Bununla ilgili en güçlü kaynak, Şoşê şehrinde bulunan Daniyel Peygamber’in mezarı yakınındaki heykeldir. Çünkü sözkonusu heykelin üstünde müzik çalan iki erkekten birinin elindeki aletin tembûr olduğu çok net görülmektedir. Heykelin Zerdüşt Peygamber zamanına ait olduğu gözönünde bulundurulduğunda, en az 5 bin yıllık bir geçmişi olduğu anlaşılır.
Bu gerçeği ortaya koyan bir başka kaynak da, Musul kentinde bulunan Yunus Peygamber tepesinde bir duvar üstüne oyulmuş tembûr resmidir. Çok ince bir şekilde taşa işlenmiş resimde, aletin de bütün incelikleri gözle görülebiliyor.
Bu kadim müzik aleti, bugün dünyanın birçok yerinde değişik adlarla anılıp çalınıyor. Ama tınısı her yerde neredeyse aynı: Gökyüzü ve meleklerin sesini andıran bir sestir bu. Özellikle başta Mezopotamya olmak üzere Çin, İran, Türkiye, Irak, Azerbaycan, Ermenistan gibi ülkelerde tembûr aleti büyük bir saygınlığa sahiptir. Zira birçok kitlesel dini ayin ve kutlamalarda çalınır. Tanrıya dualar da tembûr eşliğinde yapılır.
İlk tembûrun hangi yıl yapıldığını kesin bir şekilde bilmiyoruz. Ancak bütün veriler, tembûrun İslamiyet’ten yüzyıllar önce Mezopotamya’daki halklar tarafından çalındığını ve ahşapla yapılan birçok müzik aletinin de tembûrdan esinlenerek yapıldığını gösteriyor. Bazı Arap tarihçilerine göre ilk tembûr, Lut Peygamber döneminde yapılıp çalındı.
Tembûr, Eşkani ve Sasaniler döneminde de büyük bir öneme sahipti. Genellikle ud, ney, arp ve mizmar gibi diğer müzik aletleriyle beraber çalınırdı. Günümüzde ise Orta Asya’da yaşayan halklar tarafından dumbra, çongur, tunbre, tenbûra veya tenbûr şeklinde adlandırılıp kullanılıyor. Kürdistan’da da bu müzik aleti, değişik alanlarda temûre, tembûr, tenbûr ve temîre gibi değişik adlar ve formlarda çalınıyor.
İslamiyet’in ortaya çıkışından sonraki dönemde de, birkaç başka müzik aletinin yanında tembûr, herkesten önce, özellikle şairlerin dikkatini üstüne çekmiş ve dönemin ozanları tarafından kullanılmıştır. Ayrıca Abbasiler döneminde de en sevilen müzik aletlerinin başında gelirmiş.

Tembûr formu veya çeşitleri

Tembûrun uzunluğu çeşitli örneklerde değişik olmasına rağmen, genelde 85-90 santim civarında ve tekne, klavye (sap), tel bağlama takozu, tekne eşiği, klavye eşiği ve 3 ya da 4 ayar burgusundan oluşur.
Tembûrda tekne, armut şeklinde olur, klavyesi uzundur; 12 veya 14 perdeden oluşur. Her birinin arasındaki mesafe bir veya yarım perde kadardır. Tembûrda, diğer müzik aletlerinin tersine, çeyrek perdeler bulunaz. Bu da tembûrun orijinalitesini koruduğunun işareti olarak gösterilir. Tembûrun perde sistemindeki Aryani halkların bu müzik özelliği de, enstrümanın Mezopotamya’da yaşayan Aryan kültür grubuna bağlı halkların kadim ve kutsal sazı olduğunun işaretidir.
16. yüzyılın tanınmış şair ve müzisyeni Derwêş Eli Çengî’ye göre tenbûr, Yunanca ‘ten’ (kalp) ve ‘bure’ (temizleme) sözcüklerin bileşiminden ortaya çıkmış bir isim. Tenbûr bu teoriye göre, ‘kalbi temizleyen/arındıran’ anlamına geliyor. Tenbûr, dünyanın birçok yerinde Quçanî, Şerwanî, Bexdadî, Tîsfunî, çift tar çeşitleri, Çugu, Qepoz gibi formlarda bulunur.

