ERKAN GÜLBAHÇE / ST.AVOLD


Fransa’nın Saint Avold kentinde Kürt halkına hizmet veren St. Avold Kürt Toplumu Derneği, dönem dönem ara verse de 1984 yılından beri faaliyette. Bölgede Kürtlerin dağınık yerleşiminden dolayı hafta içi açılmasa da dernek, hafta sonu oldukça işlek. Bağlama, Kürtçe dil, folklor kursları ve diğer aktiviteleriyle önemli çalışmalar yürüten derneğin Kültür Komisyonu Sözcüsü Atıf Özdemir ile çalışmalara katılan öğrenciler ve aileleriyle görüştük. 

Derneğin 33 yıldır çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Özdemir, devam ediyor: “Dönem dönem kapansa da çok zaman geçmeden yeniden faaliyete geçmiş. Şu anda içinde bulunduğumuz dernek, 4 yıl önce açıldı. Sadece hafta sonu açık ama hafta sonu oldukça işlek. Açıkçası bu yer bizim ihtiyaçlarımızı karşılamıyor. Ve yeni bir yer için çalışmalarımız devam ediyor.” diyor. 


Bağlamadan futbola...

Meclis olarak 4. dönem çalışmalarını yürüttüklerini aktaran Özdemir, “Meclise bağlı 5 kişiden oluşan bir kültür komisyonumuz var” diyerek yürüttükleri çalışmaları şöyle aktarıyor: “Derneğimiz bünyesinde folklor, bağlama, Kürtçe dil kursları veriliyor. Aynı zamanda Fransa Amatör Ligi’nde oynayan bir futbol takımız ile Hêja adında bir müzik grubumuz var. Derneğimizin kuruluşundan itibaren bağlama kursu veriliyor. İki grup halinde ders alıyorlar. Toplamda 40’a yakın öğrenci, Hasan Hüseyin Talaz hocamızdan ders alıyor. Derneğimizde ders alan öğrenciler Saarbrücken’deki derneğe bağlı çalışmalarını sürdüren Koma Dengê Mezopotamya Bağlama Grubu’yla birlikte birçok yerel ve genel etkinlikte sahne alıyor.”


Koma Hêja Grubu

Dernekte eğitim alan çocuklarda gelişimi gözlemleyebildiklerini de kaydeden Özdemir, bunu şöyle açıklıyor: “Artık tek başlarına sahneye çıkabiliyorlar. Koma Dengê Mezopotamya grubuyla sahnelere çıkmakla birlikte bundan sonra yerel etkinliklerde Koma Hêja olarak sahne alacaklar. Ayrıca Koma Hêja adıyla 7 ile 14 yaşları arasındaki çocuklardan oluşan ayrı bir çocuk koromuz da var. Bunlar da birçok yerel etkinlikte sahneye çıktı. 2017 yılında yapılacak Mihrican yarışmasına bu iki grubumuz da katılacak. Bunun için çalışmalarımız devam ediyor.”


Çocuk folklor grubu

Dernekle yüze yakın çocuk ve gencin ilişkili olduğu bilgisini de veren Özdemir, çocuklardan 12’siyle bir folklor grubu kurduklarını söylüyor. Bu grup da bölgedeki etkinliklerde sahne alıyor.


Kürtçe dil kursu

St. Avold Kürt Toplumu Derneği’nde ayrıca 20 kişilik çocuk grubuna Kürtçe dil kursu veriliyor. Önümüzdeki günler için hedef, bir de yetişkinlere yönelik dil kursu açabilmek.


20’nin üzerinde lisanslı oyuncu

Derneğe bağlı FC Azadî Futbol Takımı ise üç seneden bu yana yeşil sahada. İlk sene amatör ligin üçüncü derecesinde olan takım, şu anda ise ikinci derecede top koşturuyor. Devre arası öncesinde bulundukları ligde dördüncülüğe kadar yükselmişler. Takımda yirmiden fazla lisanslı sporcu bulunuyor.


Derneği de finanse ediyor

Dernekte pazar kahvaltısı ve yemeği de adeta gelenek haline gelmiş. 36 aileden oluşan bir grup, her hafta nöbetleşe bu işleri üstleniyor. Bu etkinlik, hem bölgedeki Kürtlerin birbirini tanımasını ve bir araya gelmesini sağlıyor hem de derneğin giderleri için maddi kaynak yaratıyor.

Bunun yanı sıra bazen de kadınlar özgün etkinlikler düzenliyor.

Tüm bu etkinlikler dolayısıyla derneğe pazar günleri yüz civarında kişi geldiği söyleniyor. Hatta Özdemir’in verdiği bilgiye göre bugünlerde dernekte oturacak yer bulmak dahi zorlaşıyor. Dernek, bu dayanışma ve birliktelik ruhu sayesinde finansal ihtiyaçlarını karşılamakta hiçbir zorluk yaşamıyor.


Eğer şimdi getiremezsek...

Özdemir, derneğin bulunduğu St. Avold kentinin Almanya-Fransa olduğuna dikkat çekiyor ve bu nedenle “kaçakçılık” gibi işlerin yaygın olduğunu belirtiyor. “Gençleri bu tür işlerden uzak tutmak istiyoruz” diyen Özdemir, devam ediyor: “Bunun için de derneğimizi gençler için çekici hale getirmeliyiz. Kültürel çalışmaların dışında bir proje geliştiremiyoruz. Oysa farklı projeler üzerinde çalışma yürütmemiz gerekiyor. Eğer biz bu eksikliği görüp gençleri tatmin edecek projeler geliştirmezsek gençlerle aramızdaki mesafe gün geçtikçe daha da açılacak ve hiçbir derneğimiz bir daha gençler için çekim merkezi olamayacak. Tabii çocuklarını derneğe çekme noktasında ailelerin de istekli ve yönlendirici olması gerekiyor.”


‘Suçlusu biziz’

Derneğin yerinin, mekânının uygun olmasının çok önemli bir gereklilik olduğuna da vurgu yapan Özdemir, “Çocuk odası, bahçede oynayabilecek alanlar olması gerekiyor” diyor ve ekliyor: “Çocukken derneğe bağlanan insan, gelecekte de o bağlılığını sürdürür. Gençler içinse turlar, kurum ziyaretleri gibi etkinlikler düzenlenebilir; kamplar yapılabilir. Eğitim sorunumuz var. Tüm derneklerde eğitim çalışmaları yapılmalı. Tüm eksiklerimizi tamamlayıp halen de gençleri derneğe çekememişsek, ancak o zaman suçu başkalarına atabiliriz. Şu durumda gençlerin derneğe yeterince ilgi göstermemesinin suçlusu biziz.”


Bütün etkinliklerin ya öğrencisi ya ‘mamoste’si

Dernekte folklor grubunda yer alan, arkadaşı Aleyna Pektaş’la birlikte folklor eğitmenliği yapan, bağlama eğitimi alan, Kürtçe derslerine de katılan Berfîn Çiftçi, hayallerini dernek vasıtasıyla gerçekleştirmiş. Berfîn, küçüklüğünden beri hep festivallere, gecelere katılırmış ve folklor ya da müzik gösterilerini izlerken hep içinden, “Acaba bir gün ben de onlar gibi sahneye çıkabilir miyim” diye düşünürmüş. Şimdi sahneye çıkmakla kalmıyor, sahneye çıkacak olanları eğitiyor. Hem de henüz 16 yaşında...

Berfîn, ilk olarak 4 yıl önce dernekteki bağlama kursuna katılmış. Koma Dengê Mezopotamya Çocuk Grubu’yla birlikte Almanya’daki merkezi Newroz etkinliğinde sahne almış ve daha da motive olmuş. Bundan sonra artık kültür çalışmalarını elinden geldiğince kaçırmadan takip etmiş.

Bir süre folklor eğitimi, eğitmen yokluğundan aksamış St. Avold’da. O sırada çok üzgünmüş Berfîn ama yeniden başladığı anda o da dahil olmuş. Şimdiyse ne kadar kültür çalışması varsa dahil oluyor.

“Burada yaşayan Kürt gençlerinin çoğu kültürlerini unutmak ile yüz yüze” diyor Berfîn ve devam ediyor: “Oysa Kürt kültürü çok zengin ve bizim için çok değerli. Ben bütün gençleri derneğe çağırıyorum. Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir. Her Kürt çocuğu da kendi kültürüyle büyümeli.”



Kızım dernekte kültürüyle büyüyor

Berfîn’in annesi Filiz Çiftçi de kızının dernekteki kurslara devam etmesi ardından geçirdiği dönüşümden çok memnun. Çiftçi, duygularını şu sözlerle ifade ediyor:

“Ben 3 yaşımda Fransa’ya geldim ve ülke özlemiyle büyüdüm. Babam kaval çalardı, bu nedenle akşamları evimiz sürekli dolardı. Misafirlerimiz ara sıra babamın kavalına söyleyerek eşlik ederdi. Bu nedenle hep büyüyünce bir enstrüman çalmak istedim. Maalesef bu hayalimi gerçekleştiremedim. Ama çocuklarım şimdi dernek sayesinde hayalimi gerçekleştiriyor.

Bu çalışmalar çok değerli. İki kızım da bağlama ve Kürtçe kurslarına gidiyor. Hafta sonu kurslara gelen çocuklar sayesinde dernek cıvıl cıvıl. Derneğin bu halini görünce aklıma babamın kaval çaldığı anlar geliyor, adeta çocukluğumu yeniden yaşıyorum.

Büyük kızım, 12 yaşına kadar sadece Fransızca pop müzik dinliyordu. Derneğe geldikten sonra Kürtçe dinlemeye başladı. Eğer 16 yaşında bir kız dengbêjleri dinliyor ve Şakiro’nun şarkılarına hayran oluyorsa, ne söylenebilir ki? Dernekte büyüyen çocuklar kültürleriyle büyüyorlar. Nereden geldiklerini ve nereye gitmek istediklerini öğreniyorlar.

Çocuklarım bu çalışmalar sayesinde Newroz’da ve festivalde sahneye çıktı. Tabii bu da her ailede olduğu gibi benim için de gurur kaynağı oldu. Anne ve babaları çocuklarını dernekte yetiştirmeye, kültürleriyle, dilleriyle büyütmeye davet ediyorum.”


Gençleri daha fazla kapsamak için...

St. Avold Kürt Toplumu Derneği, birçok dernekle kıyaslandığında gençlere yönelik etkinlikler konusunda olumlu bir performansa sahip gibi görünüyor; ancak kendileri durumdan hiç de memnun değil. Sürekli olarak bu çalışmaların “yeterli düzeyde olmadığını” belirtiyor ve geliştirme gayretlerinden bahsediyorlar.

Kültür Komisyonu Sözcüsü Atıf Özdemir, FC Azadi Spor Kulübü’ne 30’a yakın gencin devam ettiğini ancak bu sayının çok yetersiz olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Derneği gençler için çekim merkezi haline getirmek için bu etkinlikleri yoğunlaştırmamız gerekiyor. Biraz eksik kalıyor. Oysa burada çok yoğun bir genç kitle var. Bunların yüzde 70’i başka çevrelere takılıyor, zamanını boşa harcıyor.”

Örgütlü bir çalışma olduğunda gençleri derneğe çekmenin mümkün olacağını kaydeden Özdemir, “Çünkü” diyor ve devam ediyor: “Olağanüstü bir durum olursa bir telefonda derneğe 100-150 genç geliyor. Demek ki bir duyarlılık var. Eğer bu varsa o zaman doğru adımları da atmak gerekiyor. Gençliğe yönelik dernekte hem kültürel etkinlikleri hem de sportif çalışmaları artırmamız gerekiyor. Bu konuda yetersiz kalıyoruz. Oysa dışarıda gençliği yozlaştırmak isteyen, hiçleştirmek isteyen birçok tuzak var. Gençliği özüyle buluşturmak, kendi mücadelesine katmak için çalışmamız gerekiyor. Bunun için de yeni projeler ortaya koymalıyız.”


Kendimi daha fazla Kürt hissettim

Dernekteki çalışmalarda yer alan Kürt çocuk ve gençleri kültürel çalışmalardan memnun. 

17 yaşındaki Aleyna Pektaş, hem derneğe bağlı folklor grubunda yer alıyor hem de arkadaşı Berfîn Çiftçi ile birlikte folklor eğitmenliği yapıyor. Bunun yanında şimdi de bağlama dersi almaya başlamış. Duygularını şöyle anlatıyor: “Burada 12 kişilik kız folklor grubumuz var. Benim için aileden sonra folklor ve bağlama gelir, ikisini de çok seviyorum. Botan yöresine ait oyunlar oynuyoruz. Her Kürt gencinin kendi kültürünü öğrenmesi gerekiyor. Ben bağlama ve folklora geldikten sonra kendimi daha bir Kürt hissettim, Kürdistan’la bağlarım daha da gelişti.”

Ezgi Kaygan ve Melisa Usta da folklor ve müzik korosunda yer alıyor. Ezgi ve Melisa, birbirinin kuzeni. Nereden geldiklerini öğrenmek ve kültürlerini tanıyıp çevrelerine göstermek için kültürel çalışmalarda yer aldıklarını belirtiyorlar. İkili, “Bir insan eğer ben Kürt’üm diyorsa Kürt kültürünü bilmek zorunda” diyor. 


Çocuklarım çok değişti

Üç çocuğu dernek bünyesindeki çalışmalara katılan Oya Pektaş da dernekteki kültürel çalışmaların önemine vurgu yapıyor. Kendisi Türk eşi Kürt olan Pektaş, “Çocuklarımızı buraya getiriyoruz ki kültürlerini öğrensinler, kendilerine yabancı olmasınlar. Bunun yanında kendi kültürlerini öğrenirken kötü alışkanlıklardan da uzak tutmuş oluyoruz. Onun için burada yapılan çalışmaları beğenmekle birlikte destekliyoruz” diyor. 

Dernekte yer almanın çocuklarının yaşamını değiştirdiğinin de altını çizen Pektaş, ekliyor: “Çocuklarımı sahnede görünce farklı duygular yaşıyorum. Gururlanarak izliyorum. Benim çocuklarım buraya geldikten sonra aileye karşı değişti. Daha saygılı oldu. Kendi kültürlerini öğrendikçe ülkemiz hakkında daha fazla sormaya, araştırmaya başladılar. Olumlu yönde bayağı değiştiler.”



Şimdiden sahnelerde 

Henüz 7 yaşındaki Adar Özdemir ise 2 yaşından beri şarkı ezberleyip söylüyormuş. Adar, “Söylemeyi çok seviyorum. Koma Dengê Mezopotmya grubuyla kaç kez sahneye çıktım. Yerel eylem etkinliklerde söylüyorum. Büyüyünce profesyonel müzikle uğraşmak istiyorum” diyor.