23 Ekim 2011 günü meydana gelen Van-Erciş merkezli deprem ve 9 Kasım 2011 günü yaşanan Van-Edremit merkezli deprem; Van ve ilçelerinde çok ağır hasarlara yol açtı. 644 kişi yaşamını yitirdi. Binlerce yaralı ve depremin yarattığı travmayı atlatamayan on binlerce insan. Van adeta hayalet kente döndü. Nüfusun büyük bir kısmı, kışı çevre illerde geçirdi. Van’dan ayrılamayanlar da ağır geçen kış koşullarında yaşama savaşı verdiler. Depremin ağır faturası da halka ödetildi. Buna rağmen Van halkı direnci ve iradesi ile bu afeti aşmayı bildi. Toplumsal dayanışma ve Belediyelerimizin olağanüstü destekleri bu afetten çıkışta belirleyici olmuştu.
Şimdi aynı görevle karşı karşıyayız.
Güney Kürdistan merkezli yaşanan 7.3 şiddetindeki deprem ağır yıkımlara neden oldu. Merkez üssü Halepçe olan deprem asıl etkisini Kirmanşan’da gösterdi. 500 kişi yaşamını yitirirken, 8 bini aşkın yaralı var. 2011 Van depreminden sonra yaşanan en şiddetli deprem. Güney Kürdistan’da beklenen ağır yıkımın yaşanmaması tek tesellimiz.
Depremi bizzat yaşayan, yarattığı yıkıma ve sebep olduğu acılara yakından tanıklık eden biri olarak Halepçe merkezli 7.3 şiddetindeki deprem de özellikle Kirmanşan’da ciddi yıkıma neden oldu. İran, yapılan uluslararası yardım tekliflerini geri çevirdi. Bu arada arama ve enkaz altında kalanların kurtarılması çalışmalarına son verildiği açıklandı. Asıl önemli olan geride kalanlar… On binlerce insan evsiz kaldı. Kış koşullarında yaşama savaşı vermenin depremzedeler için ne kadar zor olduğunu biliyorum. Bu nedenle halkımızın, tıpkı Van depreminde gösterdiği duyarlılık ve dayanışma duygusu ile açılan kampanyalara katılmak, destek vermek son derece önemli. Her ne kadar İran dış yardımları kabul etmeyeceğini açıklasa da Kirmanşan halkına ve depremde evsiz kalan insanlarımıza ulaşmalıyız.
Halepçe depremi de tıpkı Van depremi gibi, Türkiye’de, kimi ırkçı hezeyanlara ve nefret söylemlerini bir kez daha kustular. İnsanlık suçu işlediklerinin farkındalar. Ama söz konusu Kürtler olunca, bir doğal afeti bile sırf Kürtler öldü diye alkışlayan bu zihniyet, elbette insanlık için yüz karası. Bir hastane çalışanının sosyal medya üzerindeki; “Hazır deprem olmuş bırakalım gebersinler” bu paylaşımı bu ırkçı zihniyeti bir kez daha ele veriyor.
Oysa, doğal afetler, savaş ve benzeri koşullarda, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, dayanışma içinde olmamız ve sahip olduklarımızın bir kısmını bu insanlarla paylaşmamız, bir insanlık görevidir. Bundan kaçınmak, dahası, ırkçı ve nefret söylemlerinde bulunan bu zihniyetin, bu insanlık dışı anlayışın sahiplerinin ekmeğine yağ sürer. Bu anlayışları mahkum etmenin bir yolu da halkımızın ulusal dayanışmasını güçlendirmekten geçer.
Bu amaçla, sayın Osman Baydemir başkanlığındaki bir heyet, İran Büyükelçiliğini ziyaret ederek hem HDP’nin taziyelerini iletmiş ve Kirmanşan halkımızla dayanışma ve destek için her türlü katkıyı vereceğini iletmiştir.
Kirmanşan temsilcilerinin halkı ile dayanışma bir insanlık görevi olarak önümüzde duruyor.