
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan önceki gün BDP heyetiyle yaptığı görüşmede “derinlikli müzakere için devletin yanıtı bekliyoruz” derken, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, dünkü açıklamalarıyla BDP heyetini hedef alarak, “görüşmelerin kesilebileceği” tehditinde bulundu. Mimar Sinan Camisi’nde kıldığı bayram namazı ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, BDP heyetinin İmralı ziyaretiyle ilgili soruya “Henüz bana gelmiş net, kesin bilgiler yok. O konuyla ilgili yorum yapmak doğru olmaz. BDP heyetinin açıklaması üzerinden yorum yapmam doğru olmayabilir” dedi. BDP Eşbaşkanlarının Amed’de pazartesi günü yaptığı açıklamalara atfen, tehditler savuran Erdoğan, “BDP verdiği mesajlarla Adalet Bakanlığı’yla arasını açmamaya çalışsın, yoksa böyle bir görüşmenin ipleri kopar. Bunu bir defa çok açık, net söylemek zorundayım. Çünkü böyle sınırı aşan, tahrik kokan mesajlara hükümet olarak biz de ‘evet’ diyemeyiz” diye konuştu.
Hükümetin dili zorluyor
Erdoğan’ın tehditvari açıklamalarına tepki gösteren BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Başbakanı sorumlu davranmaya çağırdı. İmralı’da ilk kez Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşen Baluken, Erdoğan’ın açıklamalarının Öcalan’ın sürecin devamına ilişkin yaptığı duyarlılık çağrısına denk düşmediğini söyledi. Toplumun yeni sürece ilişkin kalıcı barışın sağlanmasına dair beklenti içinde olduğunu hatırlatan Baluken, kalıcı barışın sağlanması amacı ile çalışma yürüten siyasi partiler ve sorumlu bulunan yetkililerin dil ve üsluplarının halkın beklentilerine cevap olması gerektiğini ifade etti. Baluken, şöyle konuştu: “Bugüne kadar AKP’nin ve Başbakan’ın gerek kullanmış olduğu dil ve üslupta gerekse de ortaya koymuş oldukları politikalarda tek taraflı yaklaşan, sürecin ruhuna denk düşmeyen tutumlar ön plana çıktı. Bu tutumlar süreç açısından da zorlayıcı oldu. Özellikle Sayın Öcalan ve Kürt tarafının duyarlı yaklaşımı ile süreç bugüne kadar getirildi. Özellikle dün (pazartesi) Sayın Öcalan’ın kamuoyuna yansıyan açıklamalarında da görüldüğü gibi sürecin devamı ile ilgili duyarlılık çağrısı yapıldı. Ancak Başbakan’ın yapmış olduğu açıklama Sayın Öcalan’ın çağrısında öne çıkan taraflar arasındaki derinlikli müzakerelerin başlaması tutumuna denk düşmemiştir. Çünkü derinlikli müzakerelerin gelişebilmesi için tarafların birbirlerine baskı kuracak, tahakküm oluşturacak yaklaşımlardan uzaklaşmaları, süreç ile ilgili kendi sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekir. Bu anlamda AKP ve Başbakan, BDP üzerinden baskı oluşturan müdahalelerden çok, derinlikli müzakereler için kendi üzerlerine düşen çalışmalarda yoğunlaşmalıdır.”
BDP’ye değil AKP’ye bak
BDP olarak başından beri derinlikli müzakerelerin başlaması için çaba gösterdiklerini dile getiren Baluken, “Başbakan’ın da yapması gereken BDP çalışmalarının nasıl olması gerektiği değil, AKP’nin bugüne kadar yapmadığı çalışmaların hayata geçirmesidir. BDP olarak halkımızın talepleri doğrultusunda kendi ilkelerimize göre siyaset yapmaya devam edeceğiz. Başbakan’ın açıklamaları bu anlamda sürecin ruhuna denk düşmeyen sürece katkısı olmayan, BDP için hiç bir bağlayıcılığı olmayan talihsiz açıklamalardır. Bundan sonra hem kendisini hem AKP yetkililerini daha sorumlu davranmaya sürecin kalıcı barışa evrilmesi için derinlikli müzakereleri başlatacak çalışmalara davet ediyoruz” dedi.
