Tutuklandıkları halde açlık grevini bırakmayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatı Ayşegül Çağatay, “Derilerinde dökülmeler oluyor” dedi.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın işlerine geri dönmek için Sincan İnfaz Kampüs Hastanesi’nde sürdürdükleri açlık grevi eylemi 168. gününe girdi. Günde 7 saat olan görüş süresinin 2 saate düşürüldüğü cezaevinde Gülmen ve Özakça’yı ziyaret eden Avukat Ayşegül Çağatay, dihaber’e konuştu. 

Refakatçi kabulünden sonra Gülmen ve Özakça’nın daha az yorulduğunu belirten Çağatay, “En az 6-7 litre sıvı tüketmek zorundalar. Şişeleri kaldırmaları bile çok zordu” dedi.


Doktorlar tehdit ediyor

Gülmen ve Özakça’ya yönelik hak ihlallerinin daha da arttığını aktaran Çağatay, infaz hastanesi doktorlarının “zorla müdahale” ile müvekkillerini tehdit ettiğini söyledi. Çağatay, avukat görüşmelerinde Gülmen’in “Doktorlar zorla müdahaleyle bizi tehdit ediyor ve bunun bir son olmadığını biliyoruz. Biz belirleyeceğiz süreci. Ben her şeyi, açlık grevini bile unutsam, bize yapılan bu zulmü unutmayacağım. Kendime geldiğim an o serumu yine çıkartıp atacağım, yine açlık grevine gireceğim taleplerim kabul edilene kadar” dediğini belirtti. 


Derileri çok inceldi, kuruyor

Çağatay, şu bilgileri verdi: “Nuriye’nin ışıktan rahatsızlığı arttığı için doktorlardan biri Nuriye’ye ‘Camınıza karartma perde yaptıracağız’ dedi ama henüz böyle bir şey yok. Derilerinde dökülmeler oluyor, çok inceldi derileri ve kuruyor. Her gün duş almaları gerekiyor, yatak yaraları oluşuyor. Deri döküntüleri için de yağ sürmeye çalışıyorlar. Kitaplarla ilgili sorunlar hala mevcut, ayrıca daha önce verilen gazeteler şu anda gardiyanların keyfi uygulamaları nedeniyle düzensiz veriliyor.”


Her gün dilekçe veriliyor

Sürecin tehlikesine dikkat çeken Avukat Çağatay, her gün tahliye dilekçeleri verdiklerini söyledi. Çağatay, “AİHM, hem Kürdistan’da yaşananlara hem de OHAL Komisyonu’na ilişkin verdiği kararlarla tarafını belli etti. AİHM’in halktan, haktan yana bir tavır almadığını gördük. Şu aşamada Nuriye ve Semih’e ses verilmesi ve sahiplenilmesi gerekiyor. Tüm hukuksal yolları denedik ve buna devam edeceğiz” diye konuştu. 


 ANKARA





288 gündür saldırılıyor


Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek olmak ve ihraç edildikleri işlerine dönmek isteyen kamu emekçilerinin başlattığı “İşimizi geri istiyoruz” eylemi 288. güne girdi. Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapmak isteyen emekçiler Yüksel Caddesi’nin Konur Sokak girişini kapatan polis kalkanlarını geçemedi. Polis kalkanları önünde basın açıklaması yapmak isteyen Veli Saçılık, İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Adnan Vural ve destekçileri “ Nuriye ve Semih serbest bırakılsın” ve “Nazife Onay serbest bırakılsın” yazılı pankart açarak “Nuriye Semih onurumuzdur” sloganları attı. Polis burada da saldırarak eylemcilerin pankartını yırttı. Eylemcileri iterek sokaktan uzaklaştıran polis, iyi bakmadığı için darp etti. Bu duruma tepki gösteren Veli Saçılık ile polisler arasında gerginlik yaşandı. Saçılık yaptığı açıklamada “Öyle bir hale geldik ki artık polislere bakmak dahi yasak” diyerek tepkisini dile getirdi.   


 ANKARA