Sohbet havası şeklinde geçen panelde konuşan Solmaz, depresyonun çağımızın bilinen en sinsi hastalığı olduğunu belirtti.
Kalıtsal, hormonal hastalıklar ve çevresel nedenlerin depresyonun tetikleyicisi olduğunu söyleyen Solmaz, bu hastalığa en çok ülkelerini terketmek zorunda kalmış insanların yakalandığını vurguladı. Kadınların hormonal yapılarından dolayı erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona yakalandıklarını belirten Nilüfer Solmaz, çoğu insanın yıllarca depresyonla yaşamasına rağmen bunun farkında olmadığını dile getirdi. Depresyonun çöküntü, hareketlerde yavaşlama, ilgi ve zevk alanında belirgin bir azalma, uyku bozuklukları, iştahın azalması ya da çoğalması, özgüvenin yitimi ve intihara eğilimin depresyonun belirtileri olduğuna işaret eden Solmaz, böylesi durumlarda mutlaka bir psikoloğa gidilmesi gerektiğini söyledi.
Yerleşik hayatan kopuş, kültürel farklılıklar, özgüven yetersizliği, ağır yaşam koşuları ve düzensiz beslenmenin de depresyonun tetikleyicisi olduğunu ifade eden Solmaz, bu konuda insanların mutlaka dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Nilüfer Solmaz son olarak depresyonun yaşlılarda iştahsızlık ve buna bağlı olarak da bağırsak hastalıklarının artması biçiminde kendisini gösterdiğini ifade etti.


M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG