Kürt tarihini, sözlü edebiyat türü olan dengbêjlikle bu günlere kadar getiren bilge ozanlar, dengbêjler, yaşam tarzını, savaşı, sevgiyi ve aşkı belleklerinde tutarak köy meydanlarında toplanan halka sözlü ve ritmik ezgilerle aktarırlardı. 20. yüzyıla kadar varlığını önemli bir şekilde koruyan bu kültür mirası dengbêjlik sanatı yaşamımıza yazıyla beraber elektronik aletlerin girmesiyle etkisini yitirmeye başladı. Dengbêjliği Erivan radyosunda dinlediği şarkılarla başladığını söyleyen dengbêj Feleknaza Amedê, “Dengbêj olmak tarih olmaktır” dedi.


‘Erivan radyosu dengbêjliği sevdirdi’

Erivan rodyosuyla başlayan dengbêjlik sevgisinden söz eden Feleknaza Amedê, “Çocukluğumdan beri hayalimde hep dengbêjlik yapmak vardı.1960 ve 1966 yılları arasında Erivan radyosu vardı. O zamanlarda saat 6’da bir saatlik Kürtçe şarkı yayınlama dilimi vardı. Köydeydik işlerimiz vardı, o saatte pek şarkıları dinleyemiyorduk. Bazen fırsat bulup şarkıyı dinlemek için koşardık. Meryem Xan, Arifê Cizîrê, Kawis Axa vardı bu sanatçıları dinleyip büyüdük. Dengbêjler şarkı söyledikleri zaman çocuk olmama rağmen beni çok etkiliyordu” diyerek duygularını dile getirdi.

‘Dengbêjliği kadınlar çıkardı’

“Çocuk beyni boş kasetlere benzer“ diyen Feleknaza Amedê, “Ben de çocukken radyoda söylenilen tüm dengbêj şarkıları beynime kayıt ediyordum. Diyebilirim ki dengbêjliği kadınlar çıkarmış. Fakat kadınlara sürekli şarkı söylemek günahtır, ayıptır diyerek kadınlar korkutularak bastırıldı. Kürdistan’ın tarihinde televizyon, radyo, gazete ve internet yoktu. Kürtlerin başına gelen tüm olayların tarihte kaybolmaması, dengbêjler sayesindedir. Kürtlerin tarihini bu güne kadar korumuşlardır. Dengbêjlik çok değerli ve önemli. Çünkü her şeyi beyine kayıt ediyor, yazıya dökmüyor” şeklinde ifadelere yer verdi.

‘Dil kendiliğinden acıyı söylüyor’

Feleknaz dengbêjliğin nasıl meydana geldiğini şu cümlelerle anlattı: “Dengbêjlik savaş olduğunda, insanlar öldürüldüğünde, kızlar ve erkekler aşık olup birbirine kavuşamadıklarında, eşi askerde öldürüldüğünde, oğlu veya kızı öldürülen anneler tarafından yüreklerindeki acıları dışarıya vurmak için söylenmiştir. Yani kadınlar hayatlarının her alanında yüreklerindeki acıları dindirmek için şarkılar söylerdi. Dert olduğu zaman dil kendiliğinden o acıyı söyletiyor. Erkekler ise kadınların söylemesine izin vermiyordu erkeklere ses gitmesin, ayıptır, günahtır deniliyordu.  Erkeklere ses giderse cehennemde yanarsınız deyip korkutuluyordu kadınlar. Bundan dolayı kadınlar da korkup söylemiyordu."
Feleknaz, üç gün, bazen de on gün süren düğünlerde dengbêjlik yaptığını söyledi. İlk dengbêjlik yaptığı yıllarda toplumun algısı yüzünden tepki aldığını belirten Feleknaz, “Bizim şarkı söylememize izin verilmiyordu. Sonradan fark ettiler kadınların sesi daha güzel, ses etmemeye başladılar ve izin verdiler. Artık erkeklerle karşılıklı şarkı söyleyip birbirimize karşı atışmalarda bulunuyorduk. Gelini kınalayıp, düğün evine götürene kadar şarkılarımızı söylüyorduk” şeklinde anlattı.

Belediye bünyesinde çalışıyor

Zorunlu göç ile beraber Amed'e göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Feleknaz, o günleri şöyle anlattı: “1994'te hem babamın hem de kayınpederimin evini yaktılar. Herkes göç etmek zorunda kaldı. Biz de herkes gibi Muş’tan Amed’e geldik. Göç eden herkes çok zor durumdaydı, çoğu dört duvar arasındaydı. İşsiz, güçsüzdü. Kadınlar o zaman da erkeklerden daha cesaretli, daha güçlü ve daha toparlayıcıydılar. Kadınlar pamuğa, çapaya, temizliğe gittiler; çalışıp çabalayıp çocuklarını okutup, onlar gibi acı çekmelerini istemediler.”
Feleknaz, yedi yıldır Amed Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı çalışıyor. Burada dengbêjliğe başlamasını şöyle anlattı: “Diyarbakır’da Halkın Demokrasi Partisi kuruldu. Partiye girdik. Kongrelere gittim, programlara katıldım. Kongrelerde dengbêj şarkılarını söylüyordum. Arkadaşlar sesimin güzel olduğunu, dengbêjlik yapmam gerektiğini söylediler. Halkta sesimi beğenince, dengbêjlik yapmaya karar verdim. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi dengbêj programları hazırladı. O programlara katıldım böylece dengbêjliğe başladım. Bismil‘e, Kızıltepe’ye Viranşehir’e gittim. 2005’te de kadınlar beni Paris’e davet etti. Orda dengbêj şarkılarımı söyledim ve çok beğenildi.”

Kadın ve gençlere çağrı

Kilam söyleyebilen kadınlara çağrıda bulunan Feleknaz, “Gelin birlikte sırt sırta verip bu kültürü ilerletelim. Bu kültürümüz ve tarihimiz kaybolmasın. Üç dört kadının daha gelip benimle dengbêjlik yapmasını istiyorum. Kadın ne kadar fazla olursa, o kadar etrafını renklendirir Birbirimizden güç alıp daha güzel çalışmalar ortaya çıkarabiliriz. 25 erkek dengbêjin içinde tek kadınım. Ama buna rağmen kendimi çok güçlü hissediyorum” dedi.
Feleknaz, son olarak gençlere de, dengbêj kültürüne yakın olmaları ve bu kültürü geleceğe taşımaları çağrısında bulundu.



ŞEHRİBAN ASLAN-HİCRET ÇİFTÇİ/JINHA/AMED