü buna ihtiyaç var. Yine kamuoyunda kanaat önderlerinin, gazetecilerin, Akil İnsanlar Heyeti’nden insanların, emek ve meslek örgütlerinin Sayın Öcalan’ı ziyaret etmesine imkan verilmelidir. İletişim alanları açık tutulmalı ki, müzakereler yürütülsün, tartışmalar daha sağlıklı ilerleyebilsin.”

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, hükümetin üstlenmesi gereken roller için taviz vermek istemediğini ifade ederek, “Ancak bu aşamadan sonra adım atması artık bir gerekliliktir” diye ekledi. 


Gidişatı mücadele belirler


Hükümetin mecbur kaldığı için İmralı heyetiyle ortak açıklama yaptığını belirten ESP Genel Başkanı Ulusoy, “Gidişatı mücadelenin seyri belirleyecektir. Açıklamanın ortak bir metin olarak yapılmaması bile müzakerenin ilerletilmesinin çetin bir mücadeleyle olacağını gösteriyor” dedi. 

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Sultan Ulusoy,  ortak açıklama için “Kürt halkının mücadelede ulaştığı yeni düzey karşısında hükümet bu açıklamaya mecbur kaldı” dedi. PKK’nin bütünüyle silahsızlanmasının gerçekliğe uymadığını söyleyen Ulusoy,  “Atılacak adımlara bağlı olarak Kuzey Kürdistan için geçerli olabilir bir olasılıktır bu” diye belirtti. AKP’nin geçmiş dönemlerde olduğu gibi ayak sürüyebileceğine dikkat çeken Ulusoy, “sonuç olarak gidişatı mücadelenin seyri belirleyecektir. Açıklamanın ortak bir metin olarak yapılmaması bile müzakerenin ilerletilmesinin çetin bir mücadeleyle olacağını gösteriyor” dedi.


SADIK TOPALOÐLU/DİHA/İSTANBUL