Tembûr öğrenmenin beşiği Kirmaşan

Doğu ve Güney Kürdistan’da, özellikle de Kirmaşan’ın Kerend, Gehware, Sehne, Mahîdeşt ve Dînwer bölgelerinde ve Hemedan’ın birçok köyünde genellikle Tîsfunî Tembûr kullanılır. Kakeyi Kürtleri tarafından kutsal saz sayılan tembûr, bütün dini merasim ve ayinlerde kullanılır, dualar ve stranlar tembûr eşliğinde okunur.
Tembûr, gerek Kirmaşan’da gerekse de Kürdistan’ın diğer birçok bölgesinde, hem solo hem de topluca söylenen müziklerde kullanılan temel enstrüman olarak bilinir. Bundandır ki Kürtler, tembûrsuz irfani müziği, renksiz ve anlamsız müzik olarak değerlendirir. Bu, tembûrun kutsal saz olarak görülmesinin, tembûru çalanların ise halk arasında çok saygın insanlar olarak karşılanmasının sebebidir. Hatta bazı müzisyenler abdest almadan tembûru çalmadıkları gibi, enstrümanı ellerine bile almaz.
Günümüzde Doğu Kürdistan’ın Kirmaşan kentinde Goran ve Sehne bölgeleri, tembûr öğrenmenin beşiği olarak adlandırılır. Tembûr, Goran ve Kerend’de ‘tembûyere’, Sehne’de ‘temîre’, Loristan’da yaşayan Lekler arasında ‘temûr’ diye isimlendirilir. Tembûr ayrıca Ehl-i Hak da denilen Kürt Yaresanların kutsal sazı olarak bilinir.
Ehl-i Hak inancına göre, tembûrun sesi insan ruhuyla o denli özdeşleşmiş ki, Yaresanlar bu alete ‘hakkın sesi’ anlamına gelen „Nîda ul Heq“ diyorlar. Ehl-i Hak inancına göre, ruh Adem’in vücudundan girmek istemeyince Cebrail, tembûrda çalınan en eski makam olan „terz makamı“nı söylemiş; bunu duyan ruh, sarhoş be mest olup, Adem’in vücuduna girmiş. Bundan dolayı Ehl-i Hak inancından insanlar arasında tembûr çalmak kutsal sayılır. Özellikle bu inancın önde gelenlerinin tembûr çalabilmesi şart.

Şah Xoşîn’in sazı

Tembûr kullanımının en yaygın olduğu ve geliştiği dönem, hicri takvime göre (Selçukluların dönemi-6. yüzyılda), Şah Xoşin olarak da tanınan, aynı zaman Baba Tahirê Hemedanî’nin müritlerinden olan Loristanlı Mübarekşah dönemi olarak bilinir.
Mübarekşah, ordusunda 900 kişilik gruplara ayırdığı müritlerinin, Zikir ve Sema merasim ve toplantılarında çalabilmeleri için herbirinin en az bir müzik aletini öğrenmesini şart koşuyordu. Grup yöneticisi başta olmak üzere, 900 kişi aynı anda tembûr çalıyordu. O günden bugüne, Ehl-i Hak inancında olanlar tembûru, „Şah Xoşîn’in sazı“ olarak da tanımlıyor.

Tembûr makamları
Başlıca Tembûr makamları iki türlüdür.
‘Kilam’ ya da ‘Heqani’ makamı: Sadece dini merasim ve ayinlerde söylenir.
‘Meclis’ ve ‘Mecazi’ makamları: Her türlü ortam ve vesile ile söylenebilir.
Heqani makamı (kilam, yarî):
Tembûr müziğinin bel kemiği olarak, Ehl-i Hak inancının, ‘kilam’ denilen dini marşları bilinir. Bu makam sadece tembûr eşliğinde solo olarak söylenir. Ehl-i Hak din alimlerinin sözlerinden oluşan her kilamın kendine özgü bir metni var. Kilamlar genelde ‘menzum’ ve ‘hicayi’ şeklinde olur ve Ehl-i Hak inancının ‘serencam’ gibi dini kutsal kitaplarından seçilirler. Temel olarak sayılan, ‘perdyuri’ de denilen ve Sultan İshak döneminden kalma 72 tane başlıca ‘kilam’ bulunmaktadır.
Meclis makamı (Bastanî):
Tembûr usta ve çalgıcıları bu makamları, yarî, kilam ve heqanî  olmayan makamlar olarak da adlandırırlar. Bu makamlarda tembûr temel müzik aletidir. Bu makamlardan bazıları aynı zamanda davul, zurna, duzele, balaban ve kaval ile de söylenir. Ancak bunların büyük bir kısmı, günümüzde ya unutulmuş ya da unutulmak ve kaybolmakla yüzyüze kalmış durumda. Bu makamların büyük çoğunluğu ‘terz’ biçiminde çalınır.
Mecaz makamı:
Mecaz makamı Goranî Makamı olarak da adlandırılır. Birçok oyun havası ve diğer Kürt müziği örnekleri bu makama girer. Bu makam, diğer iki makama nazaran, ‘daha yeni makam’ olarak bilinir. Her ne kadar bu makamda dini anlamda ‘ruhani’ renk fazla görülmezse de, içinde sanatsal bir zenginlik barındırıyor.
Mecaz makamı, stran, davul, zurna, duzele, balaban, darbuka, kaval ve kemençe ile de çalınabilir. Bu makam, eşsiz bir sanatsal zenginlik içeriyor. Kürdistan ve Kirmaşan müziğinin en büyük kısmını da
içinde barındırıyor.

Yararlanılan kaynaklar:
- Elî Esxer Nesrullah Pour / Sazhaye Kurdî (Kürtçe Sazlar) -Farsça
- Seyid Xelîl Alî Nijad / Geçmişten günümüze Tembûr - Farsça