Mehmet Bayrak


Ozan Şêxo, kâinatı ve hayatı oluşturan dört temel elementin (anâsır-ı erbaa) ilk üçüne yani  toprak, su ve ateşe tekabül eden Denge Axê, Dengê Avê ve Dengê Agir albümlerini çıkardığında şunları söylemiştim:

Zengin bir Alevi Kürt kültür havzasından ve âşıklık geleneğinden gelen Ozan Şêxo, yöre kültürüne yönelerek, hiç bir zorlama yaşamadan karşımıza üç önemli albümle çıktı: Dengê Axê, Dengê Avê, Dengê Agir. Gelecekte çıkaracağı, “Dört Elementin” dördüncü ayağını oluşturan “Dengê Hewa veya Dengê Nefes” ile yolculuğun bu konağını, dolayısıyla döngüsünü tamamlamış olacak.

Bir düş ve sanat gezgini

İşte Ozan, dördüncü elemente tekabül eden son “Dengê Hewa” albümüyle bu doğal ve evrensel gezintiyi tamamlamış oluyor. Zaten, geçmiş yazıma da, “Çar Anasır’da bir düş ve sanat gezgini: Ozan Şêxo” başlığını koymuştum. Belli ki, bu “düş ve sanat gezginliği” olmasa, bu albümler ortaya çıkamazdı. Çünkü düş zenginliği ve imgesel anlatım, müzik ve edebiyat kültürünün temelidir.

Osmanlı döneminde Alevilik gibi bâtınî inançlar üzerindeki baskılar bir yana; etno- dinsel arındırmayı, tek tipleştirmeyi ve Türk-İslâmlaştırmayı önüne temel bir politika olarak koyan İttihad-Terakki yönetimi ile bunun bir devamı niteliğindeki Cumhuriyet yönetimleri döneminde uzun süre hem Kürt edebiyatı hem de Alevi edebiyatı yasaklı durumdaydı. Bundan ötürü özellikle Alevi-Kürt Edebiyatı’na adeta yaşam hakkı tanınmadı. Kürt ve Alevi aydınlarının kendilerini yazması ve işlemesi yasaklıyken, bunların yerine İttihatçı ya da kemalist kalemşörler konuşuyorlardı. Bu noktada, özellikle Fırat’ın batısındaki Alevi–Kürt toplulukların öncelikle asimilasyona tabi tutulmaları öngörülüyordu.

Alevi kültürüne ipotek

Nitekim, bu politika özellikle 1960 darbesinden sonra daha da planlı biçimde yürütülüyor ve bu konuda gizli raporlar hazırlanıyordu. Yapılacak iş, Türk ve İslam kültürü adına Kürt ve Alevi kültürüne ipotek koymaktı. Bu çerçevede, mevcut kültür ürünlerine ipotek konurken; özellikle Alevi Kürt halk ozanları ve âşıkları Türkçe söylemeye özendiriliyordu. Keza anadilde söylemeleri yasaklı olan ve anadil eğitimi alamayan bu halk ozanları, neredeyse tümüyle “Türkçe sözlü Kürt halk müziği”ne yöneliyorlardı. Bundan en çok payını alan bölgeler ise Dersim merkezli Fırat havzası ile Maraş merkezli İçtoroslar havzası oluyordu.

Nefesine sağlık

Bundan dolayıdır ki, anti-demokratik ortamlara rağmen başka Kürt coğrafyalarında zengin bir bâtını müzik ve edebiyat kültürü oluşmuşken; sözkonusu bölgelerde ne yazık ki aynı gelişim süreci yeterince yaşanamadı. Ancak, sevinçle görüyoruz ki, bunun bilincine varan Ozan Şêxo gibi halk sanatçıları yoluyla artık bu kısır döngüyü geride bırakıyoruz. Bu temsilcilerin artması ise en büyük dileğimiz... Bunun içindir ki, Ozan Şêxo’ya “yüreğine ve nefesine sağlık” diyorum...


11 şarkı Kürtçe


Dengê Hewa’daki 12 şarkının tüm müzikleri Ozan Şêxo’ya ait. Ozan, 11 şarkıyı Kürtçe, bir tanesini Türkçe okudu. Bir eserin sözleri ünlü şair Cegerxwîn’e ait ve bir şiirin sahibi ise kendi bölgesinden Tahir Çavuldak’a ait. Kalan Müzik’ten çıkan albümdeki tüm şarkıların sözlerini de Ozan Şêxo yazdı.