BDP’yi itibarsızlaştırma çabası
AKP’nin süreç ile ilgili sorumluluktan kaçtığını, sürece seçim endeksli yaklaştığını, zamana yayarak muğlaklaştırmaya çalışan bir politika üzerinden yaklaştığını ifade eden Baluken, “Gelinen aşamada bu sorumsuz yaklaşımla, süreç açısından yaşanan tıkanıklıkları BDP’ye mal etmeye çalışmaktadır. Özellikle içinde bulunduğumuz seçim süreci de düşünüldüğünde bölgede BDP’nin artan gücünden ve AKP’ye karşı yükselen tepkilerden korkmaktadır. Bu nedenle BDP’yi itibarsızlaştırmaya yönelik, BDP’nin kendi siyasal pozisyonundan farklı olarak konumlandırmaya çalışan, BDP içerisinde kriz varmış gibi yansıtan çaresiz psikolojik savaş kampanyalarına başvurmaya çalışmaktadır” diye belirtti. Önümüzdeki günlerde “itibarsızlaştırma” ve “karalama” kampanyalarına daha fazla başvurabileceği uyarısında bulunan Baluken, “Hiç bir işe yaramayacak, süreci provoke riski taşıyan iddialar dışında hiçbir anlamı yoktur” dedi.
Süreç ciddi riskler taşıyor
İmralı Adası’nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi veren Baluken, şunları aktardı: “Sayın Öcalan, devlet heyeti ile yaptığı görüşmelerin devam ettiğini, süreçte gelinen aşama itibari ile farklı bir formata geçilmesi gerektiğini; bununla ilgili de devlet heyetine gerekli önerilerini yaptığını ifade etti. Bugüne kadar devlet heyetinin ve hükümetin kendi önerilerine tamamen ret eden ya da kabul eden bir noktadan yaklaşmadığını ifade ediyor. Bunun süreç açısından ciddi riskler taşıdığını ifade ediyor. Bu risklerin bertaraf edilmesi için hızla derinlikli müzakere aşamasına geçilmesi; bu müzakereler ile yol katedilmesi gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde ciddi riskler doğabileceği uyarısında bulundu.”
Projelendirme aşamasına geçilebilirdi
Öcalan’ın sürdürülen çalışmalarla ciddi bir yol katedildiğini, ciddi bir toplumsal rahatlama sağlandığını ve sorunun çözümü doğrultusunda önemli bir zeminin sağlandığını ifade ettiğini belirten Baluken, bu zeminin hükümet tarafından değerlendirilmediğini kaydetti. Baluken, Öcalan’ın hükümete ilişkin eleştirilerini şu sözlerle aktardı: “Hükümetin zamana yayan, seçim endeksli ve faydacılığı esas alan tek taraflı yaklaşımları, bu zeminin doğru kullanılması açısından ciddi handikaplar getirdi. Öngördüğümüz doğrultuda eğer süreç ilerlemiş olsa, hükümet, Kürt tarafının gösterdiği samimiyetle bu sürece yaklaşmış olsa, bizler şu an bir projelendirme aşamasını konuşuyor olacaktık. Ancak hükümetin yaklaşımları bugüne kadar müzakereleri başlatacak bir süreci dahi getirmemiştir.”
Misyonunu tamamladı
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın bu bir yıldır yürütülen çalışmaların misyonunu ve rolünü tamamladığını net bir şekilde ifade ettiğini kaydeden Baluken, “Bundan sonra sürecin devam etmesi için derinlikli müzakere aşamasına geçilmesinin kaçınılmaz olduğunu ve bunun için de zaman kaybetmeden, hızla devletin ciddi yaklaşımını gösterecek bazı çalışmaların açığa çıkması gerektiğini belirtiyor” dedi.
Derinlikli müzakerenin yolu
Baluken, Öcalan’ın derinlikli müzakerelerin başlayabilmesinin yollarını ise şöyle tarif etti: “Bugüne kadar dış dünyayla bağlantısı bile kısıtlı olacak şekilde bir süreci yürütmeye çalışıyordu. Gelinen aşamada, Sayın Öcalan’ın dış dünyayla daha rahat temasını sağlayabilecek, Akil İnsanlar, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin kendi görüşlerini öğrenebileceği bir zeminin mutlaka sağlanması gerektiğini ifade ediyor. Sayın Öcalan bu bir yıllık süreçten derinlikli müzakereye geçilmesi için güçlü bir çalışma yönteminin açığa çıkması gerektiğini belirtiyor. Kendisinin burada çok yoğun yapmış olduğu çalışmaların yasal bir zemininin olması gerektiğini ifade ediyor. Yine meşruiyet temelinde devletin yapması gereken çalışmalar olduğunu ifade ediyor. Eğer bu yasal zemin ve meşruiyet temelli bir yaklaşım ortaya konulursa bununla beraber bir üçüncü gücün de hakkaniyeti takip etmesiyle ilgili bir mekanizmanın devreye girmesi gerektiğini ifade ediyor. Üçüncü gücü de; daha önce izleme komisyonu, hakikatleri ortaya çıkaran bir komisyon ya da rolünü ve misyonunu tam oynayacak bir Akil İnsanlar Komisyonu olarak tanımlıyor. Burada yapmış olduğu çalışmaların yasal, meşruiyet ve hakkaniyet boyutunun artık devletin bir an önce sağlaması gereken koşullarla ortaya konulması gerektiğini ifade ediyor. Eğer bunlar sağlanırsa bu derinlikli müzakerelerin gelişebileceğini, derinlikli müzakerelerle yol alınabileceğini belirtiyor. Hükümetin mevcut yaklaşımından vazgeçmesi, seçim endeksli yaklaşan bir pratikten çok çözümü önceleyen ve kalıcı barışı getirecek derinlikli müzakere aşaması için bir mekanizmayı oluşturması gerektiğini belirtiyor.”
Çatışma arayanların işi
Türkiye ve Güney Kürdistan’ın Rojava politikasını eleştiren Öcalan, Nusaybin ve Ceylanpınar’da inşa edilen duvar için ise, “Tarihi bir Kürt-Türk çatışması arayanların işidir. Filistin, İsrail çatışmasını bu topraklara taşımaktır” dedi.
Öcalan’ın Rojava’yla ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Baluken, “Rojava’yla ilgili kazanımların kurumsallaşması için bütün süreçlerin hızla oluşturulması gerektiğini, bugüne kadar yapılan çalışmaların anlamlı olduğunu ancak bu çalışmaları hızla sonuç alacak şekilde detaylandırmak gerektiğini ifade ediyor. Özellikle çete saldırılarıyla ilgili halkın kendini koruyacağı öz savunma mekanizmalarını daha fazla boyutlandırmak gerektiğini belirtti” dedi.
Çeteler teşhir edilmeli
Çetelere yaklaşımın dört parça Kürdistan’da teşhiri için “Demokratik İslam Kongresi” adı altında Amed’de bir kongrenin yapılmasının anlamlı olduğunu, İslam’ın özünün, felsefesini, dinin özü ve faziletinin ne olduğu ile ilgili bütün kesimlerin katılacağı kapsamlı tartışmaların yapılması ve halkın nezdinde bu çetelerin tamamen teşhiriyle ilgili beklentilerini ifade etti.
Türkiye ve Güney yönetimine
Abdullah Öcalan, Türkiye’nin ve Güney Kürdistan’ın Rojava politikasına ilişkin de ciddi eleştirilerde bulundu: “Özellikle Türkiye’nin sınır kapıları üzerinden uygulamış olduğu abluka ve ambargonun kabul edilemez olduğunu, son olarak Nusaybin ve Ceylanpınar’da yükseltilmeye çalışan duvarın da kalıcı bir Kürt-Türk çatışmasını hedeflediğini de çok net bir şekilde ifade etti. ‘Tarihi bir Kürt-Türk çatışması arayanların işidir. Filistin, İsrail çatışmasını bu topraklara taşımaktır’ dedi. Bu yanlıştan devletin derhal vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Güney Kürdistan’da da özellikle Sêmalka kapısının kapalı olmasının kabul edilemez olduğunu, bunun artık bir zulüm aşamasına geldiğini ifade etti. Özellikle Güney Kürdistan’daki güçlere ve PDK’ye de bugüne kadarki bütün bu anlamsız yaklaşımları terkederek Ulusal Kongre ruhuna denk düşecek şekilde Rojava’ya yaklaşımın olması gerektiğini ifade etti. Bütün bu yaklaşımlarla beraber Rojava halkının mücadelesinin son derece önemli olduğunu, sonuç alacağını, Kürt halkının da dört parçada Rojava’daki mücadeleye sahip çıkması gerektiğini belirtti.
Abdullah Öcalan, çatışmalarda yaşamını yitiren PYD Eşbaşkanı Salih Muslim’in oğlu Şervan Muslim için, hem Muslim ailesine hem de tüm Kürt halkına başsağlığı ve taziye dileklerini iletti.
Deklarasyona destek
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, BDP heyeti aracılığıyla KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından açıklanan deklarasyonu desteklediğini belirtti. Deklarasyonu basın aracılığıyla takip ettiğini kaydeden Öcalan, deklarasyondaki tespitlerin, ifadelerin doğru olduğunu söyleyerek, daha önceden dile getirdiği “demokratik ulus projesi”ne işaret etti. Baluken, “Sayın Öcalan, Bu demokratik ulus projesinin gerek Türkiye’de gerek Kürdistan’da gerekse de Ortadoğu’da tek çözüm projesi olabileceğini ifade ediyor. Dolayısıyla hükümetin ve devletin, bugüne kadarki tekçi anlayışını mı yoksa demokratik ulus çözümlemesini mi esas aldığını görmek istiyor” diye konuştu.
8 boyut hayata geçirilmeli
Öcalan, “Süreç artık devletten bir düzenleme yapılıp yapılmayacağını bekleme süreci değil, daha önce ortaya koymuş olduğum demokratik ulus projesinin 8 boyutunun hızla hayata geçirilmesini gerektiren bir süreçtir” dedi.
METİN İNAN/DİHA/AMED