Dêrsim kadını, hem politikadaki hem de ekonomik ve toplumsal hayattaki yeri bağlamında tartışılmayı hak ediyor. Öyle ki, gerek otobüs şoförlüğü, ayakkabı boyacılığı gibi erkekle özdeşleştirilmiş meslekleri yapmalarıyla gerekse de Kürdistan'ın diğer bölgelerine göre daha az toplumsal baskıyla karşılaşmalarıyla sıklıkla gündeme gelen Dêrsimli kadınların sorunlarının aslında çok da derinlikli analiz edilmediğini söylemek mümkün.

Belediyesinde üç dönemdir kadın rengi bulunan Dêrsim'de, Barış ve Demokrasi Partisi Dêrsim Eşbaşkanı Leyla Akyıldız'la, Munzur'un kadınlarını konuştuk.

'Daha da cesaretlendirmeliyiz'

1938 Dêrsim Katliamı'ndan bu yana Dêrsimli kadınların direnişleriyle hep öne çıktığını belirten Akyıldız, "Kadınları biraz daha cesaretlendirmemiz gerekir" diyor.
Dêrsimli kadınların hafızasında coğrafyalarının yüzyıllardır maruz kaldığı zulmün ciddi etkisi olduğunu vurgulayan Akyıldız, buna dair şu anısını anlatıyor: "Ovacık'ta ilkin bir köye gittik. Bir ziyaret köyüydü. Köyde yıkık evleri gördüğümüzde merak ettik ve ne olduğunu sorduk. O evde yaşayan yaşlı teyze bizi görünce ev halkına hemen, 'Ni kame? Ceveru zade!' (Kim bunlar? Kapıları kapatın!) dedi. Ardından da, 'Kimbilir yine ne için geldiler' diyordu. Kimbilir bilinçaltında ne yatıyor! Ben de aynı dilden konuşmaya başladım ve kendisine yaklaştım: 'Mabê xêr. Sekena?' Biraz cesaret aldı, konuşmaya başladı.

'Anadiliyle konuşunca derdini anlatıyor'

Onun dilinden konuşunca dertlerini anlatabiliyor. Yaşlılarımızın bilinçaltlarına yerleştirdikleri tahribatı, şiddeti, yılların verdiği onca şeyi dinlerken hayretler içinde kalıyorsunuz. Bütün bunları; bu acıları içlerinde hapsetmişler. Bu yüzden de çok tedirginler. Dedim ki; 'Teyze, niye bu kadar tedirginsin? Biz sizi görmeye geldik; anlamaya çalışıyoruz. Ne yaşadınız, durumunuz nasıl?' 38'li, 90'lı yılları yaşamış o teyze bana şunu dedi: 'Bize gelen ya baraj için geliyor ya da başka bir acı vermek için... Yoksa kolay kolay gelmezler.'
"Dışarıdan iyi bir şey için gelmezler", düşüncesi hakim. Tabii biz ona kendimizi, partimizi, doğaya olan sevdamızı anlatınca teyze rahatlama yaşadı ve anlatmaya başladı: 'Biz buraya el basıp yemin ediyoruz; kutsal biliyoruz. Sevgili olduğumuz zaman birbirimize Munzur Suyu üzerine yemin içiyoruz. Ama suyumuzu kirletiyorlar.'
38'i sorduğumuzda ise bahsetmek istemiyor. Aslında Dêrsim halkı halen 38'le yüzleşemiyor. Ölene kadar anlatmıyorlar. Bir nevi, yaşanan o kötülükleri sevdiklerine anlatmak istemiyorlar."


İşsizlik yalnızlaştırıyor
Kadınların en büyük sorunlarından birinin iş alanı yaratılmaması olduğunu belirten Akyıldız, "Erkekler yine kahvelerde, orada burada buluşup deşarj olabiliyor; ama kadınlar için çok zor. Böylelikle kadınlar, gün geçtikçe biraz daha yalnızlaşıyor. Mesela Dêrsim kadınının bilinen özelliği, aşırı temizlik hastası olmalarıdır. Yeri geldiğinde 24 saat evde temizlik yapmak ister. Bu da biraz yalnızlığın verdiği stresle ilgili bir durumdur aslında" diye aktarıyor durumu.
Kadınların ekonomik yaşama katılımını sağlaması için gerçekleştirilebilecek projeler konusunda tartışmalar yürüttüklerini vurgulayan Akyıldız, sorunun kaynağıyla ilgili ise, "Genel duruma baktığımızda, karşımıza üretim ilişkileri çıkıyor. Halkımızın önemli kısmı eski dönemlerde kendi üretimini yaparak geçimini sağlarken, bugün bunun yolları ya kapanmış ya da engellenmiştir. Bu da en çok kadını etkilemektedir" diyor.

Köyden kente göçün sonucu...

Dêrsimli kadınların köylerinden koparılmasının ciddi bir yıkım yaşattığını anlatan Akyıldız, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Köyde alışmış; bahçesini ekiyor, bostanını ekiyor, hayvanı varsa otlatıyordu. Eskiden 'Cacım Atölyeleri' dediğimiz kilim ve halı dokuma atölyelerimiz vardı. Hemen hemen her köyde vardı. Kadın evin halısını kendi evinde yapıyordu. Kendi yünüyle, kök boyasıyla... Köylerin boşaltılmasıyla bu da bitti. Kentte kadınlar yabancı; üretim ilişkilerinden uzaklaşmış, köyünden kopmuş ve yalnız yaşamaktadır. Bu kendine olan güvenini de etkiliyor; çünkü üretmek aslında insanı güçlendiriyor. Hem ekonomik anlamda hem de motivasyon, özgüven anlamında güçlendiriyor."
Dêrsim'de son yıllarda kadının ekonomik hayata katılımının arttığını ve bunda Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin (DÖKH) çok önemli etkisi olduğunu vurgulayan Akyıldız, "Var olan ama saklı tutulan düşünce ve hisleri açığa çıkarıyor. Örgütlü insan daha da güçlü oluyor" diyor.
Dêrsimli kadınların başka bir sorununun da halklarıyla birlikte anadillerinden koparılmak istenmeleri olduğunu ekleyen Akyıldız, "Özellikle kadın çalışmalarında ortaya çıkan bir şey var: Kadınlarımız kendilerini anadillerinde daha iyi ifade ediyor. Kirmanckî anlattığınız bir şeyi Türkçe anlattığınız zaman etkisi daha düşük oluyor. Kadınlarımız duygularını, yaşadıklarını, yalvarışlarını, dualarını, güneşe seslenişini en rahat, en kolay şekilde kendi anadiliyle yapabiliyor" diye belirtiyor.

Gerçek Aleviliği de kadınlar yaşatıyor

Dêrsim'deki cem evlerinin Aleviliğin asimile edilmesi uğraşının parçasına dönüştüğüne, gerçek Aleviliği ise kadınların yaşattığına dikkat çeken Akyıldız, bu durumu şu sözlerle açıklıyor: "Dêrsim kadını her Perşembe niyaz yapar; ölmüşlerin ruhuna bir şeyler adar. Kendi coğrafyasından, toprağından, taşından, dağından rızalık alarak yaşar. Dêrsim kadını yaşadığı toprağı, taşı, dağı, ağacı, her şeyi kutsar. Örneğin böyle kutsal ziyaretlerimiz var; Gola Çeto gibi... Gola Çeto sular altında bırakıldığında kadınlarımız etrafında günlerce ağladı. Bu kutsal ziyaretimizi kurtardığımızda ise binlerce insanımız toplandı ve ilk işleri niyaz yapıp Gola Çeto'ya adak adamak oldu. Düzgün Baba, Ana Fatma, Henîyu Pîl... Hepsinde öyle. Kadınlarımız işte bu derece inançlı."

Güneşi ve insanlığı selamlayan kadınlar...

Kadınların birlik ruhuna da en fazla sahip olanlar olduğunu vurgulayan Akyıldız, "Örneğin Dêrsimli Kızılbaş Alevi kadınımız dua ettiğinde, 'Önce bütün alemi kurtar; bütün aleme bolluk, bereket ver; sonra da yanında bizi kurtar' derler. Herkesi bütün görür. Açgözlülük, dar bakma, ayrımcılık, dışlama bizim inancımızda, kadınımızda yoktur. Kadınlarımız her sabah güneşi selamlarken, aslında tüm insanlığı selamlar" diye aktarıyor.

'Kadınlar pek çok konuda öncü'
Dêrsim'de BDP'nin kadın politikasının önemli derecede karşılık bulduğunu söyleyen Akyıldız, kadınların politik hayattaki rolünü ise şu sözlerle anlatıyor: "BDP'de kadının ayağı erkekten daha güçlüdür. Bunu sadece biz değil, başka partiler de söylüyor. 'Sizde kadınlar yoğun ve aktif' diyorlar. Gerçekten de kadınlarımız daha aktif ve daha bilinçli olduğunda, bizi kimse durduramıyor. Yani kadın etkileyebiliyor, gücünü ortaya koyabiliyor. Kadın gücünü ortaya koyduğunda daha sağlam bir çalışma gerçekleşiyor. Şimdi de kadınlarımız her gün toplantıda, mahalle çalışmasında, örgütlenmeye çalışıyor. Eskiye göre daha fazla kadın toplantısı yapıyoruz. Kadınların sorunlarını birebir kendilerinden öğrenmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Diğer sorunlarda da, mahallenin çöp sorununda park sorununa kadar her sorunda kadın ön plana çıkıyor. Sorunları tarif ediyor, 'şunlar şunlar var' diyor. Kadınlarımız yaşamın her alanında öncü rol alarak birçok başarıya imza atıyor. Bu durum bizi sevindirdiği kadar gururlandırıyor da."


NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU/DÊRSIM