Bu sakin sarı zamanlarda kızılneredenerede soluğundaki cemredüşdeğil o gerçekhatıranda izi acı, sert, yavaşXurs tütününün.Birdensesin geliyorsesinsesinin kızılı geliyorhangisihangisio kayanın üzerinde konuşurkenki.Yalnız sana mı dargöklersana yalnız mı yağıyordeğil ha değilgel geceolsun tenekeyle su çekmeye inelimovaya yağıyorbana dayağmur muağu mu ne.Kesikler içinde dilimdönmüyor kendi dilimeanlarsınzaman geçiyorgeride gecegece geçiyor geride zamansenle olmak için her devinimiçindeki hayathayatın içindeki devinimçok sevdiğin diliyle diyalektiğin.Tekrarkararsevdiğini seviyorumo kadarhalen o çiçekli kırlarasöyledim. Anlamadılar.
Xurs tütünü Kürdistan’ın en güzel tütünüdür. Bazen erişilmez. Açık sarı, tel tel dökülür. Öyle sert, yavaş, dolu, acı, keskin, kurnaz, sessiz, içten, derindir içimi. Bilenler bilir. Kürdistan’a benzer. Ferhat Kurtay’a benzer. Ferhat Kurtay Xurs’a. Xurs tütünü Kürdistan’a. ‘Güneşin Sarı Saçları’ gibidir Ferhat Kurtay’ın saçları. Xurs tütünü gibi...
‘Güneşin Sarı Saçları’, Ferhat Kurtay’ın öykülerinden oluşan kitabının adı. İlk MELSA Yayınları’ndan çıktı, 90’lı yılların başlarında. Elbette “yasak” kitaplar arasındaydı bu öyküler. Oysa naif, içten, çocuk öyküleriydi bunlar. Yazarının Ferhat Kurtay olması yasaklanmasına yetiyordu.
Yeşil kehribar gözlerinde, bakışlarında güven ve umut dolu bu önder devrimci, 1949 yılında Xurs’ta (Uluköy) doğmuş. İlk ve orta öğrenimini Kızıltepe’de, lise eğitimini İstanbul’da görmüş. Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ni bitirmiş. Okul yıllarında devrimci düşüncelerle tanışmış, dünya ve Türkiye gençlik hareketlerini incelemiş, elektrik mühendisi olarak Kürdistan’a, Mardin’e döndükten sonra o zaman bölgede bilinen adlarıyla Ulusal Kurtuluş Ordusu ile, onların düşünceleriyle tanışmış. 1978 itibarı ile Mardin Bölgesi örgütleme komitesinde aktif rol almış.
Özgürlük Hareketi’nin merkezi yayın organının bölgede basımı, dağıtımı ve konumlanması ile ilgili önemli sorumluluklar üstlenmiş. Faaliyetlerine devam ederken M. Hayri Durmuş’la birlikte kaldıkları ev basılarak gözaltına alınmış, ağır işkencelerden geçirilerek tutuklanmış.
Geniş bir Kürt devrimci kuşağı “Dörtlerin Gecesi” olarak bilinen kitapla ilk kez Özgürlük Hareketi ile tanıştılar. Kitabın yazarlarının emeği ve tanıklıkları bir yana Ferhat Kurtay ve yoldaşlarının 5 Nolu zindanda maruz kaldıkları insanlık dışı işkencelere bu kitap aracılığıyla tanık oldular.
Bilendiler, sömürgeciliği tanıdılar ve tanıdıkça çeşitli düzeylerde Özgürlük Hareketi ile buluştular. Bu etki o kadar güçlü ve sarsıcıydı ki, Ferhat Kurtay ve yoldaşları, diğer deyişle Dörtler bedenlerini tutuşturup ölümsüzleştikten sonra bile sömürgeciliğin karşısında alev alev yanmaya devam ettiler, başka bedenlerde başka isimlerde.
Dörtlerin Gecesi’nin yarattığı bu “kelebek etkisi” belki de Ferhat Kurtay’ın kısa ömrü boyunca yazı ve yayıncılıkla kurduğu devrimci ilişkinin taçlanması olarak görülebilir.
Bu etkiyi yaratan; kuşkusuz onların en olumsuz vahşet koşullarında bile Kürt halkı için bir çıkış yaratma, bulma, halkın devrimci önderleri olarak halka karşı görevlerini o koşullarda da yerine getirme bilinci, isteği ve kararlılığıydı. Mazlum Doğan’ın karanlığa tuttuğu üç kibrit çöpünün alazını yangına çevirip bozkırı tutuşturdular. Lenin’in dediği gibi “kıvılcım bir yangın tutuşturacaktır” ve tutuşturmuştur da.
Diyarbakır Cezaevi’nin en vahşi koşullarında Hawar’ı çıkaran Ferhat Kurtay, bugün de kuşkusuz Kürt yazın dünyasının ve yayımcılığının öncü isimlerinden olmaya devam ediyor. ‘Güneşin Sarı Saçları’ndan başka günümüze ulaşan eseri maalesef yok. Yazma fırsatı, şansı, olanağı olsa mutlaka Kürt Edebiyatı’nın, yazınının önemli eserlerini yaratacaktı.
Şimdi her kaleme, kağıda dokunduğumuzda onun yerine de dokunduğumuzu bilerek, bu yeşil kehribar bakışlı, saçları Xurs tütünü gibi sarı ve dalgalı insan güzeli önderimizi yaşatmak, günümüz yazınının önemli görevlerindendir.