
AKP, 7 Haziran hezimetinden sonra devreye koyduğu savaşta ‘sokağa çıkma yasağı’nı dayanak yaparak Kürdistan ilçelerinde şehir savaşı yürütüyor. Şırnak, Silopi, Cizre, Nusaybin, Sur, Silvan, Varto ve Yüksekova’da defalarca sokağa çıkma yasakları ilan edilirken, hukukçular 90’lı yıllarda dahi bu denli uzun süreli sokağa çıkma yasaklarının görülmediğine dikkat çekiyor.
Valilik ve kaymakamlıklar eliyle yürürlüğe konulan yasak kararlarının, TCK mevzuatı ve Anayasa’da da yeri olmadığını belirten hukukçu Ercan Kanar, sıkıyönetim dönemlerinde yasak yetkisinin sıkıyönetim komutanlarında olduğunu, OHAL döneminde ise Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetimin ilan edildiğini hatırlattı.
Anayasal yetki gaspı
İller İdaresi Kanunu’nda son yapılan değişiklikte dahi valilere ve kaymakamlara açık seçik “sokağa çıkma yasağı” yetkisi tanınmadığını dile getiren Kanar, “Dolayısıyla valiler ve kaymakamlar bir anayasal yetki gaspı yapmaktadır” dedi. Sıkıyönetim, askeri darbe ya da OHAL döneminde dahi böylesine uzun “sokağa çıkma yasakları“ uygulanmadığını hatırlatan Kanar, “Valiler, Bakanlar Kurulu’nun yetkisini kullanıyor” diye konuştu. Anayasaya da AİHS’ye de aykırı Valilerin bu şekilde yetki gaspı yapmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 4 No’lu Protokulü’nün ek 2’nci maddesine aykırı olduğunu kaydeden Kanar, Anayasa’nın da 19, 13, 15’inci maddelerine de aykırı olduğuna dikkat çekerek, “Yani şu anda derebeyi valiler dönemi yaşanmaktadır” dedi. Kanar, faşist yasa olarak adlandırılan İç Güvenlik Paketi’nde bile valilere böyle bir yetkinin tanınmadığına dikkat çekti. Kanar, 15 günü geçmemek üzere kuralının olduğu “özel güvenlik bölgesi’nin de kanunsuz bir şekilde uygulandığını ekledi. Sokağa çıkma yasakları ile birlikte yaşanan devlet uygulamalarının “insanlığa karşı suçlar” kapsamında değerlendirildiğinin altını çizen Kanar, “İnsanlığa karşı suçtur. TCK’ye de girdi, 2005 yılında yürürlüğe çıkan yasaya da girdi. Sivillere yerleşim alanlarına, evlere, askeri hedef olmayan yerlere yönelik tüm işlemler insanlığa karşı suçu oluşturur. Bu, tüm uluslararası ceza mahkemelerinin içtihatlarında da vardır. Nürnberg Statüsü’nde, Roma Statüsü’nde, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nde, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nde de bu böyle tanımlanmıştır” diye konuştu. Birçok köy yakma ve faili meçhul davaya bakan Avukat Fethi Gümüş de “Türkiye’de Kürt Özgürlük Hareketi’nin direnişi ve mücadelesi hariç bu sistemi yargılayacak bir güç yoktur. Kürt halkı, bir gün bu hukuk dışı uygulamaların hepsini sorgulayacak” dedi.
DİHA/AMED-İSTANBUL