Türkiye tarihinde bir dönüm olan 1970’li yıllar devrimciliğinin en önemli aktörlerinden olan Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idam edilmesi, Türkiye siyasi tarihinde derin etkiler bırakmıştır. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı anarken bu devrimcilerin 12 Mart 1971 öncesi mücadelelerinin, 12 Mart faşizmine karşı direnişlerinin ve idam edilmeleri sonrası devrimci mücadelenin gelişmesine etkilerinin birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Kuşkusuz Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un Türkiye’deki devrimci mücadeleyi etkilemeleri, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya’nın yürüttükleri mücadeleden ayrı düşünülemez. Bu açıdan 1970’li yıllardaki devrimci mücadeleyi anarken Denizleri, Mahirleri ve İbrahimleri birlikte anmakta ve değerlendirmekteyiz. Kürt Özgürlük Hareketi’nin tarih sahnesine çıkışında bu büyük devrimcilerin mücadelelerinin ortaya çıkardığı siyasi ortamın da önemli payı olmuştur. Bu büyük devrimcileri Türkiye’deki ve Kürdistan’daki devrimci demokratik mücadeleye yaptıkları katkılarından dolayı bir kez daha minnetle anıyoruz. 

Deniz, Hüseyin ve Yusufların anıldığı günlere yakın bir zamanda, 27 Nisan 2009 tarihinde yiğit devrimci Orhan Yılmazkaya da kahramanca direnerek şehit düşmüştür. Orhan Yılmazkaya, Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin tüm devrimci özelliklerini ve yiğitliklerini kendinde bütünleştirmiş bir devrimciydi. Örnek bir devrimci olarak tarihe geçmiştir. Deniz, Mahir ve İbrahim geleneğinin nasıl bir devrimcilik ve militanlık yarattığını en iyi biçimde Orhan Yılmazkaya’da görmek mümkündür. İstanbul Bostancı’da bir apartmanda kuşatıldığında ortaya koyduğu direniş tüm devrimcileri ve sosyalistleri onurlandırmıştır. Onun onurlu duruşu, düşmana karşı yiğitçe direnişi tüm devrimcilerin onuru olarak tarihe geçmiştir. Bu onurlu duruş tüm devrimciler ve sosyalistlere büyük değerler katmıştır. Devrimci onur nasıl temsil edilir, bunu eşsiz bir karakterle ortaya koymuştur. 

Orhan Yılmazkaya; Deniz, Mahir ve İbrahimlerin karakteriyle Haki Karer ve Kemal Pir devrimciliğini de kendinde somutlaştırmıştır. Medya Savunma Alanlarında Haki ve Kemal devrimciliğinin nasıl bir militanlık ve sosyalist yaşam yarattığını görmüş ve bu devrimcilerin karakterini somutlaştıran gerillalarla birlikte yaşayarak devrimciliğini yeni bir senteze kavuşturmuştur. Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin, Kemaller ve Hakilerin çok iyi bir izleyicisi ve temsilcisi olarak onu minnet ve saygıyla anıyoruz. 

Türkiye eğer özgür ve demokratik yaşama kavuşacaksa, Türkiye’de eğer bir barış ve istikrar sağlanacaksa Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan ve 1970’li yıllar devrimciliğinin değerleriyle sağlanacaktır. Bu değerler reel sosyalizmin yıkılmasından sonra geliştirilen eleştiri ve özeleştiri süzgecinden geçirilerek günümüzde yaşayacak ve yaşatılacaktır. Öte yandan NATO ve Varşova Paktı arasındaki soğuk savaşın sonlanması da olay ve olgulara yaklaşımlarda bazı değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Ancak 1970’li yıllar devrimciliğinin savunduğu değerler bugün de Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürdistan’ın özgürleşmesi açısından önemli ufuklar taşımaktadır. Demokratik Türkiye ve özgür Kürdistan’ın zemini bu değerlerde aranabilir ve görülebilir. Bu açıdan bugün bu değerlere daha fazla ihtiyaç duymaktayız. Türkiye’nin temel sorunları onların zihniyeti ve yaklaşımı temelinde çözüme kavuşturulabilir. 

Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorunu konusunda bu devrimcilerin yaklaşımı çok önemlidir. Deniz’in en yakın arkadaşı ve THKO’nun ideolojik-teorik öncü kadrosu Hüseyin İnan’dır. Mahir Çayan İstanbul Maltepe’de kuşatıldıklarında yanında Hüseyin Cevahir vardır. Maltepe’deki çatışmada Hüseyin Cevahir şehit düşmüş, Mahir Çayan yaralanmıştır. İbrahim Kaypakkaya Dersim’de çatışmaya girdiğinde yanında Ali Haydar Yıldız vardır ve bu çatışmada şehit düşer. Deniz, Mahir ve İbrahim’in yanındaki yoldaşlarının üçü de Kürt’tür. Zaten o yıllarda Kürdistan’da devrimci bir hareket olmadığından ezilen, sömürge ulus olan Kürt halkının gençleri Türkiye’de gelişen devrimci hareket içinde yer alırlar. THKO, THKP-C ve TKP-ML hareketlerinin teorik ve proğramatik tüm belge ve yaklaşımlarında Kürt sorununun eşitlik ve özgürlük temelinde çözümü vardır. Ayrı devlet kurulmasını kabul etmeseler de federasyon, bölgesel özerklik gibi çözümler Kürt sorununun çözümü için önerilmektedir. 1970’li yılların devrimci düşünceleri ve programında halkların kardeşliği, eşit ve özgür yaşamı esastır. Böylece Türk devletinin inkarcı şovenist ve soykırımcı politikalarına karşı da bir tutum ve duruş ortaya konulmuştur. 

1970’li yılların devrimciliğinde tüm farklı kimliklerin özgür ve demokratik yaşama kavuşma zihniyeti ve öngörüsü vardır. Tüm farklı etnik ve inanç kimliklerine sahip devrimcilerin bu devrimci hareketlerde yer alması da bu gerçekliğin ifadesidir. Devrim gerçekleştiğinde Kürtler de Aleviler de Çerkezler de Ermeniler de Hristiyanlar da kendi kimlikleri ve inançlarıyla özgür yaşama kavuşacaklardır. Zaten sosyalist olmanın gereği tüm farklı kimliklerin özgür ve demokratik yaşamı tanınır. Çünkü sosyalizmde farklı topluluklar üzerinde egemenlik kurma ve sömürgecilik yapma yoktur. Ezilen sınıf olan işçiler özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini verirken, tüm halkların özgür ve demokratik yaşamını da savunurlar. Nitekim tüm sosyalist partiler ve hareketlerin programlarında istisnasız farklı kimliklerin özgürlüğü de esas alınır. Sosyalist partilerin, programların en temel ayırımlarından biri de budur. Programında farklı kimliklerin özgürlüğünü esas almayan hiçbir partiye ne sosyalist ne de devrimci denir. 

Bu çerçeveden bakıldığında 1970’li yıllardaki devrimcilerin zihniyeti ve programları bugün de Türkiye’nin demokratikleşmesi ve özgür yaşama kavuşması açısından yol gösterici ve öğreticidir.