Değişmeyen kurnazlıktır, bu. Değirmen habire öğütüyor…
Üç aydan beri, Kürtler “demokratikleşme paketi” sözüyle oyalanıyordu. Yandaş kalemler, televizyon kanallarından birinden inip, ötekine binen AKP’nin lümpen entelektüelleri, kandırmacayı “görülmemiş reform” olarak bizlere sunuyorlardı.
Gültan Kışınak, bunlara bakarak “paketten kundir çıkacak” demişti. Yanılmadı. Çünkü kandırmaca, dolandırmacada fikri belli olanların zikri de belliydi.
Nitekim, Recep Erdoğan, üç aylık bir beyin yıkama ile meraklıları televizyon başına mıhlayıp, karşısına dizdiği yandaşlara kundir’ı kaplatınca, içinden “dendik” (çekirdek) saçılıyordu.
Recep Erdoğan, gözlerimizin içine baka baka, dönüşmüş Kürt meselesinde, ustası Erbakan’ın pek sevdiği deyimle, “kanser yarası”nı pansumanla tedavi etmeye çalışıyor. Üstelik, Kürtlerin kan ve canlarıyla kazandıklarını onlandan çalıp, sonra bağış gibi sunuyordu.
Oysa sorun, siyasal, sosyal, ekonomik içeriğiyle çözümlenmesi gereken bir yumak, Selahaddin Demirtaş’ın deyimiyle, “hani, nerede Kürdistan?” davasıydı. Kürtlerin, kendi ülkelerinde, her yönüyle kendileri olarak başı dik yaşama sevdası…
Recep Erdoğan ise elinde bir kabak (kundir) tutuyor, yere düşüp, parçalanınca etrafa “dendikê kundir” saçılıyordu. Bunun adı ise kanmaca, kandırıp, oyalamaca dünyasında çözümdü.
Kürtlerin, Türk devletini çaresiz bırakarak, ayakları altındaki özgürlükleri Erdoğan, Q, X ve W harfleri örneğinde görüldüğü gibi onlara iyilik yüreğinden taşan bağış olarak sunuyordu.
Halbuki bu harflerin, Türk devleti açısından utançla dolu, bir mücadele tarihi vardı. Bütün dünya dillerinde var olan bu yazı dili işaretleri, Kürtler söz konusu olunca, gülünçlükle esirdi. Türk kanunlarına göre, esareti çiğnemenin cezası, 2 aydan başlayıp, 6 aya varan hapisti.
Kürtler, AKP iktidarında, bu suçu işlemekten, mahkeme koridorlarını su yolu yaparak, onları evrensel utanca boğdular. Her yerden o kadar çok düşman harf yağmaya başladı ki, Türk adliyesinde yargıç sayısı, mahkeme salonu yetersiz kaldı. Aynı harfler Kürdistan Belediyelerinin tabelalarında ışıldamaya başladı. Türk devleti, suç yağmuru karşısında bir çaresiz olarak, düşmanı kovalamaktan, yakaldığını hapis cezasına çarptırmaktan vazgeçmek zorunda kaldı. Gücü tükenmiş, bir yenik olarak ortada kaldı.
Erdoğan dünkü gösterisinde, kabadayı duruşuyla yenilgiyi, galibin bağışı olarak sunuyordu.
Topluluklar karşısında Kürtçe konuşmaya gelince:
Benim hatırladığım kadarıyla en son, halkının karşısında konuşurken, dili kuruyan Sırrı Sakık, “ji kerema xwe tasek av bidin min” demiş, Türk polisi, Kürtçe konuştu diye yakasına yapışmış, hakkında ceza davası açılmıştı.
Fakat ondan hemen sonra, Kürdistan’da Türk devletinin ayıplı halleri patlak vermiş, her yerde Kürtçe konuşulmaya başlanmış, polis ve mahkemeler yetişmede çaresiz kalınca, bunun da peşi bırakılmıştı. Recep Erdoğan’ın dünkü paketinde, bu yenilgi de “Türk devletinin alicenap bağışı” olmuş oluyordu.
Kürtler örgütlenmelerinde eş başkanlık kurumu da davalara konu olmuş ve yenilgiyle sonuçlanmıştı. Dünkü “dendikê kundir” bu da demokratik açılımdı.
Ayırımcılık suçuna gelince: Bu konudaki “dendikê kundir” 12 Eylül anayasasında bile var. Yeniliği Erdoğan’a olsun, anayasaya rağmen, onun iktidarında Kürtler, her yerde vahşi ırkçılarca linç ediliyordu. Yandaş medya Kürtlere nefret kusuyordu.
Kürtler vergi ödeyecek, ama ana dilleriyle eğitim hakkından bile yararlanmayacak, dilleriyle paralı okullarda eğitim görecekler, bunun adı da “demokratikleşme” olacak…
Mesele seçim barajı da değil. Kürdistan, onlara rağmen temsilcilerini zaten seçiyor.
“Dendikê kundir” ile Kürtleri oylama, kandırma dönemi, 30 yıl önce bitti. Kürtler, tıpkı Britanya adasındaki Galler, İskoçlar, İspanya’daki Basklılar, Belçika’daki Flemanlar gibi özgür ve ödedikleri verginin karşılığını alarak, kendi okullarında eğitim görmek istiyorlar.
AKP’nin oyalama, kandırmaca dolanbacı kendi ruhuna uygun, ama Kürtlerin davasına cevap vermiyor. AKP’nin derdi, bir seçimi daha çıkarıp, “malı götürmeye” davası…
Kanun çıktı, çıkacak diye diye oyalama, sonra unutmaya bırakma…
O nedenle, ortalığa saçılan “dendikê kundir” sahiplerine “hadi oradan dandik adam, kandırmacayı bırak asıl meseleye gel” denmeyi hak ettiriyor…
‘Dendikê kundir…’
AKP, yıllardır Türk kesiminde muhalefet kılığına da bürünüp sorunları gündeme getiriyor, üstünde tepinerek kamuoyunu peşinden sürüklüyor, bu kandırmaca sayesinde seçimden seçime konuşuyor, bıktırınca da sorunu unutma, uyutmaya terk ediyor. Nasıl olsa rejim sorunlar bütünü, seni seçimde, bir başka kandırmacaya sarılıp, onu ortaya atıyor.