HDP’nin yüzde 90’lara varan oy oranıyla birinci çıktığı Derik’te yasak 7. güne girdi. Derik’te bulunan HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım “Halk göçe zorlanıyor. Burada hiç kimsenin can güvenliği yok” dedi. Milletvekili Mithat Sancar ise AKP’nin Meclis’i devre dışı bırakarak hiçbir kuralı olmayan fiili sıkıyönetim uyguladığını söyledi. 

Derik’e önceki gün girmelerine izin verilmeyen HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Gülser Yıldırım, Çağlar Demirel, Mahmut Toğrul ile eski milletvekili Aysel Tuğluk çevre yolundan akşam saatlerinde ilçenin Bahçeliver Mahallesi’ne girdi. Vekilleri karşılayan kitle saldırıları protesto için ilçe merkezine yürümek istedi ancak polisin gaz ve ses bombalı saldırısına maruz kaldı. Geceyi orada bulunan bir evde geçiren milletvekiller, dün sabah saatlerinde ilçe merkezinde yetkililerle görüşmek istedi. Vekillerden ilçeyi terketmelerini isteyen Türk işgal güçleri, gaz bombası ve tazyikli suyla saldırdı. Gazdan fenalaşan Beştaş, Demirel ve Toğrul ambulansa alındı. Ambulansın hareket etmesi uzun süre polisler tarafından engellendi. Vekiller içindeyken ambulansa da gaz atıldı. Birkaç metre uzaklıktaki hastaneye gitmeleri engellenen vekiller, yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne götürüldü. 


Kıl payı ölümden kurtulduk

Saldırıya uğrayan vekillerden Gülser Yıldırım, gazetemize yaptığı açıklamada, “Cezaevi önünde 15-20 kişilik bir grup olarak bekliyorduk. Bir anda sırtımız dönük haldeyken Akrep, Kirpi gibi zırhlı araçlardan polisler gaz bombalarıyla saldırdı. Bizi direkt hedef aldılar, kapalı alana girene kadar boğulmak üzereydik. Kıl payı ölümden kurtulduk. Ne seçilmiş olarak bizlerin ne Derik’teki vatandaşın ne de Kürdistan’daki tek bir insanın can güvenliği yoktur, hayatı tehlikededir” dedi. 


Boşaltmaya zorlanıyor 

Mahallelere yönelik saldırıların aralıksız olarak devam ettiğini belirten Yıldırım, halkın göçe zorlandığına dikkat çekti. Abluka ve saldırı altındaki 5 mahalleye giriş yasak, ancak çıkış serbest. Mahallelerin boşaltılmaya çalışıldığına dikkat çeken Yıldırım, “Ateş altındaki mahallelerde halk ‘can güvenliğiniz yok, evlerinizden çıkın’ denilerek tehdit ediliyor. Bu yönde anonslar geçerek mahalleleri boşaltmaya çalışıyorlar” dedi. Yıldırım, yaratılan korku dalgasıyla özellikle çocuklu ailelerin mahalleleri terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekerek, “Altı gündür elektrik yok, su yok, erzak yok, ekmek kalmamış. Nusaybin, Silvan, Cizre’de olduğu gibi halk çocuklarıyla açlığa mahkum ediliyor” diye belirtti. 


İletişim kurulamıyor

Saldırı ve abluka altındaki Cevizpınar, Küçükpınar, Zeytinpınar, Dağ ve Kale mahallelerde su, elektrik ve internet yok. Mahallelerde yaşayanlarla iletişim kurulamazken, edinilen bilgilere göre boşaltılan evlerin damlarına keskin nişancılar yerleştiriliyor. 


4 saat sonra hastaneye kaldırıldı

Ağır silahlarla gerçekleştirilen saldırılara rağmen direnişi kıramayan özel timlerin attığı bomba atar mermilerinin isabet ettiği birçok ev yanmış durumda. Zırhlı araç hareketliliğinin dikkat çektiği ilçede mahalleler üzerinde Drone tipi görüntüleme aracı dolaşıyor. Koser Caddesi ve Cevizpınar Mahallesi’ne bakan GAB Yolu çevresine zırhlı araçlarla konumlanan polisler, önceki gece boyunca Cevizpınar, Dağ, Küçükpınar, Zeytinpınar ve Kale mahallelerine saldırdı. Cevizpınar Mahallesi’nde evinin bahçesine çıkan Fethi Özyıldız isimli genç zırhlı araçtan açılan ateşin hedefi oldu. Karnından vurulan 30 yaşlarındaki Özyıldız, saatler sonra mahallenin girişine gelen ambulansa taşınarak Derik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. İlk müdahale ardından Mardin’e sevk edilen Özyıldız’ın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. 

Yaralı kişinin ancak 4 saat sonra hastaneye kaldırılabildiğini aktaran Milletvekili Yıldırım, “Kaymakam, ‘yasak var, bahçede ne işi var’ diyor, ambulans ‘can güvenliği’ yok diye gitmiyor. Ancak saatler sonra hastaneye götürülebildi” diye anlattı. 


İpekyolu’nu trafiğe kapattılar 

Derik’teki abluka ve saldırılara dikkat çekmek ve destek vermek için Kızilê köyü kavşağındaki İpekyolu trafiğe kapatıldı. Yolu trafiğe kapatan köylüler “Bijî berxwedana Dêrikê”, “Bijî berxwedana Nisêbînê” sloganı attı. 


Dernekler Derik yolcusu

Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan Derikliler de ilçelerindeki ablukaya karşı harekete geçti. İstanbul Derik Kültür ve Yardımlaşma Derneği, sokağa çıkma yasağını protesto etmek ve halkın direnişine destek vermek amacıyla dün akşam itibarıyla tüm Türkiye’deki şubelerinden Derik’e hareket edeceklerini duyurdu. Amed-Mardin Üç Yol’da bir araya gelecek Derikliler ardından ilçeye gidecek. 

Derik Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Sekreteri Mehmet Kendibilir, Derik halkının büyük bir katliam ile karşı karşıya olduğunu belirterek, devlet tarafından halkın en temel ihtiyaçlarını karşılamasına bile izin verilmediğini dile getirdi. Kendibilir, Derik’te evlerin askerler tarafından gün boyu ve aralıksız bir şekilde tarandığını, hiç kimsenin can güvenliğinin kalmadığını söyleyerek, “sessiz kalmayacağız” dedi. 


 MARDİN




Bu yangın Türkiye’yi yakar


Halka ve vekillere yönelik saldırının ne tesadüf ne kendiliğinden gelişen bir durum olduğunu belirten Milletvekili Mithat Sancar, “Türkiye’nin her tarafını sarabilecek bir yangının çıkmasını önlemek için hükümetin bu sorumsuzluklar, ihmaller ve kasıtlı tutumlardan vazgeçmesi gerekiyor” dedi. 

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Derik’te devam eden sokağa çıkma yasakları ve devlet saldırılarına ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Sokağa çıkma yasağının neden ilan edildiği, kime karşı, hangi çapta operasyon düzenleneceğine dair hiçbir bilginin kendileriyle paylaşılmadığını belirten Sancar, mülkü idari amirleriyle temas kurma çabalarının ise karşılıksız kaldığını söyledi. Derik’te yaşayanların gıda, su, elektrikten mahrum olduğunun altını çizen Sancar, “Derik’te bilançonun ne olduğuna dair valilik dahil hiçbir yerden doyurucu açıklama gelmedi” dedi. 


Fotoğrafları paylaştı

Valilik ve kaymakamlık ile görüşmelerden de sonuç alamadıklarını ifade eden Sancar, “Muhtemelen valilik kaymakamlığın açıklama yapmasına da yasak koymuş” dedi. 

Bu karartmaya karşı Derik’e giden HDP’li vekillerin de saldırılardan nasibini aldığına dikkat çeken Sancar, milletvekillerinin ambulans ve hastaneden görüntülerinin yer aldığı fotoğrafları basın mensuplarıyla paylaştı. Saldırıya uğrayan Çağlar Demirel ile yaptığı konuşmayı da paylaşan Sancar, “Bizi doğrudan doğruya hedef aldılar yağmur gibi gaz mermisi sıktılar” dediğini söyledi. 

Sancar, hastaneye beyaz bayrakla giden, ambulans mahallelere girmediği için el arabasıyla taşınan bir hastanın fotoğraflarını da gösterdi. 


Sorumlusu hükümet

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’ye yönelik suikast ile sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçelerde halka ve seçilmişlere yönelik saldırılara dikkat çeken Sancar, “Bugün vekillerimize bu kadar rahat saldırı yapılmasının sorumlusu hükümettir” dedi. Sancar şöyle konuştu: “Bugün rahatça saldırı yapanları görerek daha ağır saldırılara girişme planları yapanlar vardır büyük ihtimalle. Onları cesaretlendiren de hükümetin tutumudur. Bir an önce Türkiye’nin her tarafını sarabilecek bir yangının çıkmasını önlemek için hükümetin bu sorumsuzluklar, ihmaller ve kasıtlı tutumlardan vazgeçmesi gerekiyor. Güvenlik güçlerinin bu tutumu ne tesadüf ne kendiliğinden gelişen bir durumdur. Kendilerini kontrol edecek bir güç, makam, kendilerinden hesap soracak bir kamu otoritesi olmadığını gördüklerinde her türlü ihlale yol açacak davranışlar sergilerler. Geçmişimiz, yakın tarihimiz bu örneklerle doludur.”


On binler rehin alınıyor

On binlerce nüfuslu ilçelerde günler boyunca ‘kamu güvenliği’ adı altında sokağa çıkma yasağı ilan edildiğine dikkat çeken Sancar, sokağa çıkma yasağının bir kentin rehin alınması, o kentte yaşayan insanların tümümün cezalandırılması, temel hakların askıya alınması anlamına geldiğini belirterek, “Bu hakkı nereden alıyorsunuz” diye sordu. 


Fiili sıkıyönetim 

Anayasaya göre savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının askıya alındığını kaydeden Sancar, sözlerini şöyle tamamladı: “Hükümet Meclisi bütünüyle devre dışı bırakıyor hem de fiilen sıkıyönetim, olağanüstü hal uyguluyor. Yapılanlar fiili sıkıyönetim uygulamalarıdır. Anayasaya göre resmen sıkıyönetim uygulansaydı, sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgedeki insanların daha fazla hakları olacaktı, şimdi yok. Sıkıyönetim hallerinde dahi dokunulmayacak haklar Anayası’nın 15. maddesinde sayılmıştır. Eğer resmen sıkıyönetim ilan edilseydi Derik, Nusaybin, Silvan şimdikinden daha güvenli olacaktı. Şu anda hiçbir hukuk ve kuralın işlemediği bir uygulama söz konusudur